On yıl önce, 2014-2016 Batı Afrika Ebola salgınında Çin, kıtaya doktor, tıbbi malzeme ve finansal destek göndererek küresel sağlık diplomasisinde öne çıkmıştı. Bugün ise 2026 Ebola salgınında Çin'in tepkisi beklenenin altında kaldı. Üstelik bu kez Çin daha güçlü bir ekonomiye ve daha geniş bir küresel ağa sahip. ABD'nin uluslararası sağlık yardımlarından çekildiği bir dönemde, Çin'in sessizliği dikkat çekiyor. Peki, bu değişimin arkasında ne var?
Gelişmenin Arka Planı
2014 yılında Çin, Batı Afrika'daki Ebola salgınına yaklaşık 120 milyon dolar yardım yapmış, 1.200'den fazla sağlık personelini bölgeye göndermiş ve Liberya, Sierra Leone ile Gine'de mobil laboratuvarlar kurmuştu. O dönemde Çin, salgınla mücadelede ABD ve Küba'dan sonra en büyük üçüncü bağışçıydı. Bu aktif tutum, Pekin'in "sağlık ipek yolu" vizyonunun bir parçası olarak görülüyordu ve yumuşak güç açısından önemli bir kazanım sağlamıştı.
Ancak 2026'da durum farklı. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 10 Şubat 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusunda yeni bir Ebola salgını ilan etmesinin ardından, Çin hükümetinden gelen ilk açıklama yalnızca 5 milyon dolarlık bir acil yardım paketi oldu. Bölgeye gönderilen sağlık ekibi sayısı ise 50'nin altında kaldı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada "Çin'in her zaman Afrika halkının yanında olduğunu" vurguladı ancak somut taahhütlerin sınırlı kaldığı görülüyor.
Uzmanlara göre bu geri planda kalmanın birkaç nedeni var. Öncelikle, Çin'in ekonomik büyümesi yavaşladı ve Pekin, dış yardımlarını daha seçici hale getirdi. İkincisi, 2020'deki COVID-19 salgınının ardından Çin, uluslararası sağlık krizlerinde daha temkinli davranıyor; çünkü salgın yönetimindeki başarısızlıklar iç kamuoyunda eleştirilere yol açmıştı. Üçüncü olarak, Çin'in önceliği artık Afrika'da sağlık yardımından çok ekonomik yatırımlar ve altyapı projeleri. Son olarak, ABD'nin yokluğunda Çin, küresel sağlık liderliği için acele etmiyor; çünkü bu role talip olmanın maliyetli ve riskli olduğunu düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin 2025'te Dünya Sağlık Örgütü'nden çekilme kararı alması ve dış sağlık yardımlarını büyük ölçüde kesmesi, küresel sağlık güvenliğinde ciddi bir boşluk yarattı. Bu boşluğu doldurmak için en güçlü aday olarak Çin görülüyordu. Ancak Çin'in isteksizliği, salgınla mücadelede uluslararası koordinasyonu zayıflatıyor. Avrupa Birliği ve bazı Körfez ülkeleri yardım taahhütlerini artırsa da, DSÖ'nün ihtiyaç duyduğu 1,5 milyar dolarlık acil fonun sadece yarısı toplanabildi.
Afrika Birliği yetkilileri, Çin'in daha fazla sorumluluk alması çağrısında bulunuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti Sağlık Bakanı, "Salgın sınır tanımaz; eğer uluslararası toplum yeterli desteği vermezse, bu hastalık tüm bölgeye yayılabilir" uyarısında bulundu. Öte yandan, Çin'in Afrika'daki ekonomik varlığı düşünüldüğünde, sağlık krizlerine kayıtsız kalması uzun vadede itibarını zedeleyebilir. Çin, kıtadaki en büyük ticaret ortağı ve altyapı yatırımcısı konumunda. Ancak sağlık diplomasisindeki eksiklik, bu ilişkiyi olumsuz etkileyebilir.
Uzmanlar, Çin'in salgınla mücadelede daha aktif olmamasının arkasında stratejik bir hesap olduğunu belirtiyor: Pekin, Batı'nın ilgisizliğinden faydalanarak Afrika'da nüfuzunu artırmak yerine, mevcut ekonomik çıkarlarını korumaya odaklanmış durumda. Ayrıca, Ebola gibi ölümcül salgınlarda sağlık personelinin güvenliği ve lojistik zorluklar da caydırıcı faktörler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in 2026 Ebola salgınındaki düşük profilli tutumu, Türkiye için dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğuruyor. Küresel sağlık yardımlarındaki boşluk, Afrika'da istikrarsızlığı artırabilir ve bu durum Türkiye'nin kıtadaki ekonomik ve insani faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Afrika'da artan bir yumuşak güç etkisine sahip; özellikle Sağlık Bakanlığı ve TİKA üzerinden yürütülen sağlık projeleri dikkat çekiyor. Eğer Batı ve Çin daha az angaje olursa, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım rolü daha da kritik hale gelebilir. Ayrıca, salgının yayılması durumunda küresel ekonomik dalgalanmalar ve tedarik zinciri sorunları Türkiye'yi de etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, salgınla mücadelede çok taraflı iş birliğini desteklemeli ve Afrika'daki sağlık diplomasisini güçlendirmeli.