Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS zirvesine katılmak üzere geldiği sırada kırmızı halıyla karşılandı. Bu ziyaret, 2020 yılında iki ülke askerleri arasında yaşanan ve onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanan sınır çatışmasının ardından Hindistan-Çin ilişkilerinde yaşanan normalleşme sürecinin önemli bir aşaması olarak yorumlanıyor. Xi'nin ziyareti, iki nükleer güç arasındaki gerilimin azaltılması ve ekonomik işbirliğinin yeniden canlandırılması yönünde atılan somut bir adım olarak görülüyor.
İlişkilerin arka planı: 2020 çatışması ve sonrası
Hindistan ile Çin arasındaki ilişkiler, 2020 yılının haziran ayında iki ülke askerleri arasında yaşanan çatışmayla ciddi bir darbe aldı. Bu olayda 20 Hint askeri ve 4 Çin askeri hayatını kaybetti. Çatışma, iki ülke arasındaki 3.488 kilometrelik fiili kontrol hattı boyunca yaşanan gerginliklerin en kanlılarından biriydi. Olayın ardından iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler donduruldu, ekonomik işbirliği askıya alındı ve sınır bölgesine askeri yığınak yapıldı.
Ancak 2024 yılından itibaren iki ülke arasında yavaş yavaş bir normalleşme süreci başladı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, çeşitli uluslararası platformlarda bir araya gelerek diyalog kanallarını yeniden açtı. Sınır bölgelerinde karşılıklı asker geri çekilmeleri konusunda mutabakat sağlandı. Ekim 2024'te iki ülke, fiili kontrol hattı boyunca devriye faaliyetlerinin koordinasyonu konusunda anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, 2020'den bu yana ilk kapsamlı sınır düzenlemesi olarak kayıtlara geçti.
BRICS zirvesi öncesinde Hindistan ve Çin heyetleri arasında yapılan ön görüşmelerde, ticaret engellerinin kaldırılması, yatırımların artırılması ve kültürel değişim programlarının yeniden başlatılması gibi konular ele alındı. Çin'in Hindistan'a yönelik doğrudan yatırımları 2020'den bu yana büyük ölçüde azalmıştı. Hindistan, Çin uygulamalarına yönelik yasaklar getirmiş ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi daralmıştı. Şimdi bu olumsuz tablonun tersine çevrilmesi hedefleniyor.
BRICS zirvesi ve bölgesel dinamikler
BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan ve son yıllarda genişleyerek Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni de bünyesine katan bir oluşum. Zirve, gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomi ve siyasetteki ağırlığını artırmayı amaçlıyor. Hindistan'ın bu yılki zirveye ev sahipliği yapması, Modi hükümetinin çok kutuplu dünya düzeninde daha aktif bir rol oynama isteğinin bir göstergesi.
Şi Cinping'in Yeni Delhi'ye gelişi, Hindistan'ın diplomatik açıdan önemli bir başarısı olarak değerlendiriliyor. Zira iki ülke arasındaki buzlar henüz tam olarak erimiş değil. Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki askeri varlığı ve Pakistan ile olan stratejik ortaklığı, Hindistan için önemli bir güvenlik endişesi olmaya devam ediyor. Buna karşın Hindistan da ABD, Japonya ve Avustralya ile olan Quad ittifakı aracılığıyla Çin'e karşı bir denge politikası izliyor.
Zirvede, ekonomik işbirliğinin yanı sıra iklim değişikliği, enerji güvenliği ve küresel yönetişim reformu gibi başlıkların da ele alınması bekleniyor. Çin ve Hindistan, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor ve küresel ekonominin motoru konumundalar. İki ülke arasındaki işbirliği, gelişmekte olan ülkelerin Batı karşısındaki pazarlık gücünü artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ile Çin arasındaki normalleşme, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, BRICS ile diyalog kanallarını güçlendirmeyi ve alternatif ekonomik işbirliği platformlarında yer almayı hedefliyor. Çin ve Hindistan'ın arasının düzelmesi, bölgede ticaret ve yatırım ortamının canlanmasına katkı sağlayabilir; bu da Türk ihracatçıları ve müteahhitlik firmaları için yeni fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, iki Asya devi arasındaki işbirliği, küresel güç dengesinde çok kutupluluğu güçlendirerek Türkiye'nin de içinde bulunduğu orta büyüklükteki güçlerin manevra alanını genişletebilir. Ancak Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki yatırımları ve Hindistan'ın Hint-Pasifik stratejisi arasında dengeli bir politika izlemek durumunda.