ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) İran'a yönelik askeri saldırı planları hazırladığı ve bu planların Kongre ara seçimlerinin ardından uygulanabileceği öne sürüldü. Pentagon'un hazırlık yaptığına dair raporlar, Washington'da gerilimi artırırken, analistler olası bir saldırının stratejik hedeflerinin belirsizliğine dikkat çekiyor. Başkan Donald Trump'ın planları onaylayıp onaylamayacağı ise merak konusu.
Planların arka planı ve Washington'daki tartışmalar
İddiaya göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) İran'a karşı olası bir askeri operasyon için seçenekler üzerinde çalışıyor. CENTCOM'un hazırladığı planların, İran'ın nükleer programı, bölgesel milis güçleri ve denizcilik faaliyetlerine yönelik olabileceği belirtiliyor. Raporlarda, planların kasım ayındaki ara seçimlerden sonraya bırakıldığı ifade ediliyor. Bu zamanlama, Beyaz Saray'ın seçim öncesinde askeri bir tırmanmadan kaçınmak isteyebileceği şeklinde yorumlanıyor.
Ancak Pentagon'dan resmi bir açıklama gelmedi. Savunma yetkilileri, "rutin askeri planlama" kapsamında değerlendirilebilecek çalışmaların medyaya sızmasından rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçmişte İran'a yönelik sert söylemleri ve 2020'de Kasım Süleymani suikastı, olası bir saldırının sinyali olarak görülmüyor; zira Trump yönetimi son dönemde İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ne elde edilebilir?
Analistler, İran'a yönelik sınırlı bir saldırının bile bölgede geniş çaplı bir tırmanmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. İran'ın, Hürmüz Boğazı'nı kapatma, bölgedeki vekil güçleri (Lübnan Hizbullah'ı, Irak'taki Şii milisler, Yemen'deki Husiler) harekete geçirme ve siber saldırılarla karşılık verme kapasitesi bulunuyor. Bu durum, küresel petrol arzını ve fiyatlarını doğrudan etkileyebilir.
Ayrıca, olası bir ABD saldırısı, İran'ın nükleer programını durdurmak bir yana, rejimin sertlik yanlısı kanadını güçlendirebilir ve diplomatik çözüm umutlarını zayıflatabilir. Avrupalı müttefikler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) canlandırılması için çaba harcarken, askeri bir seçenek bu çabaları baltalayabilir. Rusya ve Çin'in de İran'a desteğini artırabileceği ve BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'yi zor durumda bırakabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Olası bir ABD-İran askeri gerilimi, Türkiye'yi doğrudan etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile uzun sınır komşusudur ve enerji ticareti (doğal gaz) ile ekonomik ilişkileri bulunmaktadır. Bölgede istikrarsızlık, Türkiye'nin güneydoğu sınırlarında güvenlik risklerini artırabilir, mülteci akınlarına yol açabilir ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, NATO müttefiki ABD ile İran arasında denge gözetmek zorunda kalabilir; Türkiye'nin son yıllarda İran ile artan işbirliği (Suriye, Kafkasya) ve Batı ile ilişkileri arasında sıkışması muhtemeldir. Türk dış politikası açısından, diplomatik çözümlerin öncelenmesi ve bölgesel diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır.