Sidney'in ünlü Bondi Plajı yakınlarındaki Waverley Kütüphanesi, geçtiğimiz haftalarda bir kullanıcının şikayeti üzerine raflardan indirdiği How to Sell a Genocide adlı kitabı, eyalet kütüphanesinin yasal uyarısı ve binlerce kişinin imzaladığı kampanyanın ardından yeniden halkın erişimine sundu. Kitap, ABD'nin İsrail'e verdiği desteği eleştiren bir çalışma olarak biliniyor ve şikayetin kitabın içeriğinden mi yoksa başlığından mı kaynaklandığı belirtilmezken, kütüphane yönetimi ilk olarak inceleme başlatmıştı. Yeni Güney Galler Eyalet Kütüphanesi'nin Waverley Belediyesi'ne gönderdiği resmi yazıda, kitapların sansürlenmesinin kamu kütüphanesi yasalarına aykırı olduğu belirtilerek, raflardan kaldırma kararının yeniden gözden geçirilmesi istendi. Gelişme, ifade özgürlüğü ve sansür tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
How to Sell a Genocide, yazar ve akademisyenler tarafından kaleme alınan, ABD dış politikasını ve özellikle İsrail-Filistin çatışmasındaki rolünü eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen bir kitap olarak öne çıkıyor. Kitabın adı, mizahi bir dille soykırımın nasıl meşrulaştırıldığını ve satıldığını sorguluyor. Waverley Kütüphanesi'ne ulaşan şikayet, kitabın 'soykırımı teşvik ettiği' gerekçesine dayanıyordu; ancak kitabın içeriğinde böyle bir teşvikin olmadığı, aksine savaş karşıtı bir perspektif sunduğu biliniyor. Kütüphane yönetimi, şikayeti değerlendirmek üzere kitabı 2 Ağustos'ta raflardan indirdi ve bir inceleme süreci başlattı. Bu sırada kitabın yazarı ve yayıncısı ile bazı okurlar, kitabın geri çekilmesini protesto ederek bir imza kampanyası başlattı. Kampanya kısa sürede 5.000'den fazla imza topladı ve konu yerel medyada geniş yankı buldu.
Bunun üzerine Yeni Güney Galler Eyalet Kütüphanesi, Waverley Belediyesi'ne bir yazı göndererek, kamu kütüphanelerinin kitap seçimi ve erişimi konusundaki yasal çerçeveyi hatırlattı. Yazıda, kütüphanelerin toplumun farklı görüşlerine açık olması gerektiği vurgulanarak, tek bir şikayet üzerine kitabın raflardan kaldırılmasının 'ifade özgürlüğünü ihlal ettiği' ve 'mevcut yasalara aykırı olduğu' ifade edildi. Ayrıca, kütüphane yönetiminin inceleme sürecinde akademik görüşlere ve kitap incelemelerine başvurması gerektiği belirtildi. Waverley Belediyesi ve kütüphane yönetimi, eyalet kütüphanesinin uyarısını dikkate alarak 28 Ağustos'ta kitabı yeniden raflara koyma kararı aldı. Kütüphane müdürü yaptığı kısa açıklamada, 'Toplumumuzun farklı görüşlere saygı duyan bir kütüphane olmayı sürdüreceğiz' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Avustralya'da son yıllarda artan sansür tartışmalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin kitaplar, çeşitli kütüphanelerde şikayetlere konu oluyor. 2024 yılında başlayan Gazze savaşı sonrası, İsrail yanlısı grupların eleştirel kitapların raflardan kaldırılması için kampanyalar yürüttüğü biliniyor. Avustralya Kütüphane Derneği, yaptığı açıklamada, kütüphanelerin siyasi baskılara boyun eğmemesi gerektiğini ve kitap seçimlerinde tarafsız olunması ilkesini benimsediğini belirtti. Öte yandan, bazı muhafazakar çevreler, kütüphanelerin 'aşırı sol' içerikleri barındırdığı yönünde eleştirilerini sürdürüyor. Bu tür gerilimler, demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü ile toplumsal hassasiyetler arasındaki dengeyi yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmemekle birlikte, küresel ölçekte ifade özgürlüğü ve sansür tartışmalarının bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de de zaman zaman benzer kitap kaldırma veya sansür tartışmaları yaşanıyor. Avustralya’daki bu karar, uluslararası toplumda İsrail-Filistin çatışmasına yönelik eleştirel seslerin giderek daha fazla sansürlenmeye çalışıldığı bir dönemde, kütüphanelerin bağımsızlığının korunması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede, benzer hassasiyetlerin farklı biçimlerde gündeme geldiği göz önüne alındığında, bu olayın uluslararası ifade özgürlüğü standartları açısından takip edilmesi gereken bir vak'a olduğu söylenebilir.