Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı aldığı referandumda henüz 14 yaşındaydım. Oy kullanmak için çok gençtim ama hayatımızı etkileyecek bir kararın alındığını anlayacak kadar da büyüktüm. Şimdi, yıllar sonra, Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurma yönündeki açıklamaları, benim kuşağım için yeni bir umut ışığı oldu. Brexit, gençlerin karşılaştığı tüm sorunların kaynağı değil; ancak Avrupa ile yeniden güçlü bağlar kurmak, önümüze sayısız fırsat çıkarabilir.
Gençlerin Sesi Neden Duyulmadı?
2016 referandumunda 18-24 yaş arası seçmenlerin yaklaşık yüzde 73'ü AB'de kalma yönünde oy kullandı. Buna rağmen, ülke genelinde çoğunluk Brexit'ten yana oldu ve gençlerin tercihi göz ardı edildi. O dönemde benim gibi milyonlarca genç, oy hakkına sahip olmadığı için sürecin dışında kaldı. Bu durum, kuşaklar arası bir adaletsizlik yarattı; hayatlarının en uzun dönemini Brexit'in sonuçlarıyla geçirecek olanlar, karar mekanizmasının tamamen dışındaydı.
Referandum sonrası dönemde, gençlerin endişeleri sıklıkla görmezden gelindi. Eğitim değişim programları, iş fırsatları ve kültürel etkileşim imkanları kısıtlandı. Erasmus programından ayrılmak, gençlerin Avrupa'da eğitim görme ve deneyim kazanma şansını elinden aldı. Ayrıca, Brexit müzakereleri sırasında gençlerin geleceğiyle ilgili belirsizlikler sürdü; birçok genç, kariyer planlarını bu belirsizlik üzerine kuramadı.
Burnham'ın Vizyonu: Yeni Bir Başlangıç mı?
Andy Burnham, son açıklamalarında Birleşik Krallık'ın Avrupa ile 'yeniden yakınlaşma' sürecine girmesi gerektiğini savunuyor. Burnham, özellikle gençlerin Avrupa'da serbest dolaşım, eğitim ve çalışma haklarının geri getirilmesi için kampanya yürüteceğini duyurdu. Bu açıklamalar, Brexit sonrası umutsuzluğa kapılan gençler için önemli bir moral kaynağı oldu. Burnham, 'Avrupa ile ilişkilerimizi yeniden inşa etmezsek, gelecek nesiller bunun bedelini ödeyecek' diyerek gençlerin kaygılarını dile getirdi.
Burnham'ın önerileri arasında, gençler için özel bir hareketlilik programı oluşturulması, öğrenci vizesi süreçlerinin kolaylaştırılması ve kültürel iş birliklerinin artırılması yer alıyor. Bu adımlar, Birleşik Krallık'ın Avrupa'dan kopuşunu yumuşatabilir ve gençlere kaybettikleri fırsatları yeniden kazandırabilir. Ancak, bu önerilerin hayata geçirilmesi için siyasi irade ve hükümet desteği gerekiyor.
Avrupa ile Yeniden Yakınlaşma: Sadece Gençler İçin mi?
Burnham'ın vizyonu, sadece gençleri değil, tüm Birleşik Krallık toplumunu ilgilendiren bir dönüşümü hedefliyor. Brexit sonrası ticaret anlaşmalarının getirdiği bürokratik engeller, birçok sektörde iş yapış şekillerini olumsuz etkiledi. Özellikle hizmet sektörü, finans ve yaratıcı endüstriler, Avrupa pazarına erişimde zorluklar yaşıyor. Yeniden yakınlaşma, ekonomik iş birliklerini canlandırabilir ve iki tarafın da çıkarına olabilir.
Ancak bu süreç, İngiliz siyasetinde hassas bir dengeyi gerektiriyor. Brexit yanlıları, bu tür adımların 'Brexit'i sulandırmak' anlamına gelebileceği endişesini taşıyor. Yine de, anketler gençlerin büyük çoğunluğunun Avrupa ile daha yakın ilişkilerden yana olduğunu gösteriyor. Seçim yaşının düşürülmesi ve gençlerin siyasete katılımının artması, bu görüşün önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın Avrupa ile yeniden yakınlaşma ihtimali, Türkiye-AB ilişkileri açısından da dolaylı etkiler barındırıyor. Türkiye, uzun süredir AB üyelik sürecinde ilerleme kaydedemezken, Birleşik Krallık'ın AB ile ilişkilerini güçlendirmesi, bazı çevrelerce 'Birlik dışındaki ülkelerle de müzakere edilebileceği' mesajı olarak okunabilir. Ancak Türkiye'nin gümrük birliği ve vize serbestisi gibi konularda yaşadığı sorunlar, Birleşik Krallık'ın durumundan farklılık gösteriyor. Yine de, gelişmiş ekonomiler arasındaki iş birliklerinin artması, küresel ticaretin dinamiklerini etkileyebilir; bu da Türkiye'nin dış ticaret stratejilerini gözden geçirmesini gerektirebilir.