Çin Devlet Başkanı Yardımcısı Han Zheng, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ABD'nin İran ve Küba'ya yönelik tek taraflı yaptırımlarına sert eleştiriler yöneltti. Han, ABD'yi doğrudan isimlendirmekten kaçınsa da, uluslararası hukuka ve çok taraflılığa vurgu yaparak, tek taraflı zorlayıcı önlemlerin kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu konuşma, Çin'in küresel sahnedeki diplomatik duruşunu ve ABD ile olan rekabetini gözler önüne serdi.
ABD'ye Karşı Dolaylı Eleştiri
Han Zheng, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, "tek taraflı yaptırımlar ve uzun süreli yargı yetkisi" uygulamalarının uluslararası düzeni bozduğunu ifade etti. İran ve Küba'ya yönelik ABD yaptırımlarını açıkça kınamasa da, bu ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Han, "Hiçbir ülke kendi iç işlerine müdahale edilmesine izin vermemeli ve uluslararası toplum, tek taraflı zorlayıcı önlemlere karşı birlik olmalıdır" dedi. Çinli yetkili, ayrıca gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkının korunması gerektiğinin altını çizdi.
ABD yönetimi, İran'a nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle, Küba'ya ise insan hakları ihlalleri ve demokrasi eksikliği gerekçesiyle yaptırım uyguluyor. Çin, bu yaptırımları uzun süredir eleştiriyor ve her iki ülkeyle ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor. Han'ın konuşması, Çin'in ABD'nin baskı politikalarına karşı küresel bir denge unsuru olma çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor.
Çin'in Küresel Duruşu ve Çok Taraflılık Vurgusu
Han Zheng, konuşmasının büyük bölümünü çok taraflılığın önemine ayırdı. "Uluslararası ilişkilerde güç politikası ve hegemonya reddedilmelidir" diyen Han, BM'nin uluslararası sistemin merkezinde kalması gerektiğini savundu. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerle küresel kalkınmaya katkı sağladığını belirten Han, iklim değişikliği, yoksullukla mücadele ve salgın sonrası toparlanma gibi konularda işbirliği çağrısı yaptı.
Uzmanlar, Han'ın konuşmasının, Çin'in özellikle Küresel Güney ülkeleri nezdinde ABD'ye karşı bir alternatif oluşturma stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor. Çin, son yıllarda İran ve Küba ile ticari ve askeri bağlarını güçlendirirken, ABD'nin yaptırımlarına karşı ortak bir cephe oluşturmaya çalışıyor. Ancak bu duruş, Batılı ülkeler tarafından insan hakları ve demokrasi standartlarına aykırı olmakla eleştiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Çin'in BM'deki bu çıkışı, ABD-Çin rekabetinin uluslararası platformlardaki yansıması olarak değerlendiriliyor. İran nükleer anlaşması (JCPOA) müzakereleri tıkandığı bir dönemde, Çin'in İran'a verdiği destek, Washington'ın Tahran üzerindeki baskısını zayıflatabilir. Küba ise ABD ambargosu altında ekonomik zorluklarla boğuşurken, Çin'den aldığı destek Havana'nın ayakta kalmasına yardımcı oluyor.
Öte yandan, Çin'in bu tutumu, Rusya ile birlikte "çok kutuplu dünya" söylemini güçlendiriyor. Moskova da benzer şekilde ABD yaptırımlarına karşı çıkıyor ve İran, Küba, Venezuela gibi ülkelerle işbirliğini derinleştiriyor. Bu eksen, Batı'nın uluslararası sistemdeki hakimiyetine meydan okuma potansiyeli taşıyor.
Ancak Çin'in bu politikası, ABD ile ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir. Washington, Çin'i yaptırımları delen ülkelere destek vermekle suçlayabilir ve ikincil yaptırımlar uygulayabilir. Ayrıca, Çin'in İran ve Küba'ya yönelik desteği, insan hakları savunucuları tarafından otoriter rejimlere arka çıkmak olarak eleştiriliyor.
Han Zheng'in konuşması, Çin'in dış politikada daha iddialı ve Batı karşıtı bir çizgi izleyeceğinin işareti olarak okunuyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde BM ve diğer uluslararası platformlarda ABD-Çin arasında daha fazla gerilime sahne olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ABD'ye yönelik BM'deki bu çıkışı, Türkiye'nin çok kutuplu dış politika stratejisi açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, ABD'nin İran ve Küba'ya yönelik yaptırımlarına mesafeli yaklaşırken, Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini derinleştiriyor. Bu gelişme, Ankara'nın Batı ile ilişkilerinde denge unsuru olarak Çin kartını kullanma potansiyelini artırabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji güvenliği açısından olumlu olabilir. Ancak Türkiye'nin NATO üyeliği ve Batı ile bağları, Çin ile aşırı yakınlaşmayı sınırlayan bir faktör olarak öne çıkıyor. Yine de Çin'in çok taraflılık vurgusu, Türkiye'nin BM reformu ve küresel adalet talepleriyle örtüşüyor.