İngiltere Başbakanı Andy Burnham, gelecek Salı günü New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile ilk kez yüz yüze görüşecek. Görüşmenin ana gündem maddeleri arasında ticaret anlaşmazlıkları, Ukrayna'daki savaş ve Orta Doğu'daki gerilim yer alıyor. Burnham, selefi Keir Starmer'ın aksine, ABD'den ek tavizler koparmak yerine mevcut ilişkileri istikrara kavuşturmayı hedefliyor.
Görüşmenin Arka Planı
Andy Burnham, geçtiğimiz aylarda beklenmedik bir şekilde başbakanlığa gelmesinin ardından dış politikada hızlı bir ivme yakalamaya çalışıyor. Washington ile ilişkiler, özellikle ticaret ve savunma alanında, son dönemde inişli çıkışlı bir seyir izledi. Trump yönetimi, İngiltere'ye yönelik çelik ve alüminyum tarifelerinde indirime gitmeye sıcak bakmıyor; buna karşılık Londra, Kuzey İrlanda Protokolü konusunda ABD'nin desteğini arıyor.
Burnham'ın ekibi, görüşmede somut bir sonuçtan ziyade "yapıcı bir diyalog" beklentisi içinde. İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre, Başbakan, Trump'a İngiltere'nin Ukrayna'ya verdiği desteğin altını çizecek ve ABD'nin de bu çabaya daha fazla katkı sağlamasını isteyecek. Ayrıca, İran'ın nükleer programı ve Orta Doğu'daki ateşkes çabaları da masada olacak.
Starmer döneminde, İngiltere ABD ile ilişkilerde daha talepkâr bir tutum izlemiş, ancak bu yaklaşım bazı çevrelerce "aşırı istekli" olarak eleştirilmişti. Burnham ise daha ölçülü ve pragmatik bir çizgi izleyerek, öncelikle mevcut işbirliği alanlarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede, savunma sanayii işbirliği, istihbarat paylaşımı ve ortak askeri tatbikatlar öne çıkan başlıklar arasında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Görüşme, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda NATO ve Avrupa güvenliği açısından da kritik bir dönemeçte gerçekleşiyor. Avrupa ülkeleri, ABD'nin savunma harcamalarındaki rolünü sorgularken, İngiltere'nin ABD ile kuracağı denge, kıta genelinde bir referans noktası olabilir. Özellikle Almanya ve Fransa, İngiltere'nin ABD nezdindeki ağırlığını yakından takip ediyor.
Ukrayna savaşı, görüşmenin en acil başlığı. ABD Kongresi'nde ek askeri yardım paketi hâlâ tartışılırken, İngiltere Kiev'e askeri desteğini sürdürüyor. Burnham, Trump'tan en azından mevcut yardımın kesilmemesi konusunda güvence almayı umuyor. Ancak Trump'ın "önce Amerika" çizgisi ve Ukrayna'ya yönelik eleştirel tutumu, bu konuda zorlu bir müzakereyi işaret ediyor.
Ticaret cephesinde ise İngiltere, ABD ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması için zemin arıyor. Ancak Trump yönetimi, tarife indirimlerini ancak İngiltere'nin dijital hizmetler vergisi gibi konularda taviz vermesi hâlinde değerlendirebileceğini belirtiyor. Burnham'ın bu dengeyi nasıl kuracağı belirsizliğini koruyor.
Orta Doğu'da ise İngiltere, İsrail ve Filistin arasındaki gerginliğin azaltılması için ABD'nin arabuluculuğuna ihtiyaç duyuyor. Londra, iki devletli çözüm konusundaki tutumunu yinelese de, Trump'ın İsrail yanlısı politikaları İngiliz diplomasisini zorluyor. Burnham, bu konuda Trump'ı sert bir dille eleştirmekten kaçınarak, daha çok insani yardım ve ateşkes çağrısı yapmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere Başbakanı Burnham ile ABD Başkanı Trump arasındaki görüşme, Türkiye'yi dolaylı da olsa yakından ilgilendiriyor. NATO içindeki denge açısından, İngiltere'nin ABD ile kuracağı yakınlık, Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu etkileyebilir. Ticaret ve savunma alanında yapılacak olası bir anlaşma, Türk ihracatçıları için rekabet koşullarını değiştirebilir. Ayrıca Ukrayna ve Orta Doğu'daki gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Ankara, Washington ile ilişkilerini dengelerken, Londra'nın arabuluculuk rolünü de göz önünde bulundurmalı.