Birleşmiş Milletler, Orta Doğu'da devam eden savaşın küresel insani yardım tedarik zincirlerini ciddi şekilde tahrip ettiğini ve çatışmaların anında durması halinde bile bu hatların en erken 2027 yılında toparlanabileceğini duyurdu. BM'nin Salı günü yayımladığı raporda, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla tetiklenen çatışmaların üzerinden yaklaşık 100 gün geçtiği ve etkilerinin giderek daha geniş bir alana yayıldığı belirtildi. Özellikle Kızıldeniz ve Babü'l-Mendeb boğazı gibi kritik deniz yollarının güvensiz hale gelmesi, yardım malzemelerinin taşınmasını neredeyse imkânsız kıldı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) yetkilileri, bölgedeki çatışmaların lojistik altyapıya verdiği zararın yardım kuruluşlarının operasyonlarını felç ettiğini vurguladı.
Savaşın tedarik zincirlerine etkisi
Rapora göre, savaş nedeniyle Yemen, Gazze, Suriye ve Sudan gibi halihazırda insani kriz yaşayan bölgelere yönelik yardım sevkiyatları yüzde 70 oranında azaldı. Özellikle tıbbi malzeme, gıda ve temiz su temininde büyük aksamalar yaşanıyor. BM Dünya Gıda Programı (WFP), mayıs ayı itibarıyla bölgede 40 milyondan fazla insanın akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu, bunun 2023'teki rakamların iki katı olduğunu bildirdi. Uzmanlar, tedarik zincirlerindeki kırılmanın sadece savaşın doğrudan etkisi olmadığını, aynı zamanda uluslararası nakliye sigortası primlerindeki artış, tüccarların riskten kaçınması ve limanların kapasite kaybı gibi faktörlerin de etkili olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımlar ve bölgedeki finansal işlemlerin yavaşlaması da yardım kuruluşlarının kaynaklara erişimini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, küresel ticaretin yüzde 12'sinin geçtiği bu rotayı neredeyse kullanılamaz hale getirdi. Petrol fiyatları savaşın başlamasından bu yana yüzde 25 artarken, yardım malzemelerinin lojistik maliyetleri üç katına çıktı. BM yetkilileri, çatışmaların sadece Orta Doğu'yu değil, Afrika Boynuzu ve Güney Asya'yı da etkilediğine dikkat çekiyor. Yemen'deki Husilerin deniz ticaretine yönelik saldırıları, uluslararası toplumun bölgeye yönelik insani yardımını büyük ölçüde engelliyor. Öte yandan, savaşın kalıcı etkileri arasında, petrol rafinerilerinin ve enerji altyapısının hedef alınması nedeniyle Irak ve Suriye'de elektrik kesintilerinin arttığı, bunun da su pompalama ve sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Uzun vadede, bu durum milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve bölgesel istikrarsızlığın derinleşmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu'da insani yardım tedarik hatlarının çökmesi, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi ve lojistik merkez rolünü doğrudan etkiliyor. Türkiye, savaş öncesinde Suriye ve Gazze başta olmak üzere pek çok krize müdahalede kritik bir geçiş ülkesiydi. Ancak mevcut durumda, yardım akışının azalması Türkiye üzerinden yapılan sevkiyatları da yavaşlatıyor. Ekonomik olarak ise Kızıldeniz'deki güvensizlik, Türkiye'nin dış ticaretinde önemli bir rota olan Süveyş Kanalı'nı etkileyerek lojistik maliyetlerini artırıyor. Güvenlik açısından, bölgede derinleşen insani krizlerin Türkiye'ye yönelik yeni göç dalgalarına yol açma riski bulunuyor. Bu nedenle Ankara'nın, tedarik zincirlerinin onarımı için uluslararası girişimlerde daha aktif rol alması beklenebilir.