Japonya Merkez Bankası (BOJ), 31 Temmuz 2025 tarihinde politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1 seviyesine yükseltti. Ancak Rabobank Döviz Stratejisi Başkanı Jane Foley'e göre bu hamle, piyasaların BOJ'un enflasyon karşısında geride kalmadığına dair ikna olması için yeterli olmayabilir. Foley, Bloomberg'e yaptığı açıklamada, 'Piyasaların görmek istediği şey, Bank of Japan'ın enflasyon konusunda eğrinin gerisinde olmadığına dair kanıttır' dedi. Karar, Japonya'nın uzun süren negatif faiz politikasından çıkış sürecinde atılan en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
BOJ'un Kararının Arka Planı
BOJ, Nisan 2024'te 17 yıl aradan sonra ilk kez faiz artırımına gitmiş, ardından Temmuz 2024'te ikinci bir artış daha yapmıştı. Bugünkü 25 baz puanlık artışla birlikte politika faizi yüzde 1'e ulaştı. Bu, Japonya'da son 17 yılın en yüksek faiz seviyesi olarak kayıtlara geçti. Karar, oybirliğiyle alındı ve piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.
BOJ Başkanı Kazuo Ueda, kararın ardından yaptığı basın toplantısında, 'Enflasyon beklentilerimiz doğrultusunda ilerliyor. Faiz artırımına devam etme niyetindeyiz, ancak ekonomik koşulları yakından izleyeceğiz' ifadelerini kullandı. Ueda, enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiğini ve bunun kalıcı olup olmadığını değerlendirmek için verilere bakacaklarını belirtti.
Ancak Jane Foley gibi analistler, BOJ'un enflasyonla mücadelede hala geride olduğunu düşünüyor. Foley, 'BOJ, enflasyonun yükselişini öngörmekte geç kaldı ve şimdi yaptığı artışlar da bu açığı kapatmak için yeterli değil. Piyasalar daha agresif bir sıkılaşma döngüsü bekliyor' dedi. Japonya'da çekirdek enflasyon, Mayıs 2023'ten bu yana yüzde 2'nin üzerinde seyrediyor. Temmuz ayı verileri yüzde 2,8 olarak açıklandı. Bu, BOJ'un yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BOJ'un faiz kararı, sadece Japonya için değil, küresel piyasalar için de büyük önem taşıyor. Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi ve aynı zamanda büyük bir borç veren ülke. Faiz oranlarındaki artış, carry trade (taşıma ticareti) olarak bilinen ve düşük faizli yenden borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapma stratejisini olumsuz etkiliyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açabiliyor.
Asya bölgesinde, BOJ'un faiz artırımları diğer merkez bankalarının politikalarını da etkileyebilir. Çin Merkez Bankası, gevşeme politikasına devam ederken, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler de enflasyonla mücadele için faiz artırım döngülerinde. BOJ'un adımları, bölgedeki para politikası ayrışmasını derinleştiriyor.
Küresel olarak, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz indirim döngüsüne hazırlanırken, BOJ'un sıkılaşma yönünde hareket etmesi, döviz kurlarında dalgalanmalara neden oluyor. Japon yeni, faiz artırımına rağmen dolar karşısında değer kazanmakta zorlanıyor. Foley, 'Yen, faiz artırımlarına rağmen zayıf kalmaya devam ediyor. BOJ'un daha güçlü mesajlar vermesi gerekiyor' yorumunu yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımı, Türkiye için dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. BOJ'un sıkılaşma politikası, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir. Türkiye gibi cari açık veren ve dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için bu durum risk oluşturuyor. Ayrıca, küresel faiz oranlarındaki yükseliş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetini artırabilir. Ancak, TCMB'nin sıkı para politikasını sürdürmesi, bu etkileri sınırlayabilir. Japonya'nın enflasyonla mücadelesi, Türkiye'deki benzer çabalara da ışık tutacak önemli bir gösterge niteliği taşıyor.