BM nükleer müfettişleri, İran'ın ABD tarafından bombalanan nükleer tesislerinde herhangi bir onarım veya yeniden inşa faaliyeti tespit etmediklerini bildirdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) yetkilileri, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirilen ABD hava saldırılarının ardından söz konusu tesislerde inceleme yapma imkanı bulamadıklarını, ancak mevcut uydu görüntüleri ve istihbarat verilerinin kayda değer bir onarım faaliyetine işaret etmediğini belirtti. Bu açıklama, Tahran'ın ajansın müfettişlerine ülkedeki atomik tesislerin büyük bölümüne erişim izni vermemeyi sürdürdüğü bir dönemde geldi. İran, nükleer programına yönelik uluslararası denetimleri kısıtlama politikasını sürdürürken, IAEA'nın elindeki sınırlı bilgi, İran'ın nükleer kapasitesinin gerçek durumu hakkında belirsizliği artırıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD, 2025 yılının başlarında İran'ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları düzenlemiş ve özellikle Fordu ve Natanz gibi kritik uranyum zenginleştirme merkezlerini hedef almıştı. Saldırıların ardından İran yönetimi, tesislerde meydana gelen hasarın boyutları hakkında ayrıntılı bilgi vermemiş, ancak ülkenin nükleer faaliyetlerinin devam ettiğini açıklamıştı. IAEA, saldırılar sonrası İran'dan tesislere erişim talep etmiş, ancak Tahran yönetimi bu talepleri büyük ölçüde reddetmişti. Ajans yetkilileri, şimdiye kadar yalnızca birkaç tesise sınırlı erişim sağlanabildiğini, bu tesislerde de onarım izine rastlanmadığını kaydetti. Bununla birlikte, erişim engelleri nedeniyle İran'ın nükleer programının tamamı hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapılamıyor.
İran'ın nükleer programı, 2015 yılında imzalanan ve 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) sonrasında belirsiz bir döneme girmişti. Tahran, anlaşmanın çökmesinin ardından uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a kadar çıkarmış, bu da silah kalitesine yakın bir seviye olarak değerlendirilmişti. BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırımlarına rağmen İran, nükleer faaliyetlerini gizlilik içinde sürdürmekle suçlanıyor. IAEA'nın son raporları, İran'ın belirli tesislerde izinsiz faaliyetlerde bulunduğuna dair işaretler içeriyor ancak somut kanıtlar sınırlı.
Uzmanlar, İran'ın onarım faaliyetlerini gizli tutmak için tesisleri yer altına taşıyor olabileceğini veya mevcut hasarı kamuoyundan sakladığını belirtiyor. Ancak IAEA'nın elindeki uydu görüntüleri, bombalanan bölgelerde belirgin bir hareketlilik olmadığını gösteriyor. Yine de ajans, erişim kısıtlamaları nedeniyle kesin bir yargıya varmaktan kaçınıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İran'ın nükleer programı konusundaki uluslararası endişeleri yeniden alevlendirdi. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah edinme çabalarını engellemek için askeri seçenek dahil tüm araçları kullanabileceklerini yinelemişti. IAEA'nın açıklaması, İran'ın saldırılar sonrası nükleer kapasitesini yeniden tesis etmek için herhangi bir adım atmadığı yönünde bir izlenim yaratsa da, erişim engelleri nedeniyle bu durumun doğrulanması güç.
Bölgesel güç dengesi açısından, İran'ın nükleer tesislerini onarmaması, ABD'nin caydırıcılık gücünün bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Ancak aynı zamanda İran'ın nükleer faaliyetlerini gizlice sürdürme ihtimalini de akıllara getiriyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programını yakından takip ederken, diplomatik çözüm çağrılarını sürdürüyor. Avrupa Birliği ise İran ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor, ancak ABD'nin yaptırım politikaları nedeniyle etkisi sınırlı.
Küresel düzeyde, IAEA'nın raporları nükleer silahsızlanma rejiminin etkinliği konusunda soru işaretleri oluşturuyor. İran'ın işbirliğinden kaçınması, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamındaki denetim mekanizmalarının zayıflığını gözler önüne seriyor. BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları, İran'a yönelik yeni yaptırımların önünü tıkıyor. Rusya ve Çin, İran ile ticari ilişkilerini sürdürerek Batı'nın baskı politikalarını deliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer programındaki belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, komşusu İran ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini dengelemeye çalışırken, nükleer silahlanma yarışının bölgede istikrarsızlığa yol açmasından endişe ediyor. ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırıları ve yaptırımları, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Ayrıca İran'ın nükleer kapasitesini gizlice geliştirmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel denge açısından dikkatle izlediği bir konu. Türkiye, diplomatik çözümü savunurken, İran ile Batı arasında arabuluculuk rolü üstlenebileceğini zaman zaman gündeme getiriyor. Ancak ABD'nin sert tutumu ve İran'ın esnek olmayan yaklaşımı, Ankara'nın manevra alanını sınırlıyor.