Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde yürütülen küresel plastik anlaşması müzakereleri, geçen yılki müzakerelerin çökmesinin ardından yeniden başlıyor. Diplomatlar, Kasım ayında Güney Kore'de düzenlenecek 5. Oturum öncesinde bu hafta Bangkok'ta bir araya geliyor. Ancak çevre örgütleri ve aktivistler, plastik üretimine getirilecek olası sınırlamaların müzakere masasından düşürülmesinden endişe ediyor. Görüşmeler, BM Çevre Programı (UNEP) tarafından yürütülüyor ve hedef 2024 sonuna kadar yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmaya varılması.
Müzakerelerin arka planı ve tıkanma noktaları
Geçtiğimiz yıl Kenya'nın başkenti Nairobi'de düzenlenen 3. Oturum, plastik üretimine üst sınır getirilmesi konusundaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Petrol ve petrokimya şirketlerinin yoğun lobi faaliyetleri, özellikle plastik üretiminde başı çeken Suudi Arabistan, Rusya ve Çin gibi ülkelerin direnişiyle birleşince müzakereler kilitlenmişti. Bu ülkeler, plastik kirliliğiyle mücadelede atık yönetimi ve geri dönüşümün yeterli olduğunu savunurken; Avrupa Birliği (AB), Afrika ülkeleri ve küçük ada devletleri, üretimin kaynağında sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor. BM raporlarına göre, mevcut politikalarla 2040 yılına kadar plastik üretiminin yüzde 40 artması bekleniyor.
Bangkok'taki ara oturumda, tarafların müzakere metnini daraltması ve Kasım ayındaki ana oturuma hazırlık yapması planlanıyor. Ancak kampanyacılar, gündemin teknik konulara odaklanmasının, üretim sınırlaması gibi politik açıdan hassas başlıkların ertelenmesine yol açabileceğini belirtiyor. Greenpeace ve WWF gibi örgütler, plastik kirliliğinin yüzde 80'inin tek kullanımlık plastiklerden kaynaklandığını ve geri dönüşümün tek başına çözüm olmadığını ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ekonomi vs çevre
Plastik anlaşması müzakereleri, sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve ticari boyutları da olan karmaşık bir süreç. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve enerji krizi, petrokimya sektörünün plastik üretimini artırma eğilimini güçlendiriyor. Öte yandan, plastik atıkların denizlere karışması balıkçılık ve turizm gibi sektörleri tehdit ediyor. Özellikle Güneydoğu Asya ve Afrika ülkeleri, plastik ithalatı ve atık yönetimi konusunda ciddi sorunlar yaşıyor. ABD ise, daha önce iklim değişikliği müzakerelerinde sergilediği çekimser tavrı plastik anlaşmasında da sürdürüyor; federal düzeyde bağlayıcı hedeflere karşı çıkıyor. Uzmanlar, anlaşmanın başarısız olması halinde, deniz ekosistemine her yıl 11 milyon ton daha plastik atık karışacağını ve bunun 2040'a kadar iki katına çıkabileceğini hesaplıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, plastik üretiminde dünyada ilk 10'da yer alıyor ve petrokimya sektörü son yıllarda büyük yatırımlar alıyor. Bu nedenle plastik üretimine getirilecek sınırlamalar, Türkiye ekonomisi ve sanayi politikaları açısından kritik. Öte yandan, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ve Yeşil Mutabakat kapsamında uyum süreci, plastik atık yönetimi ve geri dönüşüm hedeflerini zorunlu kılıyor. Ayrıca, Akdeniz havzasında plastik kirliliği ciddi bir çevre sorunu ve turizm gelirlerini tehdit ediyor. Müzakerelerde Türkiye'nin, hem sanayi rekabetçiliğini koruyacak hem de çevre taahhütlerini yerine getirecek dengeli bir pozisyon alması bekleniyor.