Wall Street'te, DoubleLine Capital'den Vitaliy Liberman gibi birçok yatırımcı, ABD Hazine tahvillerindeki yabancı sahipliğini yakından izliyor. Özellikle Donald Trump'ın sıfır toplamlı ticaret politikalarına misilleme olarak geniş çaplı bir geri çekilme olup olmadığını anlamaya çalışıyorlar. Ancak Liberman, aylar boyunca garip bir durum fark etti: Çin'in ABD tahvillerindeki resmi alımları azalırken, dolaylı yollarla yapılan alımlar dikkat çekici boyutlara ulaştı. Toplamda 600 milyar dolarlık bir birikimden söz ediliyor.
Çin'in Tahvil Alımlarındaki Perde Arkası
Çin, uzun yıllardır ABD Hazine tahvillerinin en büyük yabancı sahiplerinden biri. Ancak ticaret savaşlarının kızıştığı son dönemde, Çin'in resmi verilerinde görünen alımlarında bir yavaşlama oldu. Buna karşın, Liberman ve diğer analistler, Çin'in Belçika gibi üçüncü ülkeler üzerinden veya özel sektör aracılığıyla dolaylı alımlar yaptığını gözlemliyor. Bu durum, piyasalarda "arka kapı tahvil alımı" olarak adlandırılıyor ve toplamda 600 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.
Uzmanlar, Çin'in bu stratejiyle hem ABD faiz oranları üzerinde baskı kurmayı hem de ticaret müzakerelerinde elini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor. Ayrıca, Çin'in elindeki ABD tahvillerini bir koz olarak kullanabileceği, gerektiğinde satışa geçerek ABD finans piyasalarında dalgalanma yaratabileceği ifade ediliyor. Ancak böyle bir hamle, Çin'in kendi rezervlerine de zarar verebileceği için temkinli davranıldığı vurgulanıyor.
Küresel Piyasalar ve Jeopolitik Dengeler
Bu gelişme, ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. ABD yönetimi, Çin'in tahvil alımlarını yakından takip ediyor ve olası bir misilleme olarak değerlendiriyor. Öte yandan, Çin'in bu hamlesi, küresel tahvil piyasalarında da yankı uyandırıyor. Uzmanlar, Çin'in alımlarının ABD'deki faiz oranlarını düşük tutmaya yardımcı olduğunu, bunun da ABD'nin borçlanma maliyetlerini azalttığını belirtiyor. Ancak bu durum, Çin'e karşı bir kaldıraç sağlıyor.
Piyasa analistleri, Çin'in tahvil alımlarının şeffaf olmamasının belirsizlik yarattığını ve yatırımcıların risk iştahını olumsuz etkilediğini söylüyor. Ayrıca, ABD'nin olası bir yaptırım veya kısıtlama getirme ihtimali, Çin'in daha fazla dolaylı yola başvurmasına neden olabilir. Bu da küresel finansal sistemdeki güveni sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki tahvil alımı gerilimi, küresel finansal piyasalar üzerinden Türkiye'yi de etkileyebilir. Türkiye, ABD tahvillerine doğrudan büyük yatırım yapmasa da, küresel risk algısındaki değişim, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımlarını etkiler. Çin'in ABD tahvillerindeki hamleleri, doların değeri ve faiz oranları üzerinde dalgalanma yaratırsa, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetleri ve kur istikrarı bundan etkilenebilir. Ayrıca, ticaret savaşlarının derinleşmesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarında belirsizlik yaratabilir. Bu nedenle, Ankara'nın küresel finansal dinamikleri yakından izlemesi ve ekonomik dayanıklılığını artırması önem taşıyor.