Ocak 2025'te Küresel Güney hükümetleri tarafından kurulan ve Gazze'deki İsrail saldırılarına karşı Filistin'e diplomatik desteği koordineli baskıya dönüştürmeyi hedefleyen Lahey Grubu, Latin Amerika'daki seçim değişimlerinin ortasında bölünme sinyalleri veriyor. Bolivya'daki hükümet değişikliği ve Kolombiya'da yükselen sağcı muhalefet, bloğun geleceğini tehdit ediyor. Peki, bu gelişmeler Filistin davası için ne anlama geliyor?
Lahey Grubu'nun Kısa Tarihi ve Amacı
Lahey Grubu, Filistin'e diplomatik destek sağlamak ve İsrail üzerinde uluslararası baskıyı artırmak amacıyla Küresel Güney ülkeleri tarafından oluşturulmuş bir ittifaktır. Grubun kuruluşu, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına verilen desteğin bir sonucu olarak görülüyor. Bu grup, özellikle İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına karşı ortak bir duruş sergileyerek, insani ateşkes ve bağımsız bir Filistin devleti kurulması yönünde adımlar atmayı hedefliyor.
Bolivya, Kolombiya, Küba, Nikaragua ve Güney Afrika gibi ülkelerin öncülüğünde kurulan grup, kısa sürede uluslararası arenada dikkat çekti. Ancak, Latin Amerika'daki siyasi değişimler, bu ülkelerin iç politikalarındaki kırılmalar, grubun bütünlüğünü sorgulanır hale getirdi.
Latin Amerika'daki Seçimler Lahey Grubu'nu Nasıl Etkiliyor?
Bolivya'da 2025 yılında yapılan genel seçimlerde, solcu hükümetin yerine merkez sağ bir koalisyonun gelmesi, ülkenin dış politika önceliklerini değiştirebilir. Bolivya, kurulduğu günden bu yana Lahey Grubu'nun en aktif üyelerinden biri olmuştu. Ancak yeni hükümetin, Filistin konusundaki duruşunu yeniden gözden geçirmesi ve ABD ile yakınlaşarak İsrail ile diplomatik ilişkileri normalleştirmesi bekleniyor. Bu durum, grubun Güney Amerika'daki en önemli dayanaklarından birini kaybetmesine yol açabilir.
Kolombiya'da ise solcu Devlet Başkanı Gustavo Petro'nun popülaritesindeki düşüş, muhalefetin güçlenmesine neden oluyor. Petro, Filistin davasına açık destek veren liderlerden biri olarak öne çıkıyordu. Ancak, 2026'daki seçimlerde sağcı adayların iktidara gelmesi halinde, Kolombiya'nın Lahey Grubu içindeki rolünün zayıflayabileceği belirtiliyor. Özellikle, sağcı adayların İsrail ile daha yakın ilişkiler kurma vaadi, grubun Güney Amerika'daki etkisini sınırlayabilir.
Lahey Grubu'nun Geleceği Ne Olacak?
Uzmanlar, Lahey Grubu'nun karşı karşıya olduğu bu siyasi değişimlerin, bloğun dağılmasına yol açabileceğini ancak tamamen sona ermesinin de beklenmediğini ifade ediyor. Güney Afrika, grubun liderliğini üstlenmeye devam ediyor ve Filistin davasına olan bağlılığını sürdürüyor. Ancak, Latin Amerika'daki müttefiklerin çekilmesi, grubun küresel etkisini azaltabilir.
Öte yandan, İsrail'e yönelik baskıların artırılması için yeni ittifakların kurulabileceği, özellikle Asya ve Afrika ülkelerinin bu gruba katılımının artabileceği konuşuluyor. Lahey Grubu'nun geçmişteki başarıları arasında, Uluslararası Adalet Divanı'nda yapılan soykırım davasının yanı sıra, İsrail'den bazı askeri ürünlerin ithalatını yasaklayan ülkelerin sayısının artması da yer alıyor. Ancak, bu somut kazanımların sürdürülebilmesi için grubun siyasi istikrara ihtiyacı olduğu açık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lahey Grubu'ndaki bu dağılma, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle örtüşen bir gelişmedir. Türkiye, uzun süredir Filistin'in bağımsızlığını ve Gazze'de ateşkesin sağlanmasını savunmaktadır. Lahey Grubu'nun zayıflaması, İsrail üzerinde uluslararası baskının azalması anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin Filistin davasındaki rolünü daha da ön plana çıkarabilir. Türkiye, Lahey Grubu'na üye olmasa da, diplomatik girişimleriyle ve askeri desteğiyle bu davada başat aktörlerden biri olmaya devam etmektedir. Türkiye'nin, Filistin davasını uluslararası arenada savunmaya devam etmesi ve bu süreçte oluşabilecek boşluğu dolduracak girişimlerde bulunması beklenir. Ayrıca, Türkiye'nin, Lahey Grubu'ndaki ülkelerle ikili ilişkilerini güçlendirerek, Filistin konusunda ortak bir zeminde buluşma çabalarını sürdürmesi önemlidir.