İngiltere’de gig ekonomisi çalışanlarının haklarını korumaya yönelik önemli bir adım atılması bekleniyor. Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, ülkede milyonlarca çalışanı etkileyen sahte serbest çalışma uygulamalarına karşı daha sert önlemler alması için baskı altında. Kampanya yürüten gruplar, Burnham’ın bu alanda faaliyet gösteren şirketlere yasal yaptırım uygulamasını ve yaklaşık 4 milyon gig ekonomisi çalışanının kıdem tazminatı, hastalık ödeneği ve haksız işten çıkarmaya karşı koruma gibi temel haklardan mahrum bırakılmasına son vermesini istiyor.
Gig ekonomisinin büyüyen çalışan kitlesi ve hak kayıpları
Gig ekonomisi, özellikle son on yılda İngiltere’de hızla büyüyen bir istihdam modeli haline geldi. Delivery, taksi ve ev hizmetleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren milyonlarca kişi, bu modelde çalışıyor. Ancak bu çalışanların büyük bir bölümü, işverenler tarafından “bağımsız yüklenici” olarak sınıflandırılıyor ve bu nedenle işçi olarak sahip oldukları haklardan yararlanamıyor. Kampanya grupları, bu durumun “yaygın ve sistemik” olduğunu ve binlerce kişinin temel haklardan mahrum kaldığını belirtiyor.
Andy Burnham, Büyük Manchester bölgesinde gig ekonomisi çalışanlarının haklarını savunmasıyla tanınıyor. Daha önce de bu konuda açıklamalarda bulunan Burnham’ın, şimdi daha somut adımlar atması bekleniyor. Kampanya grupları, yerel yönetimlerin bu şirketlere karşı dava açabileceğini ve yasal yaptırımlar uygulayabileceğini vurguluyor. Özellikle sahte serbest çalışma modelinin, işverenlerin vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerinden kaçınmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.
İngiltere’de gig ekonomisi çalışanlarının sayısının 4 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu çalışanların çoğu, haftalık çalışma saatlerine göre sağlanması gereken asgari ücret, tatil ücreti ve iş güvenliği gibi haklardan yoksun. Uzmanlara göre, bu durum sadece çalışanların mağduriyetine yol açmıyor; aynı zamanda devletin vergi gelirlerinde de ciddi kayıplara neden oluyor.
Birleşik Krallık’ta iş hukuku reformu tartışmaları
Gig ekonomisi çalışanlarının hakları konusu, Birleşik Krallık’ta uzun süredir tartışma konusu. 2017 yılında Uber davası, gig ekonomisi şirketlerinin çalışanlarını “bağımsız yüklenici” olarak sınıflandırmasını yasa dışı bulan bir emsal kararla sonuçlanmıştı. Ancak bu kararın ardından şirketlerin büyük bölümü uygulamalarını değiştirmedi. Hükümet, 2018 yılında yayımladığı Taylor Raporu’nda gig ekonomisi için bazı önerilerde bulunmuş, ancak bu önerilerin büyük kısmı hayata geçirilmemişti.
Şu anda hükümetin, iş hukukunu modernize etmeyi hedefleyen bir düzenleme paketi üzerinde çalıştığı biliniyor. Ancak kampanya grupları, bu düzenlemelerin yetersiz kaldığını ve şirketlerin boşluklardan faydalanmaya devam ettiğini savunuyor. Burnham’ın, bu alanda attığı adımların ulusal politikaya da örnek olabileceği değerlendiriliyor. Yerel yönetimlerin, gig ekonomisi şirketlerine karşı açacağı davaların, diğer belediyelere de ilham verebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gig ekonomisi, Türkiye’de de son yıllarda hızla yaygınlaşan bir istihdam modeli. Motokurye, yemek dağıtımı ve ev hizmetleri gibi sektörlerde çalışan binlerce kişi, Türkiye’de de benzer sorunlarla karşı karşıya. İngiltere’de yaşanan bu gelişme, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün de üzerinde durduğu bir konu olan gig ekonomisinde çalışan haklarının korunması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’de bu konuda henüz kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyor. Bu nedenle özellikle İngiltere’deki uygulamaların ve yargı kararlarının, Türkiye’deki ilgili tarafların çalışmalarına yol göstermesi beklenebilir.