Avrupa Birliği Göç Komiseri Magnus Brunner, Cuma günü yaptığı açıklamada, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya göçmenlerin girişini gösteren görüntülerin, Avrupa genelinde düzensiz göçte keskin bir düşüş yaşanmasına rağmen aşırı sağ partilere desteği artırdığını belirtti. Brunner, bu tür görüntülerin kamuoyunda güçlü bir etki yarattığını ve göçün siyasi gündemdeki belirleyiciliğini koruduğunu vurguladı.
Göç Verileri ve Siyasi Algı Arasındaki Fark
Brunner'ın açıklamaları, AB'nin göç politikalarında sertleşmeye gitmesinin ardından düzensiz göçmen sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Frontex verilerine göre 2024 yılında AB'ye yasa dışı girişler bir önceki yıla göre yaklaşık %40 azaldı. Ancak Brunner, sayılardaki bu düşüşün siyasi etkiyi otomatik olarak azaltmadığını, zira göçmen görüntülerinin medyada ve sosyal medyada geniş yankı bulduğunu ifade etti.
Ceuta, İspanya anakarasından yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta, Fas sınırında yer alan bir İspanyol özerk bölgesi. Mayıs 2021'de binlerce göçmenin Fas'tan Ceuta'ya geçiş yapması uluslararası krize yol açmıştı. O dönemde İspanya, Fas'ın bu geçişleri teşvik ettiğini öne sürmüş, iki ülke arasında diplomatik gerilim yaşanmıştı. Brunner, benzer görüntülerin Avrupa'da aşırı sağ partilerin söylemlerini güçlendirdiğini ve göç karşıtı politikaları meşrulaştırdığını söyledi.
AB ülkelerinde son yıllarda aşırı sağ partiler oy oranlarını artırdı. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI) ve İspanya'da Vox gibi partiler göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkıyor. Brunner, bu partilerin göçmen görüntülerini kendi siyasi çıkarları için kullandığını belirtti.
AB'nin Göç Politikası ve Gelecek Perspektifi
AB, 2024 yılında kabul ettiği Göç ve İltica Paktı ile göç yönetimini üye ülkeler arasında daha adil bir şekilde paylaşmayı ve sınır güvenliğini artırmayı hedefliyor. Ancak Brunner, göçün sadece rakamlarla değil, aynı zamanda algılarla da yönetilmesi gerektiğini vurguladı. AB'nin göç konusunda daha etkili bir iletişim stratejisi izlemesi gerektiğini söyledi.
Öte yandan, insan hakları örgütleri AB'nin sertleşen göç politikalarını eleştiriyor. Sınırlarda yaşanan geri itmeler ve kötü muamele iddiaları uluslararası kamuoyunda yankı buluyor. Brunner, bu eleştirilere yanıt olarak AB'nin temel haklara saygılı bir göç yönetimi benimsemesi gerektiğini, ancak güvenlik endişelerinin de göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.
Ceuta'daki durum, AB'nin göç konusundaki açmazını gözler önüne seriyor. Bir yandan düzensiz göçü azaltmak için sert önlemler alınırken, diğer yandan bu önlemlerin aşırı sağı beslediği ve AB'nin temel değerlerini zedelediği yönünde eleştiriler var. Brunner, göçün AB için bir sınav olduğunu ve bu sınavın ancak ortak ve dengeli bir yaklaşımla aşılabileceğini söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin göç politikalarındaki sertleşme ve Ceuta örneği, Türkiye'nin göç yönetimi ve AB ile ilişkileri açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Suriye başta olmak üzere bölgesel istikrarsızlıklardan kaynaklanan yoğun göç baskısıyla karşı karşıya. AB'nin düzensiz göçü azaltmak için üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalar (2016 Türkiye-AB Mutabakatı gibi) Türkiye için kritik. Ancak AB içinde yükselen aşırı sağ, Türkiye ile işbirliğini zorlaştırabilir ve vize serbestisi gibi konularda olumsuz etki yapabilir. Türkiye, göç konusunda AB ile diyalogu sürdürerek hem kendi sınır güvenliğini hem de bölgesel istikrarı korumayı hedeflemeli.