Avrupa Birliği, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehirleri Ceuta ve Melilla'ya yönelik göç baskısı karşısında sınır güvenliğinin ‘ortak bir Avrupa sorumluluğu’ olduğunu vurguladı. Avrupa Komisyonu, Fas'a bu iki sınır bölgesinde daha fazla destek sağlama teklifinde bulunurken, üye ülkeleri sınır güvenliği konusunda ‘birleşik eylem’ çağrısı yaptı. Konu, Salı günü AB içişleri bakanlarının gayriresmi toplantısında ele alınacak.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Komisyonu İçişleri Sözcüsü, Brüksel'de yaptığı açıklamada, Ceuta ve Melilla sınırlarının yalnızca İspanya'nın değil, tüm Avrupa Birliği'nin dış sınırları olduğunu hatırlattı. Sözcü, “Bu sınırlardaki güvenlik, ortak bir Avrupa sorumluluğudur. Fas'la işbirliğimizi güçlendirmek ve sınır yönetiminde kapasite artırıcı destek sağlamak için hazırız” ifadelerini kullandı. Komisyon'un bu açıklaması, son haftalarda Ceuta ve Melilla'ya yönelik düzensiz göç girişimlerinde yaşanan artışın ardından geldi.
İspanya hükümeti, özellikle Ceuta sınırında yaşanan göç dalgası nedeniyle AB'den daha fazla mali ve operasyonel destek talep ediyordu. Madrid yönetimi, Fas'la ikili ilişkilerdeki gerilimlere rağmen, sınır güvenliğinin sağlanması için AB düzeyinde koordinasyonun şart olduğunu savunuyor. Öte yandan, Fas makamları, sınır güvenliği konusunda AB ile işbirliğine açık olduklarını ancak göçün köken nedenlerinin de ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ceuta ve Melilla, Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırlarını oluşturuyor. Bu nedenle, bu iki şehir sadece İspanya için değil, tüm AB için stratejik bir öneme sahip. Son yıllarda, özellikle Sahra Altı Afrika'dan gelen göçmenlerin Avrupa'ya giriş noktası olarak bu bölgeleri kullanması, sınır güvenliği tartışmalarını Avrupa gündeminin üst sıralarına taşıdı.
AB ülkeleri, göç politikalarında ortak bir tutum belirlemekte zorluk çekiyor. Doğu Avrupa ülkeleri daha sert sınır kontrolleri isterken, Güney Avrupa ülkeleri dayanışma ve yük paylaşımı talep ediyor. Bu bağlamda, Ceuta ve Melilla sınırları, AB'nin göç politikasındaki derin bölünmeleri de gözler önüne seriyor. Komisyon'un ‘birleşik eylem’ çağrısı, bu bölünmeleri aşma çabası olarak yorumlanıyor.
Uzmanlar, Fas'ın göç akışlarını yönetmede önemli bir rol oynadığına dikkat çekiyor. Rabat yönetimi, Batı Sahra konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle İspanya ile zaman zaman gerilim yaşasa da, göç konusunda işbirliğinin sürdürülmesi her iki tarafın da çıkarına görünüyor. AB'nin Fas'a sunduğu destek paketi, bu işbirliğini güçlendirmeyi ve sınır güvenliğini artırmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç ve sınır güvenliği politikaları açısından dolaylı da olsa önemli mesajlar içeriyor. AB'nin sınır güvenliğinde ‘ortak sorumluluk’ vurgusu, Türkiye'nin yıllardır dile getirdiği ‘yük paylaşımı’ talebiyle örtüşüyor. Ancak AB'nin Fas'a sağladığı desteğin, Türkiye ile yaptığı 2016 göç anlaşmasına benzer bir model olup olmayacağı merak konusu. Türkiye, mülteci kriziyle mücadelede AB'den yeterli mali destek alamadığını sıkça dile getiriyor. AB'nin sınır güvenliği için Fas'a ayıracağı kaynaklar, Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki göç rotaları üzerindeki baskının artması, Türkiye'yi yeni göç dalgalarıyla karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle, AB'nin sınır politikalarındaki değişimlerin Türkiye'yi yakından ilgilendirdiği söylenebilir.