BOC Aviation'ın İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Steven Townend, şirketin kazanç momentumunu sürdürürken artan finansman maliyetlerine karşı nasıl konumlandığını anlattı. Townend, özellikle yüksek yakıt fiyatlarının havayolu müşterileri üzerindeki baskısına ve uçak üretimindeki tedarik zinciri sorunlarının yarattığı dalga etkilerine dikkat çekti. Singapur merkezli şirket, dünyanın en büyük uçak kiralama şirketlerinden biri olarak sektörün nabzını tutuyor.
Küresel Uçak Kiralama Devi: BOC Aviation
BOC Aviation, 2023 yılını güçlü bir kazançla kapatırken, 2024 yılında da aynı ivmeyi sürdürmeyi hedefliyor. Şirketin portföyünde 600'den fazla uçak bulunuyor ve bu uçakların büyük bir kısmı Asya-Pasifik bölgesindeki havayollarına kiralanmış durumda. Townend, özellikle Çin pazarının toparlanmasının şirket için kritik olduğunu vurguluyor. COVID-19 sonrası seyahat talebindeki artış, kiralama şirketlerine olan talebi de yükseltti; ancak artan faiz oranları, finansman maliyetlerini doğrudan etkiliyor.
Şirketin finansal raporlarına göre, 2023 yılında net kar önceki yıla göre %35 arttı. Bu büyümede, uçak kiralama oranlarındaki artış ve filosunun genişletilmesi etkili oldu. Ancak Townend, yeni siparişlerin teslimat sürelerinin uzadığını ve bu durumun şirketin büyüme planlarını zorlaştırdığını ifade etti. Airbus ve Boeing'in üretim hızı, tedarik zinciri sorunları nedeniyle beklenenin altında kalıyor; bu da kiralama şirketlerinin yeni uçak alımını geciktiriyor.
Yakıt Fiyatları ve Havayolu Müşterilerine Etkisi
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, jet yakıtı fiyatları 2023 yılında ortalama %15 arttı ve bu yükseliş devam ediyor. Townend, yüksek yakıt fiyatlarının havayollarının operasyonel maliyetlerini artırdığını ve bunun da kiralama şirketlerine yansıdığını belirtiyor. Havayolları, yakıt maliyetlerini dengelemek için bilet fiyatlarını artırmak veya kapasiteyi azaltmak zorunda kalıyor. Bu durum, uçak kiralama talebini olumsuz etkileyebilir.
Tedarik zinciri sorunları, sadece uçak üretimini değil, aynı zamanda yedek parça tedarikini de aksatıyor. Uçak motorlarının bakım süreleri uzuyor ve bu da havayollarının operasyonel esnekliğini kısıtlıyor. Townend, şirketin bu zorlukları yönetmek için riski çeşitlendirme stratejisi izlediğini, farklı uçak modelleri ve coğrafi bölgelere yatırım yaparak dengeli bir portföy oluşturduğunu sözlerine ekledi. Özellikle dar gövdeli uçaklara olan talebin güçlü olduğunu, ancak geniş gövdeli uçakların tedarikinde yaşanan sıkıntıların büyüme fırsatlarını sınırladığını ifade etti.
Büyüme Stratejisi ve Geleceğe Bakış
BOC Aviation, önümüzdeki dönemde filo yenileme ve Yeni Nesil Uçaklara geçiş konusunda büyük bir potansiyel görüyor. Şirket, sürdürülebilir havacılık yakıtlarına (SAF) yatırım yapmanın yanı sıra, karbonsuzlaştırma hedefleriyle uyumlu yeni nesil uçaklara olan talebi karşılamaya odaklanıyor. Townend, “Uzun vadede havacılık sektörünün büyümesinden eminiz. Asya-Pasifik bölgesi, artan orta sınıf ve turizm talebiyle lokomotif olmaya devam edecek,” dedi.
Konuşmasının devamında, Çin’in yeniden açılmasının küresel havacılık pazarını canlandırdığını ve şirketin bu fırsatı değerlendirmek için agresif bir büyüme planı uyguladığını belirtti. Şirket, 2024 yılı içinde 30 yeni uçak teslim almayı ve filosunu 650’nin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Ancak bu hedeflerin gerçekleşmesi, üretici firmaların üretim planlarına bağlı. Boeing’in 737 MAX üretimi, geçmişte yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle hala tam kapasiteye ulaşmadı; Airbus ise dar gövde segmentinde tedarik sıkıntısı yaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, artan hava yolu trafiği ve büyüyen havayolu şirketleriyle uçak kiralama pazarında önemli bir oyuncu. Türk Hava Yolları ve Pegasus gibi kuruluşlar, filo yenileme ve genişleme planları kapsamında global kiralama şirketleriyle anlaşmalar yapıyor. BOC Aviation gibi devlerin finansman maliyetlerindeki artış, Türk havayollarının uçak tedarik maliyetlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Asya-Pasifik bölgesindeki büyüme, Türkiye’nin hava bağlantılarını ve turizm gelirlerini etkileyecek potansiyele sahip. Türkiye’nin coğrafi konumu, kiralama şirketleri için transit üs olma özelliğini güçlendiriyor; bu durum, Türk havacılık endüstrisinin küresel tedarik zincirindeki rolünü artırabilir.