Brezilya'da pazar günü yapılacak başkanlık seçimi ikinci turu, dünyanın en büyük yağmur ormanı olan Amazon'un geleceği açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Guardian'ın Latin Amerika muhabiri Tom Phillips, seçimin yağmur ormanları ve orada yaşayan topluluklar için ne anlama geldiğini anlamak üzere ülkenin kuzeyindeki Roraima eyaletine gitti. Phillips, bölgede yaptığı görüşmelerde seçmenlerin çevre politikaları, ekonomik kaygılar ve bölgesel kalkınma konularındaki farklı beklentilerini dinledi.
Seçimin Arka Planı: Amazon'un Geleceği Sandıkta
Brezilya, 2 Ekim'de yapılan ilk tur seçimlerin ardından 30 Ekim'de ikinci tura gidiyor. İlk turda hiçbir aday yüzde 50'yi aşamadığı için, eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ile mevcut Devlet Başkanı Jair Bolsonaro arasında bir yarış yaşanacak. Lula da Silva ilk turda yüzde 48,4, Bolsonaro ise yüzde 43,2 oy almıştı. Seçim kampanyasının merkezinde ekonomi, yoksulluk ve demokrasi olduğu kadar, Amazon yağmur ormanlarının korunması da yer alıyor.
Bolsonaro iktidarı döneminde Amazon'da ormansızlaşma rekor seviyelere ulaştı. Çevre örgütleri, Bolsonaro hükümetinin çevre koruma kurumlarını zayıflattığını ve yasadışı madencilik, tarım ve ağaç kesimi faaliyetlerine göz yumduğunu belirtiyor. Lula da Silva ise seçim kampanyasında ormansızlaşmayı durdurma ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına dönme sözü verdi. Ancak Amazon'un korunması, bölgede yaşayan yerli topluluklar ve geçimini ormandan sağlayan halklar için hayati önem taşıyor.
Roraima eyaleti, bu tartışmaların mikrokozmosu gibi. Brezilya'nın en kuzeyinde yer alan eyalet, yüksek oranda yerli nüfusa ev sahipliği yapıyor ve yasadışı altın madenciliğinin yoğun olduğu bir bölge. Phillips, bölgede hem çevre aktivistleriyle hem de madencilik ve tarımla geçinen seçmenlerle konuştu. Bu görüşmeler, seçmenlerin çevre koruma ile ekonomik kalkınma arasında nasıl bir denge kurulması gerektiği konusunda derin bir bölünme yaşadığını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Amazon Sadece Brezilya'nın Değil
Amazon yağmur ormanları, dünyanın iklim dengesi için kritik bir öneme sahip. Orman, atmosferdeki karbondioksiti emerek küresel ısınmayı yavaşlatıyor ve gezegenin biyolojik çeşitliliğinin büyük bir bölümünü barındırıyor. Brezilya'da ormansızlaşmanın artması, sadece ülke içinde değil, uluslararası alanda da endişe yaratıyor. Avrupa Birliği, Mercosur ile yürütülen ticaret anlaşması görüşmelerinde çevre standartlarının önemine vurgu yapıyor. Norveç ve Almanya gibi ülkeler, Amazon Fonu'na yaptıkları katkıları Bolsonaro döneminde askıya almıştı.
Seçim sonucu, Brezilya'nın iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü de belirleyecek. Lula da Silva'nın kazanması halinde, ülkenin Paris Anlaşması taahhütlerine daha sıkı sarılması ve ormansızlaşmayla mücadele için yeni bir dönem başlatması bekleniyor. Bolsonaro'nun yeniden seçilmesi ise Amazon'daki mevcut politikaların sürmesi anlamına gelecek ve uluslararası toplumun tepkisini artırabilir. Seçim, aynı zamanda Brezilya'nın demokrasiye olan bağlılığı ve kurumların geleceği açısından da bir referandum niteliği taşıyor.
Roraima'da seçmenler arasında yapılan görüşmeler, ekonomik kaygıların çevre duyarlılığının önüne geçebildiğini gösteriyor. Yasadışı madencilik ve tarım faaliyetleri, bölgede önemli bir gelir kaynağı. Ancak bu faaliyetler, yerli toplulukların yaşam alanlarını ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Seçim sonucu, bu dengenin nasıl kurulacağını belirleyecek. Phillips'in gözlemleri, Brezilya seçiminin sadece bir ülkenin değil, gezegenin geleceğini etkileyecek bir karar olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brezilya seçimleri ve Amazon'un geleceği, doğrudan Türkiye'nin sınırları içinde yer almasa da küresel iklim politikaları ve ticaret anlaşmaları üzerinden Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Amazon'daki ormansızlaşma, küresel sera gazı emisyonlarını artırarak iklim değişikliğini hızlandırıyor; bu durum Türkiye gibi Akdeniz iklim kuşağındaki ülkelerde kuraklık ve sıcaklık artışlarına yol açıyor. Ayrıca Brezilya'nın Mercosur-AB ticaret anlaşmasındaki çevre standartları, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü Gümrük Birliği güncelleme müzakerelerinde çevre ve sürdürülebilirlik kriterlerinin önemini artırıyor. Seçim sonucu, Brezilya'nın iklim diplomasisindeki tutumunu değiştirerek küresel iklim müzakerelerinde dengeyi etkileyebilir.