New York merkezli yatırım danışmanlığı şirketi Irrational Capital'in kurucu ortağı ve CEO'su David van Adelsberg, Bloomberg ETF IQ programında Scarlet Fu ve Eric Balchunas'a konuk olarak çalışan mutluluğunu takip eden Harbor Human Capital Factor US Large Cap ETF'sini (borsa kodu: HAPI) tanıttı. ETF, büyük ölçekli ABD şirketlerine, çalışanlarının mutluluk düzeyine göre yatırım yapıyor. Bu yenilikçi fon, geleneksel finansal göstergelerin ötesinde, şirket başarısını çalışan memnuniyetiyle ilişkilendiriyor.
Çalışan Mutluluğu Nasıl Ölçülüyor?
Irrational Capital, şirketlerin insan sermayesi faktörünü değerlendirmek için çeşitli veri kaynaklarını kullanıyor. Bu değerlendirme, çalışan anketleri, sosyal medya analizleri, işe alım ve elde tutma oranları, ücretlendirme politikaları, kariyer gelişim fırsatları gibi birçok göstergeyi içeriyor. Amaç, bir şirketin çalışanlarına ne kadar iyi davrandığını ve onların motivasyonunu ölçerek gelecekteki finansal performansı tahmin etmek. Van Adelsberg, programda yaptığı açıklamada, "Çalışan mutluluğu, sürdürülebilir büyümenin en güçlü göstergelerinden biri" ifadesini kullandı. Bu strateji, insan sermayesine yatırım yapan şirketlerin uzun vadede daha yüksek getiri sağlayacağı tezine dayanıyor.
HAPI ETF'si, Harbor Capital Advisors tarafından yönetiliyor ve Irrational Capital'in geliştirdiği Human Capital Factor (HCF) endeksini takip ediyor. Endeks, ABD'nin en büyük 500 şirketi arasından, çalışan mutluluğu skoru en yüksek olanları seçiyor. Fon, 2022 yılında piyasaya sürüldü ve o zamandan beri yatırımcılardan ilgi görüyor. Geleneksel ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) yatırımlarından farklı olarak, HAPI doğrudan çalışan memnuniyetine odaklanıyor ve bunu finansal bir gösterge olarak kullanıyor.
Bloomberg ETF IQ programında konuşan van Adelsberg, "İnsan sermayesi, bir şirketin en değerli varlığıdır ancak genellikle bilançolarda görünmez. Biz bu görünmez değeri ölçüp yatırımcıya sunuyoruz" dedi. Programda ayrıca, pandemi sonrası dönemde çalışan beklentilerinin değiştiği ve şirketlerin yetenekleri çekmek için daha fazla yatırım yapmak zorunda kaldığı vurgulandı.
Küresel Piyasalar ve İnsan Sermayesi Trendi
HAPI ETF'si, küresel yatırım dünyasında giderek önem kazanan bir trendi temsil ediyor: finansal olmayan faktörlerin finansal performans üzerindeki etkisini ölçmek. Son yıllarda, özellikle genç yatırımcılar ve kurumsal yatırımcılar, sadece kâra değil, aynı zamanda şirketlerin sosyal sorumluluklarına ve çalışan politikalarına da dikkat ediyor. Bu durum, ESG yatırımlarının hızla büyümesine yol açtı. Ancak HAPI, ESG'den farklı olarak, çalışan mutluluğunu merkeze alan daha spesifik bir yaklaşım benimsiyor.
Uzmanlar, çalışan memnuniyetinin düşük olduğu şirketlerde verimlilik kaybı, yüksek personel devir hızı ve dolayısıyla düşük kârlılık görüldüğünü belirtiyor. Buna karşılık, mutlu çalışanların olduğu şirketlerde inovasyon, müşteri memnuniyeti ve hisse senedi getirisi daha yüksek olabiliyor. Bu nedenle, HAPI gibi fonlar, geleneksel finansal analizin ötesinde bir bakış açısı sunuyor. Ancak, bu tür stratejilerin uzun vadeli performansı henüz tam olarak kanıtlanmış değil; piyasa koşullarına bağlı olarak dalgalanmalar yaşanabilir.
HAPI ETF'si, ABD borsalarında işlem görüyor ve yatırımcılara büyük ölçekli şirketlere çalışan dostu bir filtreyle yatırım yapma imkânı tanıyor. Fonun yönetim ücreti ve diğer detaylar, Harbor Capital'in web sitesinde yer alıyor. Bloomberg'in haberine göre, van Adelsberg ve ekibi, insan sermayesi faktörünü sürekli güncelleyerek endeksi dinamik tutmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
HAPI ETF'si doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, küresel yatırım trendlerini takip eden Türk yatırımcılar ve şirketler için önemli çıkarımlar sunuyor. Türkiye'de de çalışan memnuniyeti ve insan kaynakları yönetimi, şirket performansını etkileyen kritik faktörler arasında. Özellikle genç nüfus ve nitelikli işgücü göz önüne alındığında, Türk şirketlerinin çalışan mutluluğuna yatırım yapması, uluslararası yatırımcılar nezdinde olumlu bir sinyal olabilir. Ayrıca, Borsa İstanbul'da benzer tematik fonların oluşturulması, sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlayabilir. Ancak, Türkiye'deki ekonomik dalgalanmalar ve işgücü piyasasındaki yapısal sorunlar, bu tür stratejilerin etkinliğini sınırlayabilir. Yine de, küresel trendleri yakından izlemek, Türk finans sektörü için uzun vadeli bir fırsat olarak değerlendirilebilir.