Ünlü piyasa stratejisti Jim Paulsen, hisse senedi piyasalarında Kasım-Nisan döneminde görülen mevsimsel yükselişin bu yıl geçerli olmayabileceği uyarısında bulundu. Paulsen'e göre, gecikmeli göstergeler ekonomik yavaşlamaya işaret ediyor ve bu durum, yatırımcıların geleneksel olarak 'en iyi alım sezonu' kabul ettiği dönemin bu kez beklenen getiriyi sağlamayacağını gösteriyor. Modelini 1970 yılına kadar geriye dönük test eden Paulsen, tarihsel verilerin bu dönemde zayıf getirilere işaret ettiğini vurguladı.
Mevsimsel Yükselişin Arkasındaki Mantık ve Bu Yılki Farklılık
Borsa yatırımcıları arasında yaygın olan inanışa göre, Kasım ayından Nisan ayına kadar olan dönem, hisse senetleri için yılın en kârlı dönemidir. Bu dönem, genellikle 'Cadılar Bayramı' olarak da anılan 31 Ekim ile başlar ve 'Mayıs'ta sat ve git' stratejisiyle son bulur. Tarihsel olarak, bu altı aylık periyot, Mayıs-Ekim arasındaki döneme kıyasla belirgin şekilde daha yüksek getiri sağlamıştır. Ancak Paulsen, bu kez mevsimsel faktörlerin tek başına yeterli olmayacağını savunuyor.
Paulsen'in analizine göre, ekonomik büyüme göstergeleri yavaşlarken ve enflasyon baskıları sürerken, piyasa katılımcılarının iyimserliği azalıyor. Gecikmeli göstergeler; istihdam, üretim ve tüketim verilerinde son aylarda görülen zayıflamayı teyit ediyor. Bu durum, mevsimsel alım stratejisinin bu yıl beklenen performansı gösteremeyeceği anlamına geliyor. Paulsen, 1970'ten bu yana yaptığı geriye dönük testlerde, benzer ekonomik koşulların yaşandığı dönemlerde Kasım-Nisan sezonunun getirisinin ortalamanın altında kaldığını tespit etti.
Küresel Piyasalar ve Yatırımcı Davranışı Üzerindeki Etkiler
Paulsen'in uyarısı, yalnızca ABD piyasalarıyla sınırlı değil. Küresel piyasalar da benzer mevsimsel kalıpları takip edebiliyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalar, ABD'deki faiz politikaları ve doların seyri nedeniyle bu tür sinyallere daha duyarlı hale geliyor. Eğer Paulsen'in öngörüsü doğru çıkarsa, yatırımcılar geleneksel olarak güçlü geçen bu dönemde hayal kırıklığı yaşayabilir ve portföylerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir.
Öte yandan, bazı analistler mevsimsel etkilerin her zaman geçerli olmadığını, makroekonomik koşulların ve merkez bankası politikalarının belirleyici olduğunu hatırlatıyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne başlaması veya jeopolitik gelişmeler, piyasa yönünü mevsimsel faktörlerden daha fazla etkileyebilir. Paulsen'in modeli, yatırımcılara salt takvimsel stratejilere güvenmek yerine, ekonomik verilere ve risk yönetimine odaklanmaları gerektiğini ima ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ekonomisi ve borsası (BIST) küresel risk iştahına duyarlı olduğundan, ABD piyasalarındaki mevsimsel beklentilerdeki bu değişim dolaylı da olsa yansıma bulabilir. Yabancı yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara yönelimi, küresel ekonomik yavaşlama sinyalleriyle birlikte azalabilir. Bu durum, TL varlıklar üzerinde baskı oluşturabilir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz politikasını daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, ihracat pazarlarında yaşanacak talep düşüşü, Türkiye'nin dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir. Yine de Türkiye'nin kendine özgü dinamikleri ve iç siyasi gelişmeler, mevsimsel etkilerden daha belirleyici olabilir.