Bolivya'da 50 gündür devam eden ve ülke ekonomisini durma noktasına getiren kitlesel protestoların ardından Devlet Başkanı Rodrigo Paz, 14 Ekim 2023 tarihinde olağanüstü hal ilan etti. Bu karar, güvenlik güçlerine barikatları kaldırma ve kamu düzenini sağlama konusunda daha geniş yetkiler tanırken, ordunun da sokaklara konuşlandırılmasının önünü açtı. Başkent La Paz ve diğer büyük şehirlerdeki blokajlar nedeniyle temel gıda ve yakıt tedariki kesintiye uğramış, hastaneler ve okullar kapanma noktasına gelmişti.
Protestoların Arka Planı ve Ekonomik Çöküş
Protestolar, hükümetin doğalgaz sübvansiyonlarını kaldırma ve kamu harcamalarını kısma planlarına karşı Ağustos 2023'ün sonlarında başladı. Sendikalar, yerli topluluklar ve solcu gruplar, bu politikaların yoksulluğu artıracağını savundu. Gösteriler kısa sürede büyüyerek ülke genelinde yolların kapatılmasına ve ekonomik faaliyetlerin durmasına yol açtı. Dünya Bankası verilerine göre Bolivya ekonomisi son iki yılda durgunlaştı ve enflasyon oranı %8'i aştı. Enerji krizinin derinleşmesiyle birlikte Paz yönetimi, Meclis'ten aldığı yetkiyle olağanüstü hal ilan etmek zorunda kaldı. Anayasa'ya göre bu karar, askerin sivil güçlere yardım amacıyla kullanılmasını ve belirli bölgelerde sokağa çıkma yasağı uygulanmasını meşru kılıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Bolivya'daki kriz, Güney Amerika'da sol dalganın yükseldiği bir dönemde yaşanıyor. Brezilya, Arjantin ve Şili'deki sol hükümetler, Paz yönetimine destek açıklarken, ABD ve Uluslararası Para Fonu (IMF), ılımlı reform ve diyalog çağrısı yapıyor. Lityum rezervleri bakımından zengin olan Bolivya'nın istikrarsızlığı, küresel batarya ve elektrikli araç üretimini etkileyebilir. Çin'in Bolivya'daki lityum yatırımları ve AB'nin yeşil dönüşüm hedefleri, bu krizi yakından takip ediyor. Ayrıca, gösteriler sırasında şiddet olaylarının artması, bölgeye yönelik insani yardım akışını da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bolivya'daki kriz, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmasa da, küresel lityum arzı üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye'nin elektrikli araç ve savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu lityumun temininde aksamalar yaşanması olasıdır. Ayrıca, Türk yatırımcıların Latin Amerika'da artan ilgisi, bu tür siyasi istikrarsızlıkların ülke riski değerlendirmelerinde dikkate alınmasını gerektiriyor. TİKA'nın bölgedeki kalkınma projeleri ve Türkiye'nin bağlantısız ülkelerle ilişkileri, Bolivya'da liderlik boşluğuna yol açabilecek bu tür gelişmelerde aktif diplomasi yürütülmesini önemli kılıyor.