Çin'in en büyük varlık yönetim şirketlerinden China Asset Management Co.'nun (ChinaAMC) CEO'su Yimei Li, uluslararası yatırımcıların Çin iç piyasalarına olan ilgisinin hâlâ ağırlıklı olarak işlemsel (transactional) düzeyde kaldığını, uzun vadeli tahsis yapan yatırımcıların ise henüz tam anlamıyla geri dönmediğini belirtti. Li, bu değerlendirmeyi Hong Kong'da düzenlenen Bloomberg Invest 2026 konferansında yaptı.
Yabancı Yatırımcıların Çin'e Dönüşü Yavaş
Li, konuşmasında Çin piyasalarına yönelik yabancı ilgisinin son dönemde arttığını ancak bu ilginin genellikle kısa vadeli al-sat odaklı olduğunu vurguladı. Uzun vadeli portföy yatırımcılarının, özellikle emeklilik fonları ve sigorta şirketlerinin, Çin varlıklarına yeniden ağırlık vermek için henüz ikna olmadığını ifade etti.
ChinaAMC, 20 trilyon yuanın (yaklaşık 2,8 trilyon dolar) üzerinde yönetim altındaki varlıkla Çin'in en büyük varlık yöneticisi konumunda. Li'nin açıklamaları, Çin ekonomisinin toparlanma sinyalleri vermesine rağmen yabancı sermayenin temkinli yaklaştığına işaret ediyor. Özellikle Çin-ABD ticaret gerilimleri, düzenleyici belirsizlikler ve jeopolitik riskler, uzun vadeli yatırımcıları beklemeye itiyor.
Bölgesel Yatırım Dinamikleri ve Kuzey Asya
Li, Kuzey Asya tahsisleri bağlamında Çin piyasalarının cazibesini koruduğunu ancak yatırımcıların daha seçici davrandığını belirtti. Teknoloji ve yeşil enerji sektörlerine ilginin arttığını, ancak gayrimenkul ve finans sektörlerinde risksiz getiri arayışının sürdüğünü söyledi.
Küresel ölçekte bakıldığında, gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikaları ve Çin'in büyüme hızı, yabancı yatırımcı kararlarında belirleyici faktörler olmaya devam ediyor. Li, Çin yönetiminin teşvik paketlerinin etkisinin zaman alacağını, bu nedenle yabancı yatırımcıların daha somut veriler görmek istediğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin piyasalarına yönelik yabancı ilginin kısa vadeli kalması, gelişmekte olan piyasalar arasında bir kayma anlamına gelebilir. Türkiye, benzer şekilde yabancı yatırım çekmeye çalışan bir ekonomi olarak, Çin'deki bu temkinli ortamdan doğrudan etkilenmeyebilir; ancak küresel likidite akışlarının yönü Türkiye'ye de yansır. Uzun vadeli yatırımcıların Çin'den uzak durması, alternatif arayışlarını artırabilir ve Türkiye'nin de aralarında olduğu diğer gelişmekte olan ülkeler için fırsat yaratabilir. Türkiye'nin makroekonomik istikrarı ve yatırım ortamı, bu fırsatı değerlendirmede kritik öneme sahiptir.