Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Ukrayna ve Gazze başta olmak üzere çatışma bölgelerinde sağlık tesislerine, sağlık çalışanlarına ve hastalara yönelik saldırıların 2026 yılında da artarak günde ortalama dörtten fazla saldırıya ulaştığını açıkladı. Cenevre'de Cuma günü yapılan açıklamada, saldırıların sivil halkın sağlık hizmetlerine erişimini ciddi şekilde kısıtladığı ve insani krizi derinleştirdiği vurgulandı.
DSÖ verileri ve artış eğilimi
DSÖ'nün yayımladığı rapora göre, 2026 yılının ilk yedi ayında toplamda 1.000'den fazla saldırı kayıtlara geçti. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20'lik bir artış anlamına geliyor. Saldırıların büyük bir kısmı hastaneler, klinikler ve ambulanslar üzerinde yoğunlaşırken, sağlık çalışanlarının hedef alınması da endişe yaratıyor. DSÖ, saldırıların uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini hatırlattı.
Raporda özellikle Ukrayna ve Gazze'deki duruma dikkat çekildi. Ukrayna'da Rusya'nın saldırıları sonucu sağlık altyapısı büyük hasar görürken, Gazze'de İsrail'in bombardımanı nedeniyle hastanelerin tamamen işlevsiz hale geldiği belirtiliyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, "Sağlık hizmetlerine yönelik bu saldırılar kabul edilemez. Hastaneler savaş alanı değil, barış ve iyileşme mekanlarıdır" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
DSÖ'nün verileri, çatışma bölgelerindeki sağlık krizinin sadece ulusal değil, bölgesel ve küresel bir krize dönüştüğünü gösteriyor. Saldırılar, hastalıkların yayılmasına ve salgınların kontrol edilememesine yol açarken, milyonlarca insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına neden oluyor. Ayrıca, sağlık çalışanlarının hedef alınması, bu kişilerin bölgeden kaçmasına veya çalışmayı bırakmasına neden olarak uzun vadeli bir beyin göçü yaratıyor.
Uzmanlar, saldırıların devam etmesi halinde çatışma bölgelerinde kolera, kızamık ve diğer bulaşıcı hastalıkların yayılma riskinin arttığına dikkat çekiyor. DSÖ, bu saldırıların sona erdirilmesi ve sağlık hizmetlerinin korunması için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi'nin bu konuda daha etkin adımlar atması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak çatışma bölgelerine insani yardım sağlayan bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu saldırıların Türkiye'nin sınır komşusu olan bölgelerdeki istikrarı olumsuz etkilemesi ve insani krizlerin artması, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomisini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, sağlık tesislerine yönelik saldırıların savaş suçu olduğu yönündeki uluslararası normları desteklemekte ve BM nezdinde bu konudaki kararları güçlü şekilde savunmaktadır. Türk sağlık kuruluşları da bölgede aktif olarak faaliyet göstermekte ve bu saldırıların sona ermesi için diplomatik çabalarına devam etmektedir. Bu durum, Türkiye'nin küresel sağlık diplomasisindeki rolünü de artırmaktadır.