Çin ile ABD arasındaki denizaltı rekabeti, sualtı otonom sistemleri alanında yeni bir aşamaya giriyor. Verineia Codrean'ın analizine göre, iki ülke arasındaki mücadelede insansız sualtı araçları (UUV'ler) ve yapay zeka destekli otonom sistemler kritik rol oynayacak. Bu gelişme, Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengesini ve denizaltı savaş doktrinlerini kökten değiştirebilir.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Donanması, uzun yıllardır denizaltı teknolojisinde üstünlüğünü koruyor. Virginia sınıfı hücum denizaltıları ve Ohio sınıfı stratejik denizaltılar, ABD'nin denizaltı filosunun bel kemiğini oluşturuyor. Ancak Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (PLAN), son yirmi yılda hızlı bir modernizasyon süreci yürüterek bu açığı kapatmaya çalışıyor. Type 093 ve Type 094 sınıfı denizaltılarla başlayan süreç, Type 095 ve Type 096 gibi yeni nesil platformlarla devam ediyor.
Codrean'a göre, asıl rekabet artık sadece denizaltı platformlarının kendisinde değil, bu platformları destekleyen otonom sistemlerde yaşanıyor. ABD'nin Orca Extra-Large Unmanned Underwater Vehicle (XLUUV) programı ve Çin'in benzeri projeleri, sualtı savaşının geleceğini şekillendiriyor. Bu araçlar, mayın tespiti, keşif, gözetleme ve hatta saldırı görevlerini insansız olarak yerine getirebiliyor.
Otonom sualtı sistemlerinin en büyük avantajı, insanlı denizaltıların sınırlı kalabileceği bölgelerde uzun süreli görev yapabilmeleri. Özellikle Güney Çin Denizi gibi ihtilaflı sularda, bu sistemler istihbarat toplama ve caydırıcılık açısından önemli bir rol oynayabilir. Ayrıca, denizaltılar arası iletişimde yaşanan zorluklar nedeniyle, otonom sistemlerin karar verme yetenekleri kritik hale geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin-ABD denizaltı rekabeti, sadece iki ülke arasında bir mesele değil. Hint-Pasifik bölgesindeki müttefikler, özellikle Japonya, Avustralya ve Güney Kore, bu rekabetten doğrudan etkileniyor. Avustralya'nın AUKUS anlaşması kapsamında nükleer denizaltı edinme çabası, bu rekabetin bir yansıması. Japonya ise kendi denizaltı filosunu güçlendirirken, otonom sistemlere de yatırım yapıyor.
ABD, Çin'in denizaltı filosundaki büyümeyi dengelemek için bölgedeki müttefikleriyle işbirliğini artırıyor. Ortak tatbikatlar, teknoloji paylaşımı ve ortak geliştirme projeleri gündemde. Ancak Çin de boş durmuyor; kendi otonom sistemlerini geliştirirken, yapay zeka ve makine öğrenimi alanındaki yatırımlarını artırıyor.
Bu rekabetin bir diğer boyutu da denizaltı tespit ve takip teknolojileri. Otonom sistemler, denizaltıları tespit etmek için sonar ağları ve diğer sensörleri kullanarak, denizaltı savaşında şeffaflığı artırabilir. Bu da stratejik dengeyi değiştirebilir; zira denizaltıların en büyük avantajı görünmezlikleri. Eğer otonom sistemler bu görünmezliği azaltırsa, denizaltıların caydırıcılığı sorgulanabilir.
Uzmanlar, otonom sualtı sistemlerinin yaygınlaşmasının uluslararası hukuk ve etik açıdan da sorunlar yaratabileceğini belirtiyor. Otonom silahların kullanımı, sorumluluk ve kontrol mekanizmaları halen tartışmalı. Bu konuda uluslararası düzenlemeler henüz emekleme aşamasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de denizaltı gücünü artıran bir ülke olarak, sualtı otonom sistemlerindeki gelişmeleri yakından takip etmeli. Milli denizaltı projesi MİLDEN ve insansız sualtı araçları geliştirme çabaları, bu alandaki rekabetin bir parçası. Çin-ABD rekabeti, Türkiye'ye hem teknoloji transferi hem de yerli üretim konusunda fırsatlar sunabilir. Ayrıca, NATO içindeki işbirlikleri ve ortak projeler, Türkiye'nin bu teknolojilere erişimini kolaylaştırabilir. Ancak, otonom sistemlerin yaygınlaşması, denizaltı savaşında yeni tehditler de doğurabilir; Türkiye'nin savunma planlamasında bu unsuru dikkate alması gerekiyor.