Çin, Avrupa Birliği'nin hibrit otomobil ihracatına yönelik gönüllü kısıtlama talebini reddetti. Konuya yakın kaynaklara göre AB, Pekin'den hibrit araç ihracatını sınırlandırmasını istedi ancak Çin hükümeti bu talebi geri çevirdi. Karar, Brüksel ile Pekin arasında elektrikli araç ticaretinde yaşanan gerilimi daha da derinleştiriyor. Aynı günün bülteninde SpaceX'in kredi riskinin arttığı ve Hindistan Merkez Bankası'nın faiz artırdığı bilgileri de yer aldı.
Ticaret geriliminin arka planı
Avrupa Birliği, Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik anti-sübvansiyon soruşturmasını geçtiğimiz yıl başlatmış ve geçici vergiler uygulamaya koymuştu. Brüksel, Çinli üreticilerin devlet destekleriyle Avrupa pazarında haksız rekabet oluşturduğunu savunuyor. Çin ise bu iddiaları reddederek söz konusu desteklerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun olduğunu belirtiyor. Hibrit araçlar, elektrikli araçlara kıyasla daha geniş bir pazar payına sahip olduğu için AB'nin yeni talebi, ticaret anlaşmazlığını daha hassas bir alana taşıyor. Çin'in hibrit ihracatı son yıllarda hızla artarken, Avrupalı otomobil üreticileri artan rekabetten şikayetçi.
AB'nin gönüllü kısıtlama talebi, resmi bir yaptırım kararı olmaksızın Çin'in ihracatını kendi iradesiyle sınırlamasını hedefliyordu. Ancak Pekin yönetimi, egemen ticaret politikasına dışarıdan müdahale olarak gördüğü bu talebi kabul etmedi. Çin Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ticaret müzakerelerinin karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, Çin'in bu tutumunun elektrikli araçlardaki mevcut pozisyonunu koruma ve müzakere masasında elini güçlendirme amacı taşıdığını belirtiyor. Ayrıca Çin'in, Avrupa'daki otomobil üreticilerine yönelik misilleme tarifeleri uygulama seçeneğini de masada tuttuğu ifade ediliyor. Son dönemde Çin, Avrupa'dan ithal edilen bazı ürünlere yönelik soruşturmalar başlatmış ve ticaret savaşının kapsamını genişletmişti.
AB içinde de farklı sesler yükseliyor. Almanya gibi otomobil endüstrisinin güçlü olduğu ülkeler, Çin ile ticaret savaşının kendi üreticilerine zarar vereceğinden endişe ediyor. Fransa ise daha korumacı bir tutum izleyerek Çin'e karşı sert önlemleri savunuyor. Bu bölünme, AB'nin ortak ticaret politikasını zorlaştırıyor. Çin'in reddi, Brüksel'in elini zayıflatırken, önümüzdeki dönemde ek vergiler veya Dünya Ticaret Örgütü'ne taşınacak bir dava olasılığını gündeme getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin ile AB arasındaki hibrit araç anlaşmazlığı, küresel otomotiv sektörünün yeniden şekillendiği bir döneme denk geliyor. Elektrikli ve hibrit araçlara geçiş, geleneksel üreticiler için büyük yatırımlar gerektirirken, Çin düşük maliyetli ve teknolojik açıdan rekabetçi modelleriyle Avrupa pazarında hızla pay kazanıyor. ABD de benzer şekilde Çin'e yönelik elektrikli araç vergilerini artırmış durumda. Bu durum, dünya ticaretinin bloklar arası bir rekabete sürüklendiği yorumlarına neden oluyor. Çin'in hibrit ihracatına yönelik olası kısıtlamalar, yalnızca Avrupa değil, Asya ve Latin Amerika pazarlarını da etkileyebilir. Ayrıca tedarik zincirleri açısından bakıldığında, batarya ve yarı iletken gibi kritik bileşenlerde Çin'e bağımlılık, Batılı ülkelerin elini zayıflatıyor.
Uzmanlar, Çin'in gönüllü kısıtlama talebini reddetmesinin, önümüzdeki aylarda ticaret müzakerelerinin sertleşeceği anlamına geldiğini belirtiyor. Avrupa Komisyonu'nun önümüzdeki haftalarda ek önlemler açıklaması bekleniyor. Çin'in ise Avrupa'dan ithal edilen lüks otomobiller, şarap ve tarım ürünlerine yönelik misilleme tarifeleri hazırladığı konuşuluyor. Tüm bu gelişmeler, küresel ekonominin Kovid sonrası toparlanma sürecinde yeni bir ticaret savaşı riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği üyesi olması nedeniyle Çin menşeli otomobillere yönelik AB ticaret politikalarından doğrudan etkileniyor. AB'nin Çin'e karşı uygulayacağı ek vergiler, Çinli üreticilerin Türkiye'ye yönelmesine ve yerli pazarda rekabetin artmasına yol açabilir. Öte yandan Türkiye, kendi otomotiv ihracatında Avrupa pazarına bağımlı olduğu için ticaret savaşının büyümesi ihracat kayıplarına neden olabilir. Ayrıca Çin ile dengeli ilişkiler yürüten Ankara, olası bir misilleme dalgasında taraf olmaktan kaçınmak isteyecektir. Uzun vadede Türkiye, hibrit ve elektrikli araç üretiminde yerli kapasiteyi güçlendirerek bu rekabette avantaj sağlayabilir.