ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayımlanan yeni verilere göre, ilaca dirençli ve potansiyel olarak ölümcül bir mantar olan Candida auris, 2026 yılında en az 23 eyalette tespit edildi. Sağlık yetkililerinin yayılmayı kontrol altına alma çabalarına rağmen, mantarın yeniden hareketlendiği ve hastaneler ile uzun süreli bakım tesislerinde ciddi bir tehdit oluşturduğu bildiriliyor.
Candida auris nedir ve neden tehlikelidir?
Candida auris, ilk olarak 2009 yılında Japonya'da bir hastanın kulağından izole edilen bir maya türüdür. Ancak o tarihten bu yana dünya genelinde hızla yayılarak özellikle hastane ortamlarında ciddi enfeksiyonlara yol açmaktadır. Mantar, antifungal ilaçların çoğuna karşı direnç geliştirebilmekte ve bu da tedaviyi son derece zorlaştırmaktadır. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan hastalar, yoğun bakım ünitelerinde yatan kişiler ve kateter gibi tıbbi cihaz kullananlar için yüksek risk oluşturur.
CDC verilerine göre, 2026 yılı içerisinde Candida auris vakaları özellikle Kaliforniya, Teksas, Florida ve New York gibi nüfus yoğunluğunun fazla olduğu eyaletlerde yoğunlaşmıştır. Ancak mantarın küçük bir kısmı bile yüzeylerde ve ekipmanlarda uzun süre canlı kalabildiği için, hastaneler arası hasta transferleri yoluyla da yayılma riski devam etmektedir.
Yayılma nedenleri ve alınan önlemler
Uzmanlar, Candida auris'in yayılmasındaki en önemli faktörlerden birinin, sağlık tesislerinde hijyen protokollerinin yetersiz kalması olduğunu vurguluyor. Mantar, cilt yüzeylerinde ve medikal cihazlarda biyofilm oluşturabildiği için standart temizlik yöntemleriyle yok edilmesi zordur. CDC, sağlık kuruluşlarına özel dezenfektanların kullanılmasını, hasta izolasyonunun sağlanmasını ve tarama testlerinin yaygınlaştırılmasını önermektedir.
2024 yılında dünya genelinde Candida auris vakalarında belirgin bir artış yaşanmıştı. 2025 yılında ise kontrol altına alınma çabaları kısmen başarılı olmuş olsa da, 2026 verileri mantarın yeniden güçlendiğini gösteriyor. CDC’nin raporuna göre, bu yılın ilk çeyreğinde 18 eyalette klinik vaka bildirilirken, şu an bu sayı 23’e yükselmiştir. Bu artış, salgının henüz kontrol altına alınmadığını ve sağlık sistemlerinin sürekli tetikte olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Küresel bir tehdit mi?
Candida auris yalnızca ABD’de değil, dünya genelinde de bir halk sağlığı tehdidi olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mantarı “kritik öncelikli” fungal patojenler listesine almıştır. Avrupa, Asya ve Afrika’da da ciddi salgınlar yaşanmaktadır. Özellikle Hindistan, Güney Afrika ve İngiltere’de Candida auris’e bağlı ölümler rapor edilmiştir.
Küresel seyahat ve hasta transferleri, mantarın ülkeler arasında hızla yayılmasına olanak tanımaktadır. Bu durum, uluslararası sağlık kuruluşlarının ortak bir strateji geliştirmesini zorunlu kılıyor. Ancak antifungal ilaçların geliştirilmesi ve aşı çalışmaları hala sınırlı düzeydedir. Uzmanlar, bu konuda daha fazla araştırma yapılması ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de şu ana kadar büyük bir Candida auris salgını bildirilmemiş olsa da, küresel bir tehdit olan bu mantarın ülkeye gelme riski bulunmaktadır. Türkiye, uluslararası hasta kabulü yapan önemli bir sağlık merkezi konumundadır ve bu durum, yurt dışından gelen hastalar aracılığıyla mantarın taşınabileceği anlamına gelmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın ve hastanelerin enfeksiyon kontrol protokollerini güçlendirmesi, laboratuvar tanı kapasitesini artırması ve sağlık çalışanlarını bu konuda eğitmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, antifungal ilaçlara erişim ve ulusal bir sürveyans sistemi kurulması da olası bir salgına karşı hazırlık açısından kritik adımlardır.