Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan taslak bir rapor, dünyanın 2030 yılına kadar doğa kaybını durdurma ve tersine çevirme hedefinin 23 maddesinden 22'sinde yetersiz kaldığını ortaya koydu. Carbon Brief'in haberine göre, rapor, ülkelerin biyolojik çeşitliliği koruma çabalarının ‘hızlandırılmaması' halinde küresel hedefin ‘başarılamayacağını' vurguluyor. Bu kritik uyarı, doğa kaybının iklim değişikliğiyle birlikte en büyük küresel tehditlerden biri olduğu bir dönemde geliyor.
Raporun Arka Planı ve Temel Bulgular
BM taslak raporu, 2022 yılında imzalanan Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi'nin (GBF) uygulanmasına ilişkin ilerlemeyi değerlendiriyor. Çerçevenin 23 hedefi arasında, 2030'a kadar kara ve deniz alanlarının en az %30'unun korunması, istilacı türlerin kontrolü ve kirliliğin azaltılması gibi maddeler yer alıyor. Ancak rapora göre, ülkelerin mevcut ulusal eylem planları bu hedeflere ulaşmak için yetersiz.
Rapor, özellikle gelişmekte olan ülkelerin finansman ve kapasite eksikliği nedeniyle geride kaldığını belirtiyor. Gelişmiş ülkelerin, 2025 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yıllık 20 milyar dolar, 2030'a kadar ise 30 milyar dolar kaynak aktarma taahhüdü bulunuyor. Ancak bu fonların yalnızca küçük bir kısmının sağlandığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, raporun ‘sert bir uyarı' olduğunu ve ülkelerin acilen harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle tarım, ormancılık ve balıkçılık gibi sektörlerde sürdürülebilir uygulamalara geçilmesi, doğa kaybının önlenmesi için kritik önem taşıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Raporun bulguları, yalnızca gelişmekte olan ülkeleri değil, dünyanın en büyük ekonomilerini de kapsıyor. Özellikle Brezilya, Endonezya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi biyolojik çeşitlilik açısından zengin ülkeler, ormansızlaşma ve habitat kaybıyla mücadelede zorluklarla karşı karşıya.
Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş ülkeler ise iklim ve doğa politikalarını entegre etme çabalarını artırsa da, rapor küresel ölçekte bu çabaların yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle tedarik zincirlerindeki doğa tahribatı, gelişmiş ülkelerin tüketim alışkanlıklarının dolaylı etkilerini gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, koruma çabalarının yalnızca doğa rezervleriyle sınırlı kalmaması, tarım ve altyapı projelerinin doğa dostu tasarlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, yerli halkların ve yerel toplulukların koruma süreçlerine dahil edilmesinin önemi vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olmasına rağmen, BM raporundaki hedeflerin çoğunda yetersiz kalan ülkeler arasında yer alıyor. Ülkenin 2024'te sunduğu ulusal biyolojik çeşitlilik stratejisi, bazı ilerlemeler içerse de, özellikle orman tahribatı ve sulak alan kayıpları konusunda ciddi endişeler bulunuyor. Türkiye'nin 2030 hedeflerine ulaşabilmesi için yasal düzenlemeleri güçlendirmesi ve uluslararası finansmandan daha etkin yararlanması gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik politikalarını entegre etmesi, hem küresel yükümlülüklerini yerine getirmesi hem de ülkenin ekolojik sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Rapor, Türkiye'nin doğa koruma alanındaki performansını gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor.