Birleşmiş Milletler Myanmar İnsan Hakları Özel Raportörü Kelley Currie, Malezya hükümetine seslenerek ülkede bulunan Myanmar vatandaşlarının geri gönderilmesinin derhal durdurulmasını istedi. Currie, söz konusu kişilerin Myanmar'a dönmeleri halinde zulüm, işkence veya diğer ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşabileceklerini vurguladı. Raportöre göre, geri gönderilme riski altında olan yaklaşık 5.000 Myanmar vatandaşı bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Myanmar'da Şubat 2021'de ordunun yönetime el koymasının ardından ülke genelinde geniş çaplı insan hakları ihlalleri rapor edilmeye başlandı. Askeri rejim, muhaliflere, gazetecilere, insan hakları savunucularına ve etnik azınlıklara yönelik baskılarını artırdı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, darbe sonrası yüz binlerce kişi ülkeyi terk etmek zorunda kaldı; komşu ülkelerdeki Myanmar toplulukları önemli ölçüde büyüdü.
Malezya, bölgede en fazla Myanmar vatandaşını barındıran ülkelerden biri konumunda. Ülkede kayıtlı ve kayıtsız çok sayıda Myanmar uyruklu kişi yaşıyor. Malezya makamları zaman zaman bu kişileri geri gönderme kararları alırken, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri söz konusu iade işlemlerinin uluslararası hukuka aykırı olabileceği uyarısında bulunuyor.
Kelley Currie'nin açıklaması, Malezya'nın son dönemde Myanmar vatandaşlarını geri gönderme yönündeki adımlarının ardından geldi. Currie, geri gönderilecek kişiler arasında siyasi muhalifler, aktivistler ve etnik azınlık mensuplarının bulunduğunu belirterek, bu kişilerin Myanmar'da keyfi gözaltı, işkence ve hatta ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. BM raportörü, Malezya'nın uluslararası mülteci hukuku ve insan hakları yükümlülükleri çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki kriz, Güneydoğu Asya'da geniş yankı uyandırmış durumda. Tayland, Bangladeş ve Hindistan gibi komşu ülkeler de Myanmar'dan kaçan insanlar için önemli geçiş güzergâhları ve ev sahibi ülkeler haline geldi. Ancak bu ülkelerin çoğu, mültecilere yönelik kapsamlı koruma mekanizmaları oluşturmakta isteksiz davranıyor. ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) ise Myanmar konusunda ortak bir tutum belirlemekte zorlanıyor; askeri yönetimle diyalog çağrıları sonuçsuz kaldı.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Malezya'nın geri gönderme kararlarını kınayarak, bu tür işlemlerin "refoulement" (geri gönderme) yasağını ihlal ettiğini savunuyor. Uluslararası hukuka göre, bir kişinin işkence veya ciddi zarar görme riski bulunan bir ülkeye gönderilmesi yasak. BM raportörünün açıklamaları, Malezya'nın bu yükümlülüğü yerine getirmesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.
Malezya hükümeti ise henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak ülke yetkilileri daha önce, Myanmar vatandaşlarının yasal statüsünün bulunmadığını ve geri gönderme işlemlerinin ikili anlaşmalar çerçevesinde yürütüldüğünü savunmuştu. İnsan hakları savunucuları, Malezya'nın Myanmar'daki askeri yönetimle yaptığı iş birliğinin, baskı altındaki kişilerin güvenliğini tehlikeye attığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki insan hakları krizi ve mültecilerin geri gönderilmesi tartışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel mülteci koruma rejimi açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak, geri gönderme yasağının uluslararası hukuktaki bağlayıcılığını sık sık vurguluyor. Malezya örneği, zulüm riski altındaki kişilerin iadesinin önlenmesi için uluslararası baskının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Ayrıca Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ilişkilerini geliştirirken insan hakları boyutunu da gözetmek durumunda. Bölgesel istikrarsızlık, küresel göç dalgalarını tetikleyerek Türkiye gibi transit ülkeleri dolaylı yoldan etkileyebilir.