İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik savaş esirlerini taşırken batırılan ve bir günde en çok esir kaybına neden olan "Cehennem Gemisi" Hōfuku Maru'nun enkazı, batmasından 80 yılı aşkın süre sonra Amerikan ve Japon arşivlerinde gömülü belgeler sayesinde tespit edildi. Araştırmacılar, Pasifik Okyanusu'ndaki bu tarihi geminin yerini bulmak için yıllarca süren bir çalışma yürüttü.
Geminin hikayesi ve keşif süreci
Hōfuku Maru, Eylül 1944'te, yaklaşık 1.275 Müttefik savaş esirini taşırken ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait bir denizaltı tarafından batırıldı. Geminin batmasıyla 1.147 esir hayatını kaybetti; bu, savaş boyunca bir günde yaşanan en büyük esir kaybı olarak kayıtlara geçti. Enkaz, uzun süre boyunca Filipinler açıklarında kayıptı.
Keşif, tarihçi David T. Zabecki ve Japon araştırmacı Kazuyuki Nakatani liderliğindeki bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Ekip, hem ABD Ulusal Arşivleri hem de Japon Savunma Bakanlığı arşivlerindeki daha önce incelenmemiş denizaltı savaş raporları ve gemi seyir defterlerini taradı. Bu belgeler sayesinde geminin battığı kesin koordinatlar hesaplandı.
Zabecki, keşfi "tarihi bir an" olarak nitelendirirken, Nakatani "bu, kayıp ailelerine bir kapanış sunacak" dedi. Enkaz, denizaltı batıklarıyla ilgili araştırma yapan bir sivil ekip tarafından doğrulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
"Cehennem Gemileri", Japon İmparatorluk Ordusu'nun savaş esirlerini taşımak için kullandığı, kötü koşullara sahip ve çoğu zaman işaretlenmemiş gemilere verilen addır. Müttefik güçler, bu gemileri düşman hedefi olarak gördüğü için sık sık saldırıya uğradılar. Hōfuku Maru'nun keşfi, savaşın bu karanlık sayfasına ışık tutuyor.
Olay, savaş esirlerinin hukuki statüsü ve savaş zamanında insani normların ihlali konularındaki tartışmaları yeniden canlandırdı. Japonya ile Batılı müttefikler arasında savaş sonrası tazminat ve özür çabalarına yeni bir boyut kazandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğrudan tarafı olmadığı bir tarihsel olay olsa da, savaş esirlerinin korunması ve savaş suçlarının belgelenmesi gibi evrensel insani hukuk ilkelerini gündeme getiriyor. Türkiye, Cenevre Sözleşmeleri'ne taraftır ve savaş esirlerine muamele konusunda uluslararası normları benimsemiştir. Ayrıca, bölgesel çatışmaların uzun vadeli sonuçları düşünüldüğünde, tarihi olayların doğru belgelenmesi, barış ve uzlaşma süreçlerine katkı sağlar. Bu keşif, Türk kamuoyunda savaş tarihine ilgiyi artırabilir ve askeri etik tartışmalarına dolaylı da olsa katkıda bulunabilir.