Brezilya'da 2 Ekim 2022'de yapılan genel seçimlerin ardından yerli topluluklar, Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ile eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva arasındaki ikinci tur öncesinde çevre koruma politikalarının geleceği konusunda ciddi endişelerini dile getiriyor. Amazon Yağmur Ormanları'nda yaşayan yerli halklar, seçim sonucunun bölgedeki yasal koruma statülerini ve ormansızlaşma oranlarını doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
Amazon'daki yerli hakları ve çevre koruma mücadelesi
Brezilya'da yerli topluluklar, yüzyıllardır Amazon havzasında geleneksel yaşam biçimlerini sürdürüyor. Ancak son yıllarda artan madencilik, tarım ve altyapı projeleri, bu toplulukların topraklarını ve geçim kaynaklarını tehdit ediyor. Yerli liderler, mevcut hükümetin çevre koruma kurumlarını zayıflattığını ve yasadışı faaliyetlere göz yumduğunu savunuyor. Özellikle Çevre Bakanlığı'nın bütçesindeki kesintiler ve denetimlerin azalması, yasadışı ağaç kesimi ve madenciliğin artmasına yol açtı.
Seçim kampanyası döneminde Bolsonaro, Amazon'daki korunan alanları azaltma ve yerli topraklarındaki ticari faaliyetleri serbest bırakma sözü verirken, Lula da Silva çevre koruma politikalarını güçlendireceğini ve iklim değişikliğiyle mücadeleye öncelik vereceğini taahhüt etti. Yerli gruplar, Lula'nın zaferinin ormansızlaşmayı yavaşlatabileceğini umut ediyor, ancak geçmişteki hükümetlerin de tam anlamıyla yerli haklarını koruyamadığını hatırlatıyor.
Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü (INPE) verilerine göre, 2021 yılında Amazon'da ormansızlaşma oranı son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Yerli topluluklar, bu artışın seçim belirsizliği ve zayıf çevre denetimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyor. Ayrıca, Pandemi döneminde sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve dışarıdan gelen işgalcilerin sayısındaki artış, yerli halkların yaşam koşullarını daha da zorlaştırdı.
Küresel iklim hedefleri ve Brezilya'nın rolü
Brezilya, dünyanın en büyük tropikal ormanı olan Amazon'a ev sahipliği yapması nedeniyle küresel iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir konumda. Ülke, 2015 Paris Anlaşması kapsamında sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdünde bulundu, ancak son yıllarda artan ormansızlaşma bu hedefleri tehdit ediyor. Uluslararası toplum, Brezilya'nın çevre politikalarını yakından izliyor; Avrupa Birliği ve diğer aktörler, Amazon ürünlerine yönelik ticaret kısıtlamaları konusunda baskı yapıyor.
Seçim sonucu, sadece Brezilya içindeki çevre koruma uygulamalarını değil, aynı zamanda küresel iklim diplomasisini de etkileyecek. Lula da Silva'nın kazanması halinde, Brezilya'nın uluslararası iklim müzakerelerinde daha aktif bir rol üstlenmesi ve Amazon Fonu gibi mekanizmaların yeniden canlandırılması bekleniyor. Ancak Bolsonaro'nun yeniden seçilmesi, uluslararası arenada izolasyon riskini artırabilir ve ormansızlaşmayla mücadelede gerileme yaşanabilir.
Yerli topluluklar, seçim sonuçları ne olursa olsun, kendi haklarını korumak için mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor. Brezilya Yerli Halklar Birliği (APIB) gibi örgütler, adaylardan yerli topraklarının sınırlarının korunması ve çevre lisanslama süreçlerinde yerli halkların katılımının sağlanması gibi taleplerini dile getiriyor. Uluslararası kamuoyunun desteği, bu mücadelede önemli bir baskı unsuru olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brezilya'daki seçim sonuçları ve çevre politikaları, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Paris Anlaşması'nı onaylayarak yeşil mutabakat sürecine dahil oldu ve Amazon'daki gelişmeler, küresel sera gazı emisyonları üzerinden dolaylı etki yaratabilir. Ayrıca, Brezilya'nın çevre politikaları, uluslararası ticaret anlaşmalarında çevre standartları konusundaki tartışmaları etkileyerek Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, ormansızlaşma ve iklim finansmanı konularında uluslararası işbirliklerini sürdürerek bu süreçte aktif rol alabilir.