Küresel hisse senedi piyasaları, son 25 yılın en güçlü yükseliş serisini tamamlayarak yatırımcıların sabrını ödüllendirdi. Eski bir Wall Street deyişi olan 'boğa piyasaları endişe duvarına tırmanır' ifadesi, son altı yılda bu duvarın ne kadar yükselebileceğini test etti. Ticaret savaşları, jeopolitik gerilimler, pandemi ve yükselen faizler gibi sayısız olumsuz gelişmeye rağmen, hisse senedi endeksleri tarihi zirvelere ulaştı.
Gelişmenin arka planı
2019'dan bu yana dünya ekonomisi, ticaret savaşlarının gölgesinde başlayan belirsizliklerle boğuştu. ABD-Çin arasındaki gümrük vergisi anlaşmazlıkları, küresel tedarik zincirlerini altüst ederken, 2020'de patlak veren COVID-19 salgını ekonomik faaliyeti neredeyse durma noktasına getirdi. Merkez bankalarının devreye soktuğu devasa teşvik paketleri ve faiz indirimleri, piyasaları ayakta tuttu ve hızlı bir toparlanmayı tetikledi.
2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, enerji ve gıda fiyatlarını fırlatarak enflasyonu on yılların zirvesine taşıdı. Bunun üzerine merkez bankaları faiz oranlarını agresif şekilde artırmak zorunda kaldı. Tüm bu olumsuzluklara karşın, özellikle teknoloji ve yenilenebilir enerji sektörlerindeki şirketlerin güçlü kâr büyümeleri sayesinde hisse senedi endeksleri düşüşe geçmek yerine yükselişini sürdürdü. Yatırımcılar, kısa vadeli dalgalanmalara aldırış etmeden pozisyonlarını koruyarak bu ralliye ortak oldu.
Pandemi sonrası tüketici talebindeki canlanma, teknoloji devlerinin yapay zekâ alanındaki atılımları ve yeşil enerjiye yönelik küresel geçiş, hisse senedi fiyatlarını destekleyen temel faktörler oldu. Şirket kârlılıklarındaki istikrarlı artış, yatırımcı güvenini tazeledi ve piyasaların 'endişe duvarını' aşarak yeni rekorlar kırmasına olanak tanıdı. Bu süreç, uzun vadeli yatırım stratejisinin önemini bir kez daha kanıtladı; zamanlama yapmaya çalışanların aksine, piyasada kalıcı olan yatırımcılar kazançlı çıktı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu güçlü borsa rallisi yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı; Avrupa, Asya ve gelişen piyasalardaki endeksler de tarihi seviyelere ulaştı. Avrupa'da faiz artışlarına rağmen ekonomik toparlanma, yatırımcıların iştahını canlı tuttu. Özellikle Almanya ve Fransa borsaları, enerji krizinin etkilerini geride bırakarak güçlü performans sergiledi. Asya tarafında ise Japonya'nın Nikkei endeksi, şirket reformları ve zayıflayan yenin ihracatı desteklemesiyle 1980'lerden bu yana en yüksek seviyelerini gördü. Çin'deki ekonomik yavaşlamaya karşın, devlet destekli sektörlerdeki hisseler değer kazandı.
Gelişen piyasalarda ise Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler, güçlü iç talebin etkisiyle küresel yatırımcıların gözdesi oldu. Bu geniş tabanlı yükseliş, küresel ekonomik dayanıklılığın bir göstergesi olarak yorumlandı. Ancak uzmanlar, son dönemdeki jeopolitik risklerin ve bazı bölgelerdeki siyasi belirsizliklerin piyasalar üzerinde oluşturabileceği baskılara dikkat çekiyor. Bu nedenle, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirerek temkinli olmaları öneriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel borsalardaki bu rekor yükseliş, Türkiye ekonomisi ve yatırımcıları açısından önemli ipuçları barındırıyor. Küresel risk iştahının güçlü olduğu dönemlerde, gelişen piyasalara sermaye akışı hızlanır. Bu durum, Türk varlıklarına olan talebin artmasına ve TL'nin değer kazanmasına destek olabilir. Ayrıca, dünya borsalarındaki olumlu havanın, Borsa İstanbul üzerinde de etkili olduğu gözleniyor. Ancak, Türkiye'nin yüksek enflasyon ve cari açık gibi yapısal sorunlarının, bu olumlu küresel konjonktürün avantajlarının tam olarak kullanılmasını engelleyebileceği belirtiliyor. Yatırımcıların, küresel piyasalardaki bu güçlü performansı değerlendirirken, Türkiye'ye özgü riskleri de göz önünde bulundurması büyük önem taşıyor.