Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Salı günü yapılan oturumda Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, Amerika Birleşik Devletleri'nin adaya uyguladığı ekonomik ambargoyu "acımasız" ve "insanlık dışı" olarak nitelendirerek kınadı. Washington'un diplomatik baskılarına rağmen gerçekleşen oturumda konuşan Rodriguez, 1962'den bu yana süren ambargonun Küba halkına yönelik bir soykırım girişimi olduğunu savundu. Küba, her yıl olduğu gibi bu yıl da BM'den ambargonun kaldırılması yönünde karar çıkmasını bekliyor. Oylamanın önümüzdeki günlerde yapılması planlanıyor.
Ambargonun Küba ekonomisine etkisi
ABD ambargosu, Küba'nın uluslararası ticaret yapmasını, finansal işlemler gerçekleştirmesini ve turizm gelirlerini artırmasını ciddi şekilde engelliyor. Bakan Rodriguez, konuşmasında ambargonun Küba'ya 60 yılda 130 milyar dolardan fazla ekonomik kayba yol açtığını belirtti. Özellikle pandemi döneminde ambargonun etkilerinin daha da arttığını, tıbbi malzeme ve gıda ithalatının zorlaştığını ifade etti. Rodriguez, "ABD, salgın sırasında Küba'ya ilaç ve tıbbi ekipman gönderilmesini engelledi" diyerek uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Trump döneminde artırılan yaptırımların Biden yönetimi tarafından da sürdürüldüğüne dikkat çekti.
Küba yönetimi, ambargonun sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani bir krize yol açtığını savunuyor. Gıda, ilaç ve temel tüketim mallarının erişimindeki zorluklar, Kübalıların günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Özellikle son yıllarda artan enerji krizine bağlı elektrik kesintileri ve kıtlık, halkın tepkisine yol açarken, muhalefet de ambargonun kalkması için çağrı yapıyor. Ancak ABD'deki Küba kökenli lobinin etkisiyle ambargonun kısa vadede kalkması zor görünüyor.
Uluslararası toplumun tutumu
BM Genel Kurulu'nda her yıl yapılan oylamada Küba lehine ezici bir çoğunluk sağlanıyor. Geçen yıl 187 ülke ambargonun kaldırılması yönünde oy kullanırken, sadece ABD ve İsrail karşı oy kullandı. Brezilya, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri, bu yıl da benzer bir tablo bekliyor. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, ambargonun "soğuk savaş döneminden kalma anakronik bir uygulama" olduğunu söyledi. Çin ise Küba'yı desteklemek için ekonomik iş birliği anlaşmaları imzaladı. Latin Amerika ülkeleri ise bölgesel bütünleşme çabalarına zarar verdiği gerekçesiyle ambargoyu eleştiriyor.
ABD'nin bu yılki diplomatik baskılarına rağmen Küba'nın uluslararası destek bulması, Washington'un yalnızlaştığını gösteriyor. Küba, ayrıca Rusya'dan petrol, Çin'den altyapı yatırımı ve Venezuela'dan yardım alarak ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor. Ancak uzmanlar, ambargonun kalkmaması durumunda Küba ekonomisinin daha da daralacağı ve siyasi istikrarsızlığın artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle genç nüfusun yurt dışına göçü, adanın demografik yapısını tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip olmasa da Latin Amerika'da artan nüfuzu ve küresel güç dengesi politikası gereği BM'de genellikle Küba lehine oy kullanmaktadır. Ambargonun devamı, Türkiye'nin Küba ile ticaretini sınırlarken, ABD ile ilişkilerinde de hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. Özellikle enerji ve turizm sektörlerinde potansiyel iş birliği fırsatları olsa da, ABD yaptırımları Türk şirketlerini tedirgin ediyor. Türkiye, Küba'ya insani yardımda bulunarak ve diplomatik destek vererek bölgedeki etkinliğini artırabilir. Ancak mevcut küresel konjonktürde, ambargonun kalkması Türkiye'nin Latin Amerika politikasına olumlu yansıyabilir.