Analistler, Çin'in Avrupa Birliği'ne (AB) yönelik ticaret stratejisinde 'böl ve yönet' taktiğini başarıyla uyguladığını, üye ülkelerin ve bireysel şirketlerin Pekin'in baskılarına karşı savunmasız kaldığını belirtiyor. Bu durum, Brüksel'in ortak bir ticaret politikası oluşturma çabalarını zayıflatırken, AB içindeki ekonomik çıkarların çeşitliliği nedeniyle birliğin tek sesle konuşmasını engelliyor.
Gelişmenin arka planı
Çin'in AB ile olan ticari ilişkileri, son yıllarda artan gerilimlere sahne oluyor. Özellikle teknoloji, otomotiv ve yenilenebilir enerji sektörlerinde Çinli şirketlerin Avrupa pazarına agresif girişi, AB içinde rekabet endişelerini artırdı. Ancak Pekin yönetimi, bu süreçte AB üyesi ülkeler arasındaki farklı çıkarları ustaca kullanarak, ortak bir karar alınmasını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Çin'in Almanya gibi ihracata dayalı ekonomilerle güçlü ticari bağlar kurarak, Fransa gibi korumacı eğilimleri olan ülkelerle arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirdiğini ifade ediyor. Örneğin, Çinli elektrikli araç üreticilerine yönelik soruşturmalar sırasında, bazı üye ülkelerin misilleme korkusuyla geri adım atması, AB'nin savunma hattını zayıflattı.
Ayrıca, Çin'in Almanya ve diğer ülkelerdeki büyük şirketlerle yaptığı münferit anlaşmalar, bu şirketlerin hükümetleri üzerindeki lobi gücünü artırıyor. Bu durum, AB Komisyonu'nun ortak ticaret politikası oluşturma çabalarını baltalıyor ve 'Çin tehdidine' karşı birleşik bir yaklaşım geliştirilmesini engelliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu strateji yalnızca AB'yi değil, aynı zamanda küresel ticaret dengelerini de etkiliyor. Çin, dünya genelinde benzer taktiklerle ticaret müzakerelerinde avantaj elde etmeye çalışıyor. ABD ile yaşanan teknoloji savaşında da Pekin, müttefikleri arasındaki ayrılıklardan yararlanmayı hedefliyor.
Uzmanlar, AB'nin bu bölünmüşlük karşısında, ortak stratejik çıkarlarını ön plana çıkaracak bir 'ekonomik güvenlik' anlayışı geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, Avrupa'nın küresel ticaretteki etkisi giderek azalabilir ve birlik üyeleri arasındaki dayanışma daha da zayıflayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile olan gümrük birliği ve ticaret ilişkileri nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Çin'in 'böl ve yönet' taktiği, AB'nin ticaret politikalarında yaşanan belirsizlikleri artırırken, Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde de gelecekte pazarlık gücünü etkileyebilir. Ankara, Çin'in Doğu Akdeniz'deki yatırımları ve Türkiye ile gelişen ekonomik bağları göz önüne alındığında, bu süreçte denge politikası izlemek zorunda kalabilir. Ayrıca, AB'nin Çin'e karşı olası ortak yaptırımları, Türkiye üzerinden geçen ticaret yollarını ve gümrük birliği kapsamındaki ihracatı da etkileyebilir.