23 Haziran 2016'da Britanyalılar, Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullandı. Aradan geçen on yılın ardından, Guardian'ın ekonomi editörü Heather Stewart, Brexit kampanyasının kilit vaatlerine geri dönüyor. Göç kontrolünden NHS için haftada 350 milyon sterlin vaadine, 'kıvrık muz' düzenlemelerine kadar uzanan bu süreç, modern Britanya tarihinin en belirleyici kararlarından biri olarak nitelendiriliyor. Peki, bu vaatlerin ne kadarı gerçekleşti? Brexit'in ardından Britanya ekonomisi, ticareti ve toplumu nasıl şekillendi? Bu makale, Brexit'in vaatlerini 10 yıl sonra masaya yatırıyor.
Brexit'in En Çok Tartışılan Vaatleri
Brexit kampanyasının en dikkat çekici vaatlerinden biri, AB'ye ödenen aidatların NHS'e aktarılacağı iddiasıydı. Ünlü kırmızı otobüsün üzerinde yer alan 'Haftada 350 milyon sterlin NHS'e gidiyor' sloganı, kampanyanın simgesi haline geldi. Ancak bu rakamın net katkıdan ziyade brüt bir tahmin olduğu ve AB bütçesinden Britanya'ya dönen fonların hesaba katılmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Referandum sonrası bu vaadin hemen uygulanmadığı gibi, NHS'e ayrılan kaynaklarda belirgin bir artış olmadı.
Göç konusu da Brexit kampanyasının merkezinde yer alıyordu. 'Kontrolü geri alın' sloganıyla AB vatandaşlarının serbest dolaşımına son verilmesi hedefleniyordu. Gerçekten de Brexit sonrası Britanya, puan bazlı bir göç sistemi getirdi. Ancak bu sistem, Avrupa dışından gelen göçü artırırken, toplam göç rakamları referandum öncesi seviyelere yakın seyretti. Özellikle Ukraynalı mülteciler ve Hong Kong'dan gelenlerle birlikte göç sayıları yeniden yükseldi.
Bir diğer ikonik vaat ise 'kıvrık muz' düzenlemesiydi. Brexit yanlıları, AB'nin muzların şeklini düzenlediği gibi saçma kurallarından kurtulacaklarını iddia etmişti. Oysa AB'nin böyle bir düzenlemesi hiçbir zaman olmadı; sadece pazarlama sınıflandırmaları vardı. Brexit sonrası Britanya, birçok AB standardını korumaya devam etti.
Ekonomik ve Ticari Etkiler
Brexit'in ekonomik etkileri uzun süredir tartışılıyor. Resmi veriler, Britanya ekonomisinin Brexit nedeniyle AB'de kalsaydı olacağından daha küçük olduğunu gösteriyor. Ticaret engelleri, özellikle hizmet sektöründe ve gıda ihracatında büyük sorunlar yarattı. Yeni ticaret anlaşmaları (Avustralya, Yeni Zelanda gibi) imzalanmış olsa da, bu anlaşmaların AB ile kaybedilen ticareti telafi etmesi mümkün olmadı. Sterling poundu değer kaybetti, enflasyon yükseldi ve işletmeler artan bürokrasiyle mücadele etmek zorunda kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve küresel ticaret stratejisi açısından dolaylı etkiler yarattı. Britanya'nın AB'den ayrılması, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde bir model olarak sunuldu ancak bu modelin zorlukları kısa sürede görüldü. Türkiye, Brexit sonrası Britanya ile ticaret hacmini artırmaya çalıştı; ancak Britanya'nın AB ile serbest ticaret anlaşması yapması, Türkiye'nin gümrük birliği nedeniyle AB ile anlaşma yapmadan Britanya ile ayrıcalıklı ticaret yapmasını engelledi. Bu durum, Türkiye'nin ticaret politikasında esneklik arayışını hızlandırdı. Ayrıca Brexit'in Avrupa'da yükselen popülizm ve göç karşıtlığına etkisi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde dolaylı bir faktör olarak değerlendirilebilir.