Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, İngiltere Başbakanlık Ofisi’nin (10 Downing Street) operasyonel birimlerinden bir kısmının Manchester’a taşınması için kapsamlı bir plan hazırlıyor. Reuters’ın edindiği bilgilere göre, bu girişim Westminster merkezli iktidar yapısını kırmayı ve Londra dışındaki bölgelere daha fazla yetki ve kaynak aktarmayı amaçlıyor. Burnham’ın önerisi, Birleşik Krallık genelinde artan bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi ve hükümetin karar alma süreçlerine daha fazla çeşitlilik kazandırılması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Planın hayata geçirilmesi halinde, Başbakanlık personelinin önemli bir bölümü Manchester’da konuşlanacak ve Londra’daki ofislerle eş zamanlı çalışacak.
Gelişmenin arka planı: Bölgesel eşitsizlikler ve iktidarın dağıtılması
Birleşik Krallık, uzun yıllardır Londra ile diğer bölgeler arasındaki ekonomik ve siyasi dengesizliklerle mücadele ediyor. “Seviyelendirme” (levelling up) politikası kapsamında, hükümet yetkilileri gelir farklarını azaltmak ve yatırımları Londra dışına yönlendirmek için çeşitli adımlar atıyor. Burnham’ın planı, bu çabaların bir parçası olarak, Başbakanlık operasyonlarının fiilen Manchester’a taşınmasını öngörüyor. Bu hamle, yalnızca sembolik bir değişiklik değil, aynı zamanda bürokrasinin merkezini kaydırarak bölgesel kalkınmayı hızlandırmayı hedefliyor.
Burnham’ın önerisi, hükümetin 2021’de başlattığı “Seviyelendirme ve Yerel Yönetişim” yasasına dayanıyor. Söz konusu yasa, yerel yönetimlere daha fazla yetki verme ve bölgesel kalkınma ajanslarını güçlendirme amacı taşıyor. Ancak eleştirmenler, bu yasanın merkezi hükümetin kontrolünü zayıflatmak yerine, Londra’daki bürokrasinin etkisini artırdığını savunuyor. Burnham’ın planı ise tam tersine, fiili bir yetki devri yaparak Westminster’ın ağırlığını azaltmayı hedefliyor.
Plan kapsamında, Başbakanlık ofisinin stratejik iletişim, politika analizi ve dijital hizmetler gibi bölümleri Manchester’a taşınacak. Bu birimler, Londra’daki ana ofisle eşgüdüm içinde çalışacak ve zamanla tüm operasyonların kuzeye kaydırılması değerlendirilecek. Burnham, taşınma sürecinin ekonomik faydalarına dikkat çekiyor: Manchester’da yeni iş alanları yaratılması, yerel hizmet sektörünün canlanması ve bölgeye nitelikli göçün teşvik edilmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Westminster dışı bir iktidar modeli
Burnham’ın girişimi, Birleşik Krallık’ta iktidarın coğrafi dağılımına ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçası. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın kendi parlamentolarına sahip olmasına rağmen, İngiltere içinde bölgesel yönetişim oldukça merkeziyetçi. Manchester’ın yanı sıra Birmingham, Leeds ve Newcastle gibi şehirler de daha fazla yetki talep ediyor. Burnham’ın planı, bu taleplerin somut bir yansıması olarak görülüyor.
Küresel ölçekte, bu tür merkezkaç eğilimler birçok ülkede gözlemleniyor. Fransa’da “Büyük Paris” projesi, Almanya’da eyaletlerin güçlendirilmesi ve ABD’de eyalet yönetimlerinin yetkilerinin artması benzer örnekler arasında. Burnham’ın planı, Birleşik Krallık’ın bu akıma ayak uydurma çabası olarak yorumlanabilir. Eğer başarılı olursa, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilir ve merkezi hükümetlerin taşınabilirliği konusunda yeni bir model sunabilir.
Ancak planın uygulanabilirliği konusunda şüpheler de var. Başbakanlık personelinin bir kısmının Manchester’a taşınması, lojistik zorluklar, personel uyumu ve güvenlik riskleri gibi sorunları beraberinde getirebilir. Ayrıca, parlamenterlerin ve bakanların çoğu Londra’da kalmaya devam edeceği için, karar alma süreçlerinde bir kopukluk yaşanabilir. Bu nedenle Burnham’ın planı, kısa vadede sembolik bir adım olarak kalsa da, uzun vadede kademeli bir geçişin ilk aşamasını oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin merkeziyetçi yapısına kıyasla Birleşik Krallık’ta yaşanan yerelleşme eğilimini göstermesi açısından önemlidir. Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin yetkilerinin artırılması ve Ankara dışındaki şehirlerin kalkınması benzer bir tartışmanın konusudur. Burnham’ın planı, İstanbul, İzmir veya Bursa gibi büyük şehirlerin merkezi hükümetten daha fazla yetki devri talep etme potansiyelini akla getiriyor. Ayrıca, İngiltere’deki “seviyelendirme” politikası, Türkiye’nin bölgesel kalkınma ajansları ve cazibe merkezleri projeleriyle paralellikler taşıyor. Türk hükümeti, bu tür merkezkaç girişimlerin başarısını izleyerek kendi yerelleşme politikalarına yön verebilir. Ancak Türkiye’nin üniter yapısı, bu tür bir adımın doğrudan uygulanmasını zorlaştırmaktadır.