İngiltere Başbakanı Andy Burnham, perşembe günü Brüksel'de düzenlenen Avrupa Birliği zirvesinde, Brexit sonrası dönemde Birleşik Krallık ile AB arasındaki ilişkileri güçlendirecek yeni anlaşmalar için girişim başlatıyor. Zirve, ticaret, güvenlik ve düzenleyici işbirliği konularında yeni bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor. Burnham'ın çabaları, ana muhalefet partisi Muhafazakarların lideri Kemi Badenoch tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Badenoch, başbakanın Birleşik Krallık'ın AB ile imzaladığı anlaşmayı "söküyor" olduğunu söyledi. Bu gelişme, İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Andy Burnham, 2024 genel seçimlerinin ardından iktidara gelen İşçi Partisi hükümetinin başbakanı olarak, Brexit sonrası dönemde AB ile ilişkileri yeniden şekillendirme sözü vermişti. Burnham, göreve geldiğinden bu yana AB yetkilileriyle yaptığı temaslarda, mevcut Ticaret ve İşbirliği Anlaşması'nın (TCA) eksikliklerini gidermeyi ve özellikle hizmet sektörü, veri paylaşımı ve mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması gibi alanlarda ilerleme kaydetmeyi amaçlıyor. Brüksel zirvesi, bu hedefler doğrultusunda atılan en somut adım olarak görülüyor. Zirvede ele alınması beklenen konular arasında, gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi, gıda ve tarım ürünleri ticaretinde kolaylaştırma, araştırma programlarına katılım ve dış politika ile savunma alanında yapısal işbirliği yer alıyor.
Ancak Burnham'ın bu girişimi, iç siyasette tartışmalara yol açtı. Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, başbakanın AB ile var olan anlaşmayı "söktüğünü" ve İngiltere'nin müzakere pozisyonunu zayıflattığını savundu. Badenoch, yaptığı açıklamada, "Başbakan, Brexit'in kazanımlarını tehlikeye atıyor ve AB'ye gereksiz tavizler veriyor. Bu, halkın 2016'da verdiği karara saygısızlıktır" dedi. Muhafazakarlar, hükümetin AB ile yakınlaşma çabalarının İngiltere'nin egemenliğini ve bağımsız ticaret politikasını riske attığını öne sürüyor. Buna karşılık hükümet yetkilileri, yeni anlaşmaların İngiltere'nin AB'den ayrılmış olmasına rağmen ekonomik çıkarlarını koruyacağını ve iş dünyasına somut faydalar sağlayacağını belirtiyor.
Brüksel'deki zirve, AB tarafında da dikkatle izleniyor. AB yetkilileri, İngiltere ile yapıcı bir diyalog kurmaya istekli olduklarını ancak tek pazarın bölünmezliği ve AB hukukunun üstünlüğü gibi temel ilkelerden taviz verilmeyeceğini vurguluyor. Özellikle Fransa ve Almanya gibi kilit ülkeler, İngiltere ile ticarette kolaylaştırma sağlanmasına sıcak bakarken, balıkçılık hakları ve seviye eşitliği (level playing field) konularında temkinli duruşlarını koruyor. Zirvede, İngiltere ile AB arasında 2025 yılı için öngörülen ortak çalışma programının ana hatlarının belirlenmesi ve yeni bir "stratejik diyalog" mekanizmasının kurulması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere-AB ilişkilerindeki bu yeni ivme, Brexit sonrası dönemde Avrupa'nın jeopolitik dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Ukrayna savaşı, enerji güvenliği ve Çin'in yükselişi gibi küresel zorluklar karşısında Batı ittifakının birliği büyük önem taşıyor. İngiltere'nin AB ile savunma ve dış politika alanında daha yakın işbirliği yapması, NATO içindeki Avrupa ayağını güçlendirebilir. Ayrıca, ticaret anlaşmalarının genişletilmesi, her iki taraf için de ekonomik canlanma ve istihdam yaratma potansiyeli taşıyor. Özellikle İngiltere'nin hizmet sektöründe karşılıklı tanınma elde etmesi, Londra'nın finans merkezi konumunu pekiştirebilir. Ancak, AB içinde bazı üyeler, İngiltere'ye fazla taviz verilmesinin birliğin bütünlüğüne zarar verebileceğinden endişe ediyor. Bu nedenle müzakerelerin zorlu geçmesi ve nihai anlaşmanın sınırlı kapsamda kalması muhtemel.
Burnham'ın zirvedeki performansı, aynı zamanda İşçi Partisi hükümetinin Avrupa politikasının bir testi olacak. Başbakan, seçim kampanyasında "Brexit'i daha iyi hale getirme" vaadinde bulunmuştu. Şimdi bu vaadi somut adımlarla desteklemesi gerekiyor. Zirve sonrası yapılacak açıklamalar, hem iç kamuoyunda hem de AB başkentlerinde yankı uyandıracak. Muhalefetin sert eleştirileri, hükümetin manevra alanını daraltabilir. Ancak iş dünyası ve ekonomi çevreleri, anlaşma sürecini destekliyor. İngiltere Ticaret Odası gibi kuruluşlar, AB ile ticaretin kolaylaştırılmasının KOBİ'ler için hayati olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ile AB arasındaki Brexit sonrası ilişkilerin yeniden şekillenmesi, Türkiye'nin dış ticareti ve jeopolitik konumu açısından dolaylı ama önemli etkiler yaratabilir. Türkiye, hem AB hem de İngiltere ile yakın ticari ilişkilere sahip. İngiltere'nin AB ile gümrük işlemlerini basitleştirmesi, Türk ihracatçılarının Avrupa'daki rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, AB'nin İngiltere ile savunma işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Türkiye, Brexit sonrası dönemde İngiltere ile ikili ticaret anlaşmasını güncellemişti; bu süreçte AB ile İngiltere arasındaki yeni düzenlemeler, Türk firmaları için fırsatlar ve riskler barındırıyor. Özellikle hizmetler ve yatırım alanlarında Türkiye, Londra ile Brüksel arasındaki yeni dengeleri yakından izlemeli.