Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden on yıl geçti. Financial Times (FT) köşe yazarları ve muhabirleri, Brexit'in ekonomik, siyasi ve sosyal etkilerini masaya yatırırken, önümüzdeki dönemde İngiltere ile AB arasında köklü bir yakınlaşma yaşanıp yaşanmayacağını tartışıyor. Uzmanlara göre, Brexit sonrası ticaret engelleri, iş gücü kıtlığı ve düzenleyici uyum maliyetleri İngiltere ekonomisi üzerinde kalıcı baskı oluştururken, Kamuoyunun AB'ye yeniden katılma yönündeki desteği artsa da siyasi irade ve iç dinamikler bu yönde bir adımı şimdilik zorlaştırıyor.
Brexit'in Ekonomik ve Siyasi Bedeli
FT analistlerine göre, Brexit'in en belirgin etkisi İngiltere ekonomisinde daralma olarak ortaya çıktı. 2016 referandumundan bu yana sterlin değer kaybederken, ticaret hacmi AB'ye kıyasla daha yavaş büyüdü. Hizmet sektörü ihracatı beklenenin altında kalırken, mal ticareti gümrük kontrolleri ve yeni düzenlemelerle sekteye uğradı. Özellikle gıda ve ilaç gibi hassas sektörlerde tedarik zinciri sorunları yaşandı. Ayrıca, AB'den gelen iş gücü göçünün azalması, özellikle tarım, sağlık ve konaklama sektörlerinde ciddi personel açığına yol açtı. Siyasi tarafta ise Brexit, İngiliz siyasetini derinden kutuplaştırdı. Muhafazakâr Parti içindeki Brexit yanlısı ve karşıtı kanatlar arasındaki çekişmeler, son yıllarda üç farklı başbakanın görev yapmasına neden oldu. Kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin giderek artan bir kısmının AB'ye yeniden katılmadan yana olduğunu gösterse de, uzmanlar bunun kısa vadede gerçekçi olmadığını düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Brexit'in etkileri yalnızca İngiltere ile sınırlı kalmadı. AB, Birleşik Krallık'ın ayrılışıyla önemli bir ekonomik ve askeri gücü kaybederken, kalan 27 üyede bütünleşme yönünde yeni adımlar atılması tartışılmaya başlandı. Özellikle savunma ve güvenlik alanında iş birliği derinleşirken, mali disiplin kuralları yeniden gözden geçirildi. Küresel ölçekte Brexit, diğer ülkeler için AB'den ayrılmanın maliyetine dair bir örnek teşkil etti. ABD'de Trump yönetiminin ticaret savaşları ve Çin ile rekabet, Brexit sonrası İngiltere'nin bağımsız ticaret anlaşmaları yapma çabalarını gölgede bıraktı. Öte yandan, İngiltere'nin Asya-Pasifik'e yönelik ticaret pivotu ve CPTPP'ye katılımı, Brexit'in küresel ticaret mimarisindeki etkilerini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit, Türkiye-AB ilişkileri bağlamında dolaylı da olsa önemli ipuçları barındırıyor. AB'nin genişleme sürecine olan yaklaşımı Brexit sonrası daha temkinli hale gelirken, Türkiye'nin üyelik müzakereleri neredeyse donma noktasına geldi. Öte yandan, İngiltere'nin AB'den ayrılarak bağımsız ticaret anlaşmaları yapma stratejisi, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin güncellenmesi talebine alternatif bir model oluşturabilir. Ancak, Brexit'in yarattığı ekonomik belirsizlik ve küresel ticaretteki korumacı eğilimler, Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme modelini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi Brexit sonrası imzalanan STA sayesinde artış gösterse de, potansiyelin tam olarak kullanılamadığı değerlendiriliyor.