Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden on yıl geçti ve bu süre zarfında ülke yedi farklı başbakan gördü. Ancak yapılan analizler, Brexit'in ne net göçü kontrol altına alma konusunda ne de ticaret hacmini önemli ölçüde artırma konusunda beklenen faydayı sağlamadığını ortaya koyuyor. Göç ve ticaret verileri üzerinde yapılan kapsamlı incelemeler, ayrılığın vaat edilen sonuçları doğurmadığını gösteriyor.
Brexit'in Ardından Değişen Dinamikler
2016 referandumunda "Kontrolü ele alalım" sloganıyla kampanya yürüten Brexit yanlıları, özellikle göçün azaltılacağı ve ticaretin artırılacağı vaadinde bulunmuştu. Ancak, son on yılın verileri bu iddiaların gerçekleşmediğini gösteriyor. Birleşik Krallık'ın net göç rakamları, Brexit sonrası dönemde rekor seviyelere ulaştı. Özellikle 2022 ve 2023 yıllarında, Ukrayna'dan gelen mülteciler ve Hong Kong'dan gelen göçmenler nedeniyle göç sayıları arttı. Ayrıca, işgücü açığı nedeniyle sağlık ve tarım sektörlerine yönelik vize politikaları genişletildi.
Ticaret cephesinde de benzer bir tablo var. Brexit sonrası Birleşik Krallık'ın AB dışı ülkelerle ticareti artmış olsa da, bu artış AB ile ticaretteki düşüşü telafi edemedi. Ülke, AB'den ayrılmanın getirdiği gümrük kontrolleri, düzenleyici engeller ve ticaret anlaşmalarındaki belirsizlikler nedeniyle ihracatta istenen ivmeyi yakalayamadı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, yeni kurallara uyum sağlamakta zorlandı ve ticaret maliyetleri arttı.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
Brexit'in etkileri yalnızca Birleşik Krallık ile sınırlı kalmadı. Avrupa Birliği, ayrılığın ardından daha bütünleşik bir politika izlemeye çalıştı. AB, ticaret anlaşmalarını çeşitlendirerek ve savunma alanında daha fazla iş birliği yaparak Birleşik Krallık'ın yarattığı boşluğu doldurmaya çalıştı. Ayrıca, Kuzey İrlanda Protokolü gibi konular, AB ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerde sürekli bir gerilim kaynağı oldu.
Küresel ölçekte, Brexit diğer ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıdı. Popülist hareketlerin yükselişi ve uluslararası iş birliğine yönelik artan şüphecilik, ticaret ve göç politikalarında daha korumacı yaklaşımların benimsenmesine yol açtı. Ancak, Birleşik Krallık'ın deneyimi, ayrılığın sandığı kadar basit olmadığını gösterdi. Ülke, on yıl sonra hâlâ Brexit'in tam ekonomik etkilerini tartışırken, siyasi istikrar da bu süreçten olumsuz etkilendi; yedi başbakanın gelip geçmesi, ülkenin yönetiminde sürekliliğin sağlanamadığını ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı olsa da, dolaylı etkileri bulunuyor. Türkiye, AB ile ilişkilerinde birliğin genişleme politikasındaki değişimlerden etkileniyor. Brexit sonrası AB'nin iç meselelerine odaklanması, Türkiye'nin üyelik sürecini daha da arka plana itti. Ayrıca, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından olan Birleşik Krallık ile imzaladığı serbest ticaret anlaşması, iki ülke arasındaki ticaretin sürdürülmesi açısından kritik öneme sahip. Ancak, Brexit sonrası belirsizlikler, Türk ihracatçıları için risk oluşturuyor. Türkiye'nin ekonomik istikrarı açısından, AB ve Birleşik Krallık'taki siyasi istikrar büyük önem taşıyor.