Birleşmiş Milletler (BM), Zambiya'da 13 Ağustos'ta yapılan ve mevcut Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema'nın yeniden seçilmesiyle sonuçlanan genel seçimler sırasında muhalefet üyelerinin keyfi şekilde gözaltına alındığı yönündeki haberlerden duyduğu endişeyi dile getirdi. Uluslararası gözlemciler ise, Hichilema'nın rahat bir zafer elde ettiği seçimlerin şeffaflığı ve adilliği konusunda soru işaretleri oluşturan bazı usulsüzlükler tespit ettiklerini bildirdi.
Seçim Sürecine Gölge Düşüren Gözaltılar
BM İnsan Hakları Ofisi tarafından yapılan açıklamada, seçim öncesi ve seçim gününe ilişkin çok sayıda muhalefet destekçisinin gözaltına alındığı ve bu durumun Zambiya Anayasası'nda güvence altına alınan ifade ve toplanma özgürlüğü gibi temel hakları ihlal ettiği kaydedildi. Açıklamada, yetkililere, gözaltı uygulamalarının yasal çerçeveye uygun olarak yürütülmesi ve siyasi saikler taşımaması gerektiği hatırlatıldı.
Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDI) ve diğer uluslararası seçim gözlemci misyonları, seçim günü oy kullanma sürecinde bazı sandıklarda usulsüzlükler yaşandığını, seçmen listelerinde tutarsızlıklar olduğunu ve muhalefet partilerinin seçim kampanyalarının kısıtlandığını rapor etti. Gözlemciler, bu sorunların seçimin sonucunu etkileyecek boyutta olmadığını, ancak bazı seçmenlerin oy kullanma hakkından mahrum kalmasına neden olabileceğini belirtti.
Zambiya hükümeti ise gözaltı uygulamalarının tamamen yasalara dayandığını savundu ve seçimlerin uluslararası standartlara uygun şekilde gerçekleştirildiğini öne sürdü. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, muhalefet üyelerine yönelik işlemlerin yargı kararlarına istinaden yapıldığı ve hukukun üstünlüğü ilkesine uyulduğu belirtildi.
Zambiya'nın İstikrarı ve Afrika'daki Demokratik Gelişmeler
Zambiya, Afrika kıtasında uzun yıllardır siyasi istikrarıyla öne çıkan ülkelerden biri. 2021'de Hakainde Hichilema'nın seçilmesi, ülkede uzun süredir iktidarda olan Patriyotik Cephe'nin (PF) sonunu getirmiş ve demokratik bir geçiş olarak uluslararası toplumdan geniş destek görmüştü. Bu kez seçimlere gölge düşüren gözaltı haberleri, ülkenin demokratik kazanımlarının korunması konusundaki endişeleri artırıyor.
Muhalefet partileri, özellikle ana muhalefet konumundaki Yurtsever Cephe (PF), seçim sürecinde parti üyelerine yönelik sistematik baskı yapıldığını iddia ediyor. PF Genel Başkan Yardımcısı Given Lubinda, yaptığı açıklamada, "Seçim öncesi dönemde yüzlerce üyemiz gözaltına alındı, birçoğu hâlâ hapiste. Bu durum, hükümetin muhalefeti sindirme amacı taşımaktadır" dedi. Lubinda, ayrıca bazı muhalefet yetkililerinin seçim kampanyası yürütmesine engel olunduğunu da sözlerine ekledi.
Zambiya'daki bu gelişmeler, Afrika kıtasının birçok ülkesinde son yıllarda yaşanan darbe ve demokratik gerileme tartışmalarının ortasında önemli bir test niteliği taşıyor. Sivil toplum kuruluşları, Zambiya hükümetinin, muhalefet üyelerine yönelik tutumunun ülkenin uluslararası itibarına zarar verebileceği konusunda uyarıyor. Afrika Birliği ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) da seçimlerin ardından yaptıkları açıklamalarda barışçıl bir süreç temennisinde bulunurken, gözlem raporlarındaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Zambiya ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini son yıllarda geliştirmektedir. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) çeşitli kalkınma projeleri yürütmekte, Türk Hava Yolları ise başkent Lusaka'ya karşılıklı seferler düzenlemektedir. Zambiya'daki siyasi istikrar, Türk yatırımcıların ülkedeki ticari faaliyetleri açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle, seçim sürecinde yaşanan bu tür demokratik aksaklıklar, yatırım ortamına yönelik algıyı etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika kıtasındaki diplomatik açılım politikası kapsamında Zambiya ile ilişkilerine verdiği önem göz önüne alındığında, ülkedeki siyasi gelişmelerin doğru analiz edilmesi ve Ankara'nın bu süreçte dengeli bir yaklaşım benimsemesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye'nin, Zambiya'nın demokratik kurumlarını güçlendirmeye yönelik uluslararası çabalara katkı sağlaması ve tüm taraflarla yapıcı diyalog kurması, bölgesel istikrarın sürdürülebilmesi adına değerli olabilir.