Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), artan orman yangınları ve sıcak hava dalgalarının küresel hava kalitesini ciddi şekilde tehdit ettiğini açıkladı. Örgüt, hava kirliliği ve iklim değişikliğinin ayrı ayrı değil, birbirini besleyen bir kriz olarak birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. WMO'nun değerlendirmesine göre, sıcak hava dalgaları ve kuraklık, orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini artırarak atmosfere yoğun miktarda partikül madde ve zararlı gaz salıyor; bu da solunum yolu hastalıklarından ekosistem sağlığına kadar geniş bir yelpazede risk oluşturuyor.
Artan Yangınlar ve Isı Dalgaları: Hava Kalitesinde Bozulma
WMO'nun son raporlarına göre, son yıllarda özellikle Kuzey Yarımküre'de görülen rekor sıcaklıklar, orman yangını sezonunu uzatıyor ve yangınların kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor. Kanada, Yunanistan, Türkiye, Sibirya ve ABD'nin batısında yaşanan büyük yangınlar, milyonlarca insanın yaşadığı bölgelerde hava kalitesini “sağlıksız” seviyelere düşürdü. Bu yangınlardan çıkan duman, sadece yerel değil, sınır aşan bir kirlilik yaratarak binlerce kilometre uzaklıktaki şehirlerde bile partikül madde (PM2.5) konsantrasyonlarını artırıyor.
Örgüt, iklim değişikliğinin bu olayları tetikleyen temel faktör olduğunu belirtiyor. Artan sıcaklıklar, toprak nemini azaltıyor, bitki örtüsünü kurutuyor ve yangınlar için uygun koşulları yaygınlaştırıyor. Aynı zamanda, sıcak hava dalgaları ozon oluşumunu hızlandırarak yaz aylarında şehirlerde ozon kirliliğini yükseltiyor. WMO, bu iki olgunun (ısı dalgaları ve yangınlar) birleşerek hava kirliliği üzerinde çarpan etkisi yarattığını kaydediyor.
İklim Değişikliği ve Hava Kirliliği: Ayrılmaz İkili
WMO, hava kirliliği ve iklim değişikliğinin genellikle ayrı politik alanlar olarak ele alındığını, ancak bilimsel gerçekliğin bunu reddettiğini vurguluyor. Fosil yakıt kullanımı hem sera gazı emisyonlarını hem de hava kirleticilerini artırıyor. Benzer şekilde, orman yangınları hem karbon salıyor hem de insan sağlığını doğrudan etkileyen partiküller yayıyor. Bu nedenle, iklim politikalarının hava kalitesi hedefleriyle entegre edilmesi gerekiyor. WMO, hükümetlere “tek sağlık” yaklaşımını benimsemeleri çağrısında bulunarak, iklim eyleminin aynı zamanda hava kalitesini iyileştireceğini, bunun da erken ölümleri azaltacağını belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 7 milyon kişi hava kirliliği kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Orman yangınlarından kaynaklanan duman, bu yükü daha da ağırlaştırıyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve solunum rahatsızlığı olan bireyler risk altında. Ayrıca, yangın dumanındaki ince partiküller kalp krizi, felç ve akciğer kanseri riskini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sınır Aşan Kirlilik
Orman yangınlarının hava kalitesi üzerindeki etkisi yerel kalmıyor; atmosferik dolaşım yoluyla kıtalar arası taşınım söz konusu. Örneğin, 2023'te Kanada'daki devasa yangınların dumanı Atlas Okyanusu'nu aşarak Avrupa'da hava kalitesini düşürmüştü. Benzer şekilde, Sibirya yangınları Asya'nın büyük bölümünü etkiliyor. Bu durum, hava kalitesi yönetiminin uluslararası işbirliği gerektirdiğini gösteriyor. WMO, ülkelerin erken uyarı sistemlerini güçlendirmesi, yangın izleme ve tahmin kapasitelerini artırması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin sınır tanımayan doğası, küresel emisyon azaltım çabalarının hızlandırılmasını zorunlu kılıyor.
WMO'nun açıklamaları, yaklaşan COP toplantıları öncesinde iklim krizine karşı daha bütüncül bir yaklaşım çağrısı olarak yorumlanıyor. Örgüt, ülkelerin ulusal iklim planlarını (NDC'ler) hava kalitesi stratejileriyle uyumlu hale getirmelerini öneriyor. Bu, hem iklim hedeflerine ulaşmayı hem de halk sağlığını korumayı mümkün kılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle orman yangınları ve sıcak hava dalgalarından doğrudan etkilenen ülkeler arasında. Son yıllarda Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşanan büyük yangınlar, hava kalitesini düşürerek özellikle turizm ve tarım sektörlerini olumsuz etkiledi. WMO'nun uyarıları, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede hava kalitesi politikalarını entegre etmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, sınır aşan duman taşınımı komşu ülkelerle işbirliğini gerektiriyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve orman yönetimi yatırımları, hem iklim hem de hava kalitesi hedeflerine hizmet edebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası iklim müzakerelerinde daha aktif rol alması için bir fırsat sunuyor.