ABD'de 2026 ara seçimlerine sayılı günler kala, anketler Amerikalı seçmenin birinci önceliğinin ekonomi olduğunu gösteriyor. İran'daki savaşın evdeki fiyatları tetiklediği endişesi giderek yaygınlaşırken, bu kaygılar Cumhuriyetçi şahinleri durdurabilecek mi? Görünüşe göre hayır. '4 dolarlık petrolü kaldıramıyorsak, özgürlük için savaşmayı hak etmiyoruz' diyen nüfuzlu figürler, seçmenin geçim derdini görmezden gelerek savaş söylemini sürdürüyor.
Seçmenin Geçim Endişesi Savaş Çığırtkanlığını Gölgede Bırakıyor
2026 Kasım'ında yapılacak ara seçimler öncesinde yapılan son kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların yüzde 60'ından fazlasının en büyük sorun olarak enflasyon ve hayat pahalılığını gördüğünü ortaya koyuyor. İran savaşının sürmesiyle birlikte enerji fiyatlarında yaşanan ani yükseliş, market raflarındaki fiyat etiketlerine de yansımış durumda. Özellikle gıda ve enerji kalemlerindeki artış, orta ve alt gelirli ailelerin bütçesini ciddi biçimde zorlarken, seçmenin öfkesi giderek artıyor.
Bu tabloya rağmen, Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanadın söylemlerinde herhangi bir yumuşama gözlenmiyor. Kongre üyeleri ve etkili siyasi yorumcular, savaşın meşruiyetini savunan açıklamalara imza atıyor. Bir yandan 'İran'la mücadele ulusal güvenlik için şart' denilirken, diğer yandan özellikle nüfuzlu isimlerin sosyal medya paylaşımlarıyla seçmenin gündemini değiştirmeye çalıştığı görülüyor. 'Bırakın burrito yesinler' tarzı küçümseyici söylemler, savaş yorgunu Amerikan toplumunda büyük tepki çekiyor.
Uzmanlara göre, bu tutum Cumhuriyetçilerin kasım ayında sandıkta ağır bedel ödemesine yol açabilir. Siyaset bilimci David Wrightson, 'Seçmenin sofrası boşalsa da savaş çığırtkanlığı yapmak, 2008'deki Bush deneyimini tekrarlamak anlamına gelir' diyor. Wrightson'a göre, İran savaşı uzadıkça ve kayıplar arttıkça, halkın savaş yorgunluğu daha da derinleşecek.
Küresel Enerji Piyasalarında Yeni Risk
İran savaşının küresel enerji arzına etkisi ise her geçen gün daha belirgin hale geliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlikler, petrol fiyatlarının varil başına 80 doların üzerinde seyretmesine neden olurken, Avrupa ve Asya'nın yanı sıra gelişmekte olan ülkeler de bu fiyat artışlarından olumsuz etkileniyor. Uzmanlar, savaş uzarsa petrol fiyatlarının 100 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu belirsizlikler, dünya genelindeki merkez bankalarının sıkı para politikalarını sürdürme eğilimini güçlendiriyor. Küresel ticarette yaşanan bu yeni daralma, özellikle Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ekonomiler için caydırıcı bir tablo çiziyor. Enerji maliyetlerindeki artışın, cari açık ve enflasyon üzerinden Türkiye'ye yansımaları kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran savaşı ve enerji krizinin kesişim noktasında yer alan bir ülke olarak bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Savaşın sürmesi, TIR'ların ve enerji hatlarının güvenliğini tehdit ederken, Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki istikrarsızlığı derinleştiriyor. Cumhuriyetçi yönetimin şahin tutumu, bölgedeki angajmanını daha öngörülemez kılarken, Türkiye için hem ekonomik hem güvenlik riskleri oluşturuyor. Ancak Ankara'nın diplomatik girişimleri ve enerji arzını çeşitlendirme çabaları, bu krizin olumsuz etkilerini sınırlamada kritik önem taşıyor. Türkiye'nin bölgesel istikrar için oynadığı yapıcı rol, küresel enerji güvenliği açısından da belirleyici olabilir.