Çekya'da milyarder Başbakan Andrej Babis liderliğindeki popülist hükümet, kamu yayıncılığının finansman yapısını değiştiren yasa tasarısını gece yapılan oylamayla meclisin ilk aşamasından geçirdi. Koalisyon ortakları ve aşırı sağcı SPD partisinin desteğiyle kabul edilen düzenleme, kamu yayıncısı Česká televize ve Český rozhlas'ın bütçesini doğrudan etkileyecek. Muhalefet ve medya kuruluşları, değişikliğin yayıncıların editöryal bağımsızlığını zayıflatacağı uyarısında bulunuyor.
Yasa değişikliğinin arka planı
Tasarı, kamu yayıncılarının finansman modelini köklü biçimde değiştiriyor. Halihazırda televizyon ve radyo abonelik ücretleriyle finanse edilen kurumların gelirleri, yeni düzenlemeyle doğrudan devlet bütçesinden karşılanacak. Hükümet, bu adımın yayıncıların mali sürdürülebilirliğini garanti altına alacağını savunuyor. Ancak eleştirmenler, bütçeye bağımlı hale gelecek yayıncıların iktidarın siyasi baskısına daha açık olacağını belirtiyor.
Oylama, normal parlamento takviminin dışında, gece saatlerinde gerçekleştirildi. Muhalefet partileri, yeterli tartışma ortamı sağlanmadan yapılan bu oylamanın demokratik teamüllere aykırı olduğunu dile getirdi. Tasarının yasalaşması için parlamentonun üst kanadından da geçmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı Milos Zeman'ın da imzasıyla yürürlüğe girmesi bekleniyor, ancak Zeman'ın görev süresi Mart 2023'te doluyor.
Başbakan Babis, göreve geldiğinden bu yana medya üzerindeki etkisini artırmakla eleştiriliyor. Babis'in sahibi olduğu kimya ve tarım devi Agrofert'in medya kuruluşlarıyla ilişkisi, çıkar çatışması tartışmalarına yol açmıştı. Ayrıca Babis hakkında AB fonlarını usulsüz kullandığı iddiasıyla yürütülen soruşturma, popülist liderin medya üzerindeki baskısını artırma motivasyonu olarak gösteriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çekya'daki gelişme, Orta ve Doğu Avrupa'da yükselen bir trendin parçası. Polonya ve Macaristan'da da iktidardaki popülist hükümetler, kamu yayıncılarının bağımsızlığını kısıtlayan adımlar atmıştı. Polonya'da hukuk ve adalet partisi (PiS) hükümeti, kamu yayıncısı TVP'yi kendi yayın organı haline getirmekle suçlanmış, AB bu nedenle Polonya'ya yaptırım uygulamıştı. Macaristan'da ise Başbakan Viktor Orban, medya kuruluşlarının büyük bölümünü kontrol altına alarak Avrupa'nın en büyük medya tekelleşmesini yaratmıştı.
Avrupa Birliği, üye ülkelerde medya özgürlüğü ve çoğulculuğu konusunda artan endişelerini dile getiriyor. AB Komisyonu, 2022'de kabul ettiği Medya Özgürlüğü Yasası ile üye devletlerde kamu yayıncılarının bağımsızlığını güvence altına almayı hedefliyor. Çekya'daki değişiklik, bu yasanın ruhuna aykırı düşebilir. Uzmanlar, AB'nin Çekya'ya karşı yaptırım mekanizmalarını devreye sokup sokmayacağının belirsiz olduğunu belirtiyor.
Çekya, 2022'nin ikinci yarısında AB dönem başkanlığını yürütmüştü. Dönem başkanlığı sırasında medya özgürlüğü konusunda önemli adımlar atan Çekya'nın, şimdi kendi ülkesinde tartışmalı bir düzenlemeye gitmesi, Brüksel'de rahatsızlık yaratabilir. Ayrıca Çekya, NATO'nun doğu kanadında Rusya'ya karşı önemli bir müttefik konumunda. İç siyasetteki bu tür gelişmeler, Batı ittifakı içindeki imajını etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çekya'daki kamu yayıncılığı reformu, Türkiye'deki medya düzenlemeleriyle paralellikler taşıyor. Türkiye'de de iktidar, kamu yayıncısı TRT'nin yapısını ve finansmanını kontrol altında tutmakla eleştiriliyor. Avrupa Birliği üyelik sürecinde medya özgürlüğü, Türkiye'nin müzakere başlıklarından biri. Çekya örneği, AB içinde medya özgürlüğü standartlarının ne kadar zorlayıcı olduğunu gösteriyor. Türkiye, Avrupa'daki bu tür gelişmeleri yakından izleyerek kendi medya politikalarını şekillendirebilir. Ayrıca Çekya'nın AB dönem başkanlığı sırasında Türkiye ile ilişkilerde dengeli bir tutum izlemesi, medya reformunun Türkiye'ye doğrudan etkisinin sınırlı olduğunu gösteriyor.