ABD'de çiftçiler, rekor seviyelere ulaşan dizel ve gübre fiyatlarıyla boğuşurken, Tarım Bakanlığı'nın (USDA) daha ucuz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verdiği desteği çekmesi dikkat çekiyor. Bakanlığın başındaki Brooke Rollins'in ise milyonlarca dolarlık petrol ve doğalgaz yatırımı bulunduğu, Temmuz ayında yapılan açıklama raporlarında ortaya çıktı. Bu durum, tarım sektörünün artan enerji maliyetleriyle boğuştuğu bir dönemde, Bakan'ın fosil yakıt endüstrisindeki çıkarlarının çatışma yarattığı iddialarını gündeme getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji krizi, küresel ölçekte akaryakıt fiyatlarını yükseltti. ABD'de çiftçiler, tarlalarını sürmek, mahsul taşımak ve gübre üretmek için gereken dizel yakıtına geçen yıla göre yüzde 50'ye varan zamla ulaşıyor. Gübre fiyatları da doğalgaz fiyatlarındaki artışa bağlı olarak tarihi zirvelerde. Bu maliyet artışları, özellikle küçük ve orta ölçekli çiftliklerin borçlanmasını artırarak iflas riskini beraberinde getiriyor. USDA'nın, çiftçilere daha uygun maliyetli yenilenebilir enerji (güneş, rüzgar, biyoyakıt) kullanımını teşvik eden programları askıya alması, sektördeki öfkeyi büyütüyor. Bakan Rollins'in Temmuz ayında kamuya açıkladığı mali tablolarda, petrol ve gaz şirketlerinde milyonlarca dolarlık hisse ve yatırım fonu bulunduğu görülüyor. Bu yatırımların, fosil yakıt fiyatlarının yüksek seyretmesinden doğrudan kazanç sağladığı belirtiliyor. Çiftçi birlikleri, Bakan'ın bu çıkar çatışmasının tarım politikalarını fosil yakıt lehine şekillendirdiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD, dünyanın en büyük tarım ürünleri ihracatçılarından biri. Çiftçilerin artan maliyetlerle üretimi kısması, küresel gıda fiyatlarını yukarı çekebilir ve gıda güvenliği endişelerini derinleştirebilir. Özellikle buğday, mısır ve soya fasulyesi gibi temel ürünlerde arz daralması, ithalatçı ülkelerde enflasyon baskısı yaratacaktır. Öte yandan, yenilenebilir enerji desteklerinin kesilmesi, ABD'nin iklim taahhütlerini zayıflatıyor. Biden yönetiminin tarım sektöründe karbon nötr hedefleri doğrultusunda attığı adımların geri alınması, Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleriyle çelişiyor. Fosil yakıt yanlısı politikalar, küresel ısınmayı hızlandırarak tarımsal verimliliği olumsuz etkileyebilir; bu da uzun vadede çiftçilerin daha da zor duruma düşmesine yol açabilir. Avrupa Birliği ve diğer büyük ekonomiler, yeşil dönüşümü hızlandırırken ABD'nin bu alandaki geri adımı, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarım ürünleri ithalatında ABD'ye bağımlılığı sınırlı olsa da küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. ABD'deki üretim düşüşü, buğday ve mısır fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin ithalat faturasını artırabilir. Ayrıca, ABD'nin yenilenebilir enerji desteklerini kesmesi, küresel iklim müzakerelerinde Türkiye'nin elini zayıflatabilir; zira Türkiye de yenilenebilir enerjiye geçişte finansman ve teknoloji desteğine ihtiyaç duyuyor. Öte yandan, fosil yakıt fiyatlarındaki yükseklik, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırarak cari açığı olumsuz etkiliyor. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin kendi tarım ve enerji politikalarını gözden geçirmesi için bir uyarı niteliğinde.