Birleşmiş Milletler, Yemen'in 2022 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasından bu yana en ciddi şekilde yeniden büyük bir çatışmaya sürüklenme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, ülkedeki taraflar arasında artan askeri gerilimi ve siyasi çözüm sürecinin durgunluğunu işaret ederek, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu ve barış sürecinin çökmesi halinde ülkenin kaosa sürükleneceğini belirtti. Grundberg, taraflara itidal çağrısında bulunarak, diyalog masasına geri dönülmesi için uluslararası toplumun desteğinin önemini vurguladı.
Marib'e Saldırı ve Gelişmeler
Bu uyarılar, Yemen'in İran destekli Husilerinin Cuma günü Marib kentindeki yerinden edilmiş kişilerin kamplarına ve yerleşim bölgelerine balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırının ardından geldi. Resmi SABA haber ajansının yerel yetkililere dayandırdığı habere göre, saldırıda iki kişi hayatını kaybetti, 14 kişi yaralandı. Yemen ordusu Pazar günü erken saatlerde saldırıya yanıt verdiğini duyurdu, ancak operasyonun kapsamına ilişkin ayrıntı vermedi. Husilerin Marib'deki bu saldırısı, son haftalarda tırmanan bir dizi askeri eylemin parçası olarak değerlendiriliyor. Marib, Yemen'in kuzeyinde stratejik öneme sahip bir kent olup, uluslararası alanda tanınan hükümetin son kalelerinden biri konumunda. Bu bölgede yaşanan çatışmalar, ülkenin enerji kaynaklarının kontrolü açısından da kritik bir önem taşıyor.
BM'nin uyarısı, Yemen'deki çatışmanın tarafları arasında güven inşa edici adımların atılmaması ve ateşkes ihlallerinin artmasıyla birlikte geldi. 2022 yılında sağlanan ateşkes, ülke genelinde büyük çapta çatışmaları durdurmuş, ancak kalıcı bir barışa ulaşılamamıştı. Taraflar arasındaki görüşmeler, özellikle maaş ödemeleri ve liman gelirlerinin dağıtımı gibi konularda tıkanmış durumda. Ayrıca, Husilerin bölgedeki diğer gruplarla çatışmaları da ateşkesin kırılganlığını artırıyor. BM, bu ihlallerin ateşkesin tamamen çökmesine yol açabileceği konusunda daha önce de uyarılarda bulunmuştu.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Yemen'deki bu gelişmeler, Orta Doğu'da zaten karmaşık olan jeopolitik denklemleri daha da derinleştiriyor. İran'ın Husi hareketine verdiği destek, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesi ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ülkenin güneyindeki rolü, çatışmanın bölgesel bir savaş karakteri kazanmasına neden oluyor. Ateşkesin çökmesi halinde, Yemen'deki insani krizin daha da derinleşmesi, uluslararası deniz ticareti için kritik olan Babülmendep Boğazı'nda güvenlik risklerinin artması ve bölgeye yeni mülteci akınlarının yaşanması bekleniyor. Ayrıca, bu durum, Körfez ülkeleri arasındaki güven bunalımını da tırmandırabilir. BM ve uluslararası toplum, tarafları bir an önce masaya oturmaya çağırırken, barış sürecinin canlandırılması için yeni girişimlerin yapılması gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmanın yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanmasından yana olup, taraflar arasında arabuluculuk çabalarını desteklemektedir. Ayrıca, Babülmendep Boğazı'nın güvenliği, Türkiye için ticaret ve enerji arz güvenliği açısından önemlidir. Çatışmanın yayılması, Türkiye'ye yeni mülteci akınlarına yol açabileceği gibi, bölgedeki güç dengesini de etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, BM gözetiminde sürdürülen barış sürecinin başarıya ulaşmasını yakından izlemekte ve kalıcı bir çözüm için uluslararası iş birliğini teşvik etmektedir.