Birleşmiş Milletler (BM), ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik yaptırımların ağırlaştırılmasının bebek ölümlerinde ciddi artışa ve çocuk kanser hastalarının hayatta kalma oranlarında dramatik düşüşe yol açtığını bildirdi. BM’nin Washington’un ada ülkesine yönelik baskı kampanyasına yönelik en sert eleştirilerinden biri olarak değerlendirilen raporda, yaptırımların insani sonuçlarının 'kabul edilemez' boyutlara ulaştığı vurgulandı.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump döneminde uygulanan ve Başkan Joe Biden yönetiminde de büyük ölçüde devam eden sert yaptırım politikası, Küba ekonomisini ciddi şekilde zayıflatmış durumda. BM raporuna göre, yaptırımlar nedeniyle ilaç, tıbbi malzeme ve gıda ithalatı büyük ölçüde kısıtlanan Küba’da bebek ölüm oranı binde 4,5’ten binde 8,2’ye yükseldi. Özellikle doğuştan kalp hastalığı ve kanser gibi tedavisi ileri teknoloji gerektiren hastalıklarla mücadelede hayati önem taşıyan tıbbi cihazların temin edilememesi, çocuk hastalar arasında ölümlerin artmasına neden oldu. BM Çocuk Hakları Komitesi raporunda, lösemi tedavisi gören çocuk hastaların hayatta kalma oranının yüzde 80’lerden yüzde 40’lara gerilediği belirtildi.
Raporda, yaptırımların sağlık hizmetleri üzerindeki etkisinin yanı sıra, temel gıda maddelerine erişimin kısıtlanmasının da çocuk ölümlerinde rol oynadığına işaret edildi. Küba hükümeti, yaptırımların ülkenin gıda güvenliğini tehdit ettiğini, süt ve tahıl gibi temel besin maddelerinin ithalatında yaşanan aksamaların çocuklarda yetersiz beslenmeye yol açtığını açıklamıştı. BM raporu, bu iddiaları doğrulayan veriler sunarken, yaptırımların sivil halk, özellikle de çocuklar üzerinde orantısız bir etki yarattığını ortaya koydu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin Küba’ya yönelik yaptırımları, Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana süren en uzun ekonomik abluka olarak biliniyor. Trump yönetiminin 2017’de başlattığı ve 2020’de daha da sertleştirdiği yaptırımlar, Küba’ya para transferlerini ve turizmi kısıtlarken, ada ülkesine yönelik ticaret ambargosunu da derinleştirdi. Biden yönetimi, seçim vaatlerine rağmen yaptırımları hafifletme yönünde adım atmadı. Raporda, ABD’nin ‘maksimum baskı’ politikasının Küba’da siyasi değişim yaratma hedefine ulaşamadığı, aksine halkın acı çekmesine neden olduğu ifade edildi.
BM raporu, uluslararası toplumda da yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, ABD’nin Küba’ya uyguladığı yaptırımları defalarca eleştirmiş ve Helms-Burton Yasası’nın III. Başlığı’nın uygulanmasına karşı çıkmıştı. Latin Amerika ülkeleri ise bölgede artan sağlık krizi nedeniyle endişeli. Venezuela ve Nikaragua gibi ülkeler, Küba’ya destek açıklamalarını sürdürürken, Meksika ve Arjantin gibi bölgesel güçler de yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu. Rapor, benzer yaptırım politikalarının İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi diğer ülkelerde de insani krizlere yol açtığına dikkat çekerek, yaptırımların hedef ülke halkları üzerindeki etkisinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM’nin Küba yaptırımlarına yönelik bu sert raporu, uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamında önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye’nin Küba ile ilişkileri sınırlı olsa da, benzer yaptırım politikalarıyla karşı karşıya kalan İran ve Suriye ile yakın ticari ve siyasi bağları bulunuyor. Bu rapor, Türkiye’nin yaptırımların insani sonuçlarına dair uluslararası platformlarda sesini yükseltmesi ve BM’de bu tür raporları destekleyerek insani diplomasi alanında inisiyatif alması için bir fırsat sunuyor. Ayrıca, Türkiye’nin kendi dış politikasında yaptırımları bir araç olarak kullanma eğilimi bu rapor ışığında daha dikkatli değerlendirilmelidir.