İngiltere Başbakanı Burnham, ülkeye yasa dışı yollarla giren göçmen sayısını azaltmak için yürütülen çabaların artırılacağını ve bu konuda 'acımasız' bir kararlılık sergileyeceğini açıkladı. Burnham, hükümetin yasa dışı göçle mücadele kapsamında kolluk kuvvetlerinin yetkilerini genişlettiğini, ancak asıl çözümün güvenli ve yasal göç yollarının artırılmasından geçtiğini vurguladı. Başbakan, Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle yapılan tehlikeli geçişlerin önlenmesi için hem içeride hem de uluslararası düzeyde daha fazla iş birliği yapılacağını belirtti.
Artan önlemler ve güvenli yollar tartışması
Burnham, parlamentoda yaptığı açıklamada, son aylarda sınır güvenliği önlemlerinin önemli ölçüde artırıldığını, insan kaçakçılığı ağlarına yönelik operasyonların yoğunlaştırıldığını ve bazı ülkelerle geri kabul anlaşmalarının güçlendirildiğini ifade etti. Ancak muhalefet ve insan hakları örgütleri, bu önlemlerin göçmenleri daha tehlikeli rotalara ittiğini ve kök nedenlere çözüm bulunmadığını savunuyor.
Başbakan, 'Güvenli ve yasal yollar olmadan, insanlar çaresizlik içinde kaçakçılara başvuracak ve hayatlarını riske atacaktır. Bu nedenle, sınırlarımızı korurken aynı zamanda mültecilere umut vermeliyiz' dedi. Burnham, Birleşik Krallık'ın mülteci kotasını artırmayı ve vize süreçlerini hızlandırmayı planladığını da sözlerine ekledi.
Hükümet yetkilileri, bu yıl şu ana kadar yaklaşık 15 bin kişinin küçük teknelerle İngiltere kıyılarına ulaştığını, bu sayının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azaldığını ancak hala kabul edilemez düzeyde olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, göç akınını tetikleyen faktörler arasında savaşlar, iklim değişikliği ve ekonomik eşitsizliklerin bulunduğuna işaret ediyor.
Uluslararası boyut ve Avrupa ile iş birliği
Burnham, göç sorununun tek başına çözülemeyeceğini, bu nedenle Fransa, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleriyle ortak operasyonlar düzenleneceğini açıkladı. İngiltere ile Fransa arasında imzalanan yeni anlaşma kapsamında, Fransız sahil güvenlik ekiplerine İngiliz polisinin de katılacağı ortak devriyeler başlatılacak. Ayrıca, göçmenlerin geldiği başlıca ülkelerle (Afganistan, İran, Suriye, Eritre) ekonomik kalkınma ve istikrar projeleri üzerinde çalışılacak.
Avrupa Birliği yetkilileri, İngiltere'nin Brexit sonrası göç politikasını yakından takip ettiklerini, ancak üye ülkelerle iş birliğinin sürdüğünü ifade ediyor. Öte yandan, bazı sivil toplum kuruluşları, İngiltere'nin göçmenleri caydırmak için Ruanda'ya gönderme planının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor ve bu uygulamanın durdurulması için yasal mücadele yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç ve mülteci politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, Avrupa ülkelerinin göç yönetimi konusundaki yaklaşımları Ankara'nın AB ile yürüttüğü müzakereleri etkileyebilir. İngiltere'nin güvenli göç yollarına yaptığı vurgu, Türkiye'nin de uzun süredir savunduğu 'yük paylaşımı' ve 'sorumluluk dengesi' ilkeleriyle örtüşüyor. Öte yandan, İngiltere'nin Ruanda planı gibi uygulamalar, Türkiye'nin de zaman zaman eleştirildiği geri gönderme politikalarının uluslararası hukukla uyumlu olması gerektiği tartışmalarını güçlendiriyor.