Bolivya hükümeti, eski Devlet Başkanı Evo Morales’in destekçilerinin ülke genelinde kurduğu protesto ablukalarını kaldırmak amacıyla olağanüstü hal ilan etti. Devlet Başkanı Luis Arce’nin Cuma günü yaptığı açıklamaya göre, bu adımla temel gıda ve yakıt tedarikinin kesilmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Morales taraftarları, son haftalarda yol kesme eylemleriyle ekonomiyi felç ederken, hükümeti istifaya çağırıyor.
Protestoların Arka Planı
Eylül ayından bu yana süren gösteriler, başta Cochabamba bölgesi olmak üzere birçok noktada trafiği durdurdu. Protestocular, Arce yönetiminin ekonomik krizi yönetemediğini ve Morales’e yönelik yargısal süreçleri siyasi bulduklarını savunuyor. Bolivya, 2023’te yüzde 3’ün üzerinde enflasyon ve artan işsizlikle mücadele ederken, akaryakıt sübvansiyonlarının kaldırılması da tepki çekiyor. Hükümet ise ablukaların ülkeye günlük 100 milyon dolar zarar verdiğini belirtiyor.
Arce, yayımladığı kararnamede, ordunun sivil polise destek vermesini ve yakıt taşıyan araçlara güvenli geçiş hakkı tanınmasını emretti. Ancak Morales kanadı, bu kararı “diktatörce” olarak nitelendiriyor. Koordinasyon Bakanı Maria Nela Prada ise olağanüstü halin “geçici ve orantılı” olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bolivya’daki kriz, Latin Amerika’nın sol dalgasında yaşanan çatlakları da gözler önüne seriyor. Eski müttefik olan Morales ve Arce, 2020 seçimlerinden sonra iktidar mücadelesine girmişti. Şili ve Peru gibi komşu ülkeler, sınır ticaretinin aksamasından endişe ederken, Brezilya da Bolivya’daki istikrarsızlığın bölgesel enerji piyasalarını etkileyebileceğine işaret ediyor. Öte yandan ABD, Bolivya’nın kuzeyindeki Chapare bölgesinde artan koka üretimi ve uyuşturucu kaçakçılığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bolivya, Türkiye’nin Latin Amerika’daki ticari ortakları arasında yer alıyor; 2022’de ikili ticaret hacmi 400 milyon dolar civarındaydı. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık, özellikle madencilik ve tarım sektörlerinde Türk yatırımcıları etkileyebilir. Ayrıca Bolivya, Türkiye’nin savunma sanayi ihracatı için potansiyel bir pazar olarak görülüyor. Bununla birlikte, krizin derinleşmesi durumunda bölgedeki göç hareketleri ve uyuşturucu kaçakçılığı rotalarındaki değişimler, Türkiye için uzun vadeli güvenlik riskleri doğurabilir.