ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplara yönelik düzenlenen hava saldırılarının amacının Tahran yönetimini ‘hesap vermeye zorlamak’ olduğunu bildirdi. CENTCOM Sözcüsü Yarbay Tom Gresback, yaptığı yazılı açıklamada, saldırıların ABD güçlerine yönelik artan saldırılara bir yanıt olduğunu ve bu operasyonlarla İran'ın bölgedeki vekil güçleri üzerindeki sorumluluğunun vurgulanmak istendiğini belirtti. Açıklamada, ABD'nin kendisini ve müttefiklerini savunma hakkını saklı tuttuğu, ancak daha geniş çaplı bir çatışma aranmadığı ifade edildi. Saldırıların, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) bağlı Kudüs Gücü ve bu güç tarafından desteklenen milis gruplarının kullandığı tesislerin hedef alındığı kaydedildi.
Gelişmenin arka planı
ABD yönetimi, son haftalarda Suriye ve Irak'ta konuşlu Amerikan askerlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırılarında ciddi bir artış yaşandığını duyurdu. Pentagon verilerine göre, 17 Ekim'den bu yana Irak'taki Amerikan üslerine en az 40, Suriye'deki üslere ise 10'dan fazla saldırı düzenlendi. Saldırılarda çok sayıda Amerikan askeri yaralanırken, bir sivil müteahhidin hayatını kaybettiği açıklandı. ABD, bu saldırılardan İran'ı sorumlu tutarak, Tahran'ın bölgedeki vekil güçlerini kontrol edemediği veya etmek istemediği suçlamasında bulundu.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, saldırıların ‘caydırıcılık’ amacı taşıdığını ve İran'ın ABD güçlerine yönelik saldırılarını durdurmak için tasarlandığını söyledi. Kirby, “Bu saldırılar, İran'a ve onun vekil güçlerine açık bir mesajdır: ABD personeline yönelik herhangi bir saldırının bir bedeli olacaktır” dedi. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ise operasyonların İran ile doğrudan bir çatışmaya dönüşmemesi için azami gayret gösterdiklerini, ancak gerekirse daha fazla adım atabileceklerini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ABD'nin iddialarını reddederken, saldırıları ‘bölgesel istikrarı bozan provokasyonlar’ olarak nitelendirdi. Kenani, İran'ın bölgedeki vekil güçler üzerinde doğrudan bir kontrolü olmadığını savundu ve ABD'yi ‘meşru müdafaa’ söyleminin arkasına sığınmakla suçladı. Tahran yönetimi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının kendisi için bir tehdit oluşturduğunu ve bu varlığın sona ermesinin bölgesel güvenlik için gerekli olduğunu yineledi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu son askeri hamlesi, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin yeni bir halkası olarak değerlendiriliyor. İsrail-Hamas çatışmasının 7 Ekim'de başlamasının ardından bölgedeki gerilim hızla yükselirken, İran destekli Hizbullah ve Yemen'deki Husiler de çatışmalara dahil oldu. ABD, İsrail'i desteklemek amacıyla Doğu Akdeniz'e iki uçak gemisi görev gücü konuşlandırırken, aynı zamanda Irak ve Suriye'deki üslerine yönelik saldırılarla karşı karşıya kaldı.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik bu sınırlı saldırılarının, daha geniş çaplı bir savaş riskini artırmadan Tahran'ı caydırmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak Tahran'ın yanıtı, gerilimin daha da tırmanmasına yol açabilir. Irak merkezli İran destekli 'İslami Direniş' grubu, ABD saldırılarına misilleme yapacaklarını duyurdu. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayarak bölgedeki askeri varlığını sona erdirmeye çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik bu saldırıları, Türkiye'nin de yakından izlediği bir gelişmedir. Türkiye, İran'la komşu olması ve iki ülke arasındaki gergin ilişkiler nedeniyle bölgede yaşanacak olası bir çatışmadan doğrudan etkilenebilir. Ankara, ABD-İran geriliminin tırmanmasının Suriye ve Irak'taki istikrarsızlığı artırabileceği, bunun da Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebileceği endişesini taşımaktadır. Ayrıca, PKK/YPG gibi terör örgütlerinin bu ortamda daha fazla hareket alanı bulması riski bulunmaktadır. Türkiye, hem ABD hem de İran'la dengeli bir diplomasi yürüterek çatışmanın bölgeye yayılmasını önlemeye çalışacaktır.