Burkina Faso'da Albay Ibrahim Traore liderliğindeki askeri yönetim, ülkenin Müslüman toplumuyla yeni bir gerilime imza attı. Yeni çıkarılan yasalar ve son dönemdeki tutuklamalar, askeri hükümet ile etkili Müslüman alimler arasında derin bir güvensizlik yarattı. Başkent Ouagadougou başta olmak üzere ülke genelinde yankı bulan bu gelişmeler, Traore'nin cihatçı gruplarla mücadele söylemini sürdürürken iç cephede dini liderleri hedef almasına yol açıyor. Uzmanlar, bu hamlelerin ülkedeki etnik ve dini dengeleri daha da karmaşık hale getirebileceği uyarısında bulunuyor.
Yeni yasa ve tutuklamalar
Burkina Faso yönetimi, geçtiğimiz haftalarda dini vaazları düzenleyen bir yasa çıkardı. Yasaya göre, vaazların devlet tarafından onaylanan bir kuruldan geçmesi gerekiyor. Bu düzenleme, dini liderlerin devlet politikalarını eleştirmesinin önüne geçmeyi amaçlıyor. Ancak bazı muhalif sesler, yasanın ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve rejim karşıtı sesleri susturmak için kullanıldığını savunuyor. Ayrıca, Traore karşıtı olduğu bilinen birkaç Müslüman alim, son iki ayda gözaltına alındı. Tutuklananlar arasında, ülkede saygın bir yere sahip olan Şeyh Aboubacar Doukouré de bulunuyor. Doukouré, hükümetin cihatçı gruplarla mücadele stratejisini eleştiren açıklamalar yapmıştı.
Burkina Faso, 2022'den bu yana askeri yönetim altında. Albay Traore, Eylül 2022'de bir darbe ile iktidara geldiğinde, ülkeyi cihatçı şiddetten kurtarma sözü vermişti. Ancak bugüne kadar güvenlik durumu iyileşmedi, aksine Mali sınırındaki çatışmalar yoğunlaştı. Bu ortamda Traore, dini liderleri “ülkeyi bölmekle” suçlayarak kendine yeni bir düşman cephesi açtı. Müslüman alimlerin bir kısmı ise hükümeti, cihatçılarla mücadele adı altında sivil kayıplara göz yummakla eleştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Burkina Faso'daki bu gelişmeler, Sahel bölgesinin genelinde artan din-devlet geriliminin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Mali ve Nijer'de de benzer askeri yönetimler, dini gruplarla zaman zaman karşı karşıya geliyor. Batı Afrika'da cihatçı grupların etkisi altındaki topraklar genişlerken, hükümetlerin dini liderleri baskı altına alması, toplumsal kutuplaşmayı körüklüyor. Fransa'nın bölgeden çekilmesiyle boşalan güç boşluğu, yerel aktörler arasındaki rekabeti artırdı. Burkina Faso, askeri yönetimlere rağmen cihatçı şiddetin en ağır yaşandığı ülkelerden biri. BM verilerine göre, son üç yılda 2 milyondan fazla kişi yerinden edildi.
Küresel olarak, bu tür dini gerilimler terörle mücadele stratejilerini de etkiliyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Sahel'deki askeri yönetimlerle işbirliğini sorgulamaya başladı. Burkina Faso'nun Rusya ile yakınlaşması ise Batı'yı endişelendiriyor. Traore, Rus paralı asker grubu Wagner ile anlaşma yaparak güvenlik desteği almıştı. Şimdi dini muhalefeti bastırması, ülkenin iç istikrarını daha da zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Burkina Faso, Türkiye için Afrika açılımı kapsamında önemli bir ülke. Başta savunma sanayii işbirliği ve insani yardımlar olmak üzere, Ankara Ouagadougou ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Ancak Traore yönetiminin Müslüman toplumla yaşadığı bu gerilim, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, hem mevcut askeri yönetimle hem de muhalif dini gruplarla temas halinde. Sahel'de istikrarsızlığın artması, Türkiye'nin bölgeye yönelik yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, benzer dini-tepkisel yönetişim modellerinin diğer Afrika ülkelerinde de örnek alınması, Türk dış politikasının din faktörünü daha fazla hesaba katmasını gerektirebilir.