Birleşmiş Milletler (BM), yapay zeka (YZ) teknolojilerinin, özellikle derin sahte (deepfake) videolar yoluyla, mültecilere yönelik yanlış bilgi ve nefret söyleminin etkisini büyük ölçekte artırdığını belirtti. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından yayımlanan yeni bir raporda, dijital platformlarda hızla yayılan dezenformasyonun, mülteci topluluklarını hedef alan fiziksel şiddet, ayrımcılık ve sosyal dışlanma olaylarına doğrudan katkıda bulunduğu vurgulandı. Rapor, bu durumun özellikle Asya-Pasifik bölgesinde, mülteci kamplarında ve kentsel alanlarda yaşayan sığınmacılar için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğuna işaret ediyor.
Dezenformasyonun Yeni Boyutu: Yapay Zeka ile Ölçeklenen Tehlike
BM raporu, geleneksel söylentilerin aksine, yapay zeka teknolojilerinin ürettiği içeriklerin (deepfake videolar, ses kayıtları ve uydurma haberler) daha gerçekçi ve ikna edici olduğu için daha hızlı yayıldığını ve daha büyük kitlelere ulaştığını ortaya koyuyor. Raporda, bu teknolojilerin mülteciler hakkında suç, kaynak kıtlığı veya salgın hastalık gibi asılsız iddialar yaymak amacıyla kullanıldığı belirtiliyor. Örneğin, Myanmar'daki Rohingya mültecilerine yönelik YZ destekli kampanyaların, Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesinde gerginliği artırdığı ve ev sahibi topluluklarla mülteciler arasındaki ilişkileri zedelediği kaydedildi.
UNHCR'nin Dijital Strateji Direktörü, "Bu, yeni bir cephe. Yapay zeka, nefreti ve önyargıyı daha önce görülmemiş bir hız ve ölçekte yayma kapasitesine sahip. Bu sadece çevrimiçi bir sorun değil; gerçek dünyada mültecilerin fiziksel güvenliğini tehdit eden bir krize dönüşüyor" ifadelerini kullandı. Raporda ayrıca, sosyal medya platformlarının YZ içeriklerini tespit etme ve kaldırma konusundaki yetersizliğinin, sorunu daha da derinleştirdiği vurgulandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya Pasifik'teki Kırılganlık
Raporda özellikle Asya-Pasifik bölgesine dikkat çekiliyor. Bölgedeki dijital okuryazarlık oranlarındaki eşitsizlikler ve sosyal medya kullanımının yaygınlığı, dezenformasyonun daha kolay yayılmasına zemin hazırlıyor. Endonezya ve Malezya gibi ülkelerde, mültecilerin iş fırsatlarını çaldığı veya suç oranlarını artırdığı yönündeki YZ destekli propagandaların, kamuoyunda mülteci karşıtı duyguları körüklediği belirtiliyor. Aynı şekilde, Afgan mültecilerin Pakistan ve İran'daki durumuna ilişkin üretilen sahte görüntüler, bu ülkelerde sığınmacılara yönelik saldırıları tetiklemiş durumda.
Küresel ölçekte ise BM, YZ kaynaklı dezenformasyonun insani yardım operasyonlarını da olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Mültecilerin aşı karşıtı veya yardım çalışanlarının güvenilmez olduğu yönündeki asılsız iddialar, saha çalışanlarının görevlerini yerine getirmesini zorlaştırıyor. Raporda, bu durumun uluslararası iş birliğine zarar verdiği ve mülteci koruma mekanizmalarını zayıflattığı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla mülteci barındıran ülke olarak bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ülkede özellikle Suriyeli mültecilere yönelik yürütülen dezenformasyon kampanyaları, toplumsal uyumu zedelemekte ve güvenlik riski oluşturmaktadır. Yapay zeka destekli sahte içerikler, Türkiye'deki mülteci karşıtı söylemleri besleyerek sosyal medyada sık sık gündeme gelmektedir. BM'nin bu uyarısı, Türkiye'nin dijital okuryazarlık politikalarını güçlendirmesi ve yabancı düşmanlığıyla mücadelede yapay zeka kaynaklı tehditlere karşı önlem alması gerektiğini ortaya koyuyor. Aksi takdirde, mülteci topluluklarına yönelik nefret suçları artabilir ve bu durum ulusal güvenliği tehdit edebilir.